Ortak Tenhalar

İçimden Geçenlerden Bir Parça

Varlığından haberdar olduğumu unuttuğum bir kitabı aldım rafımdan. Herkesin ilk aklına gelen şeyi yaptım. Gözlerimi kapadım ve bir sayfasında durup ilk cümlesini okudum. Bu tarz durumların rastlantı olduğuna inanmadığımdan o cümle beni bazı düşüncelere sürükledi ve şimdi buradayım.

“Şu gerçektir ki, birisi bazen çok yoğun bir tutkuyla acı çekmeye bağlanır.”

Size ne kadar inandırıcı gelir orasını bilemem ama bu sıralar kendime yaptığım şey tam olarak buydu.
Gerçekten bunun için mi gelmiştim hayata? Acıdan zevk alabilmek için mi uğraşıyordum?
Hayır, hayattan istediğim bu değildi benim. Tutku duymak istediğim şeyler farklıydı. En azından bir zamanlar hayallerimde farklıydı.
Bu cümleyi okudum ve özünde tutku duymak istediğim ya da eskiden tutku duyduğum şeyleri düşündüm. Bazıları artık ne kadar da uzaktı ne kadar da yabancı hissettiriyorlardı bana. Yapmak istediklerim ve yaptıklarım arasında dağlar kadar fark yoktu belki ama bazı durumlar ben gibi hissettirmiyordu.

Hani hep deriz ya “bir boşluğa düştüm sanki” diye ben fark ettim ki düştüğüm şey boşluk falan değildi hatta öyle bir anda da olmamıştı zaten. Yaşadığım hiçbir şey sebepsiz olamazdı. Bu zamana kadar başıma gelen her şeyin bir sebebi vardı, sadece bazılarını ben fark edememiştim.
Fark etmek için çok geç kalmış hissetmiyordum hatta hâla sebebini bilemediğim bir şekilde bir şey hissedip hissetmemem gerektiğinin de
farkında değildim.

Sadece biliyordum ki içime attıklarım artık daha fazla içimde barınmak istemiyordu. Bunlar zamanla biriktiği için de zamanla düşmeye başlamıştım ben de. En sonunda dibe kadar düştüm. Bir çıkış yolu var mıydı, olmalı mıydı, ne yapmalıydım bundan tam emin değildim.
Tamamıyla bir bilinmezliğe düşmüşüm hissi uyandırsa da anlattıklarım, aslında olan bu değildi sadece aklım, bana böyle düşündürüyordu tıpkı sizin de aklınızın size böyle düşündürdüğü gibi. Olan her şey bariz belliydi.
Ben, yaşadığım çoğu şeyin sebebini biliyordum sadece bunlarla nasıl baş etmem gerektiğini bilip uygulamakta zorlanıyordum.

Günlerim mükemmel değildi tıpkı benim de mükemmel olmadığım gibi. Ama elimdekilerle mutlu olmayı başarabiliyordum. Olması gereken bu olduğu için değil, ben böyle olmasını istediğim için yapıyordum bunu. İstediğim gibi yaşamak tam anlamıyla bu değildi evet ama çaba gösteriyordum ve çaba sarf ettiğimi bildiğim için içim gayet rahattı.
Sonra görmezden geldiğim (ama aslında gelmemem gereken) şeyler gün geldi yüzüme bir tokat gibi çarptı. Onlar daha fazla kaçamazdım ama kaçabilmek isterdim. Kaçabildiğimde daha huzurlu olacağımı düşünürdüm ama yine yanılıyordum. Asıl onlarla baş etmeyi öğrendiğimde, baş etmek için çabaladığımda huzurlu olabilecektim. Kaçmam gereken, beni huzursuz eden şeyler olmayacaktı.

Farkına varamadığım için pişman değildim aksine mutluydum belki de hiç farkına varamayabilirdim diye. Ama artık yaşadıklarımı içime atamazdım, bastıramazdım. Kendime en azından bu şekilde daha fazla zarar veremezdim. Hayattaki amaçlarımı kendime tekrar hatırlatıp onlar için çabalamalıydım.

Okuduğum bir tek cümle bana bunları düşündürmeye yetmişti. Belki hemen harekete geçmemi sağlamayacaktı bu cümle ama bu cümleyi okumamın kesinlikle bir anlamı olmalıydı ve bunun farkına varmalıyım, vardım da.

Anladım ki hayatta kendimize ifade etmekten kaçındığımız gerçekler, zorluklar bir gün bizi gelip buluyor. Biz onlardan kaçmaya çalıştığımız için bize verecekleri yararlardan da kaçıyoruz bize zarar vermelerine sebep oluyoruz.

Özümüzde kendimize acı vermekten tutku duymuyor olsak bile öyle bir duruma düşürüyoruz ki kendimizi doğru olan buymuş gibi hissediyoruz ama aslında tutku duyduğumuz her şey içimizde yatıyor ve bunun en doğrusunu yine sadece biz biliyoruz.

Kendini kötü hisseden, kendi gibi hissetmeyen ya da içinde bulunduğu herhangi bir durumdan rahatsız olan herhangi bir kimse, bu yazıyı okuduysan umarım sana biraz da olsa ışık olabilmişimdir. Unutma ki her şey senin elinde ve hayat, senin hayatın.

» Meryem Tütünci

Ben Meryem 17 yaşındayım ve deneme yazıları yazmaya büyük bir ilgim var.Bu yazıları insanlarla paylaşmayı çok seviyorum ve daha fazla insana erişebilmek için birçok yöntem kullanmaya çalışıyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gerçeğin İki Yüzü

 İki aslan başlı demir anahtarlığa bakarken, kapının önünde tekrar durakladı Âti. Babası yaşarken bu odanın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir