KitapKitap İncelemeleri

Hiçbir Zamana Ait Olmayan Adam

“Ne yapıyorum ben?’ diye söylendi. Kendisine sorduğu bu sorunun cevabı muhakkak vardı. Her sorunun bir cevabı bulunuyordu. Evren, bu şekilde tasarlanmıştı. Öyle ya! Ancak soruların cevapları evrene dağılmıştı ve bu sorduğu sorunun cevabı da arayıp bulması gereken bir yerdeydi. Gizli bir hazine misali, bir yerlerde onu bekliyordu.”

Amerkan İç Savaşı zamanında Virginia’daki Old House ormanlarında çırılçıplak bir adam olan Phil Toronski’nin koşarak kaçması ile başlıyor macera. Tüm bu olumsuzluklar içerisinde asıl sorun ise; adamın geçmişini, kendisinin kim olduğunu, orada ne aradığını ve kimden kaçtığını bilmiyor olması. Tek bir bildiği var; o da yakalanır ise öleceği gerçeği…

Her şeyin bittiğini düşündüğü sırada karşısına çıkan silahlı gruptan öğrendiğine göre; 1863 yılındaki kölelik savaşında, güneyli ve kuzeyli grubun çatışmasının tam ortasına düşmüştür. Kendisini koruyan bu silahlı ve güneyli adamlar, kim olduğunu, nereden geldiğini anlatana kadar kalması için Phil’i alıp bir kulübeye kapatır. Burada gördüğü Beth isimli yeşil gözlü kız, onu nereden tanıdığını bilmeyen Phil’in hafızasında bazı çağrışımlar yapar. Rüyalarında kendisini bir gökdelenin 37. katında gören Phil, aynı zamanda cep telefonları, ışıklı panolar, uçaklar da görmeye başlar. Acaba bunların bir anlamı var mı? Phil kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini hatırlayacak mıdır? 57 haneli Diggs Kasabası’nda onu ne gibi sürprizler beklemektedir?

Phil Toronski’nin ikinci macerası ise 2169 yılının Yeni Dünya’sındaki Kızıl Şehir’de başlıyor. İnsanların dünyanın havasından suyundan faydalanarak özgürce dolaştığı, doğal besinlerinden faydalandığı, uzun yıllar yaşadığı dönemler çok eskilerde kalmıştır. Artık kimse yazmadığı için kitaplar yok, dünya ıssız ve karanlık, balıklar avlanmıyor, ağaçlar oksijen üretmek yerine yakaladığı canlıları öldürüyor, yağmurlar bereket yerine yeryüzüne asit saçıyor, içme suları hayat vermek yerine can alıyordur.

Hiçbir Zamana Ait Olmayan AdamCep telefonlarının olmadığı, sabit telefonların limitli olarak kullanıldığı bu çağda, bir grup insan yaşam süresini uzatmanın formülünü bulmak için Uzak Diyar’a gitmek üzere yola çıkmıştır. Phil Toronski bu grubun karşısına yine çaresiz bir şekilde nereden gelip burada neden bulunduğunu bilmez bir şekilde çıkar. Gruptaki güzel Beth yine onun dikkatini çekip kafasında soru işaretlerinin oluşmasına neden olur. Phil, bilinmez tehlikelerle dolu bu dünyada var olabilmek için grubun güvenini kazanabilecek midir? Beth’i nereden tanıyordur? Her şeyden önemlisi, kendisi kimdir ve neden sürekli zamanda yolculuk yapmaktadır?

Yazarın 4.romanı olan kitabın türü fantastik-bilimkurgu özelliğinde. Tüm kitaplarını okumuş bir okur olarak, yazarın bu kitabı bana göre içlerinde en iyisi idi. Zira harika kurgunun yanı sıra, dilin akıcılığı da sizi kitaba bağlıyor. Sayfa sayısının çokluğu sakın ola ki gözünüzü korkutmasın, zira o kadar sürükleyici bir konusu ve zorlamayan bir dili var ki zaten kitabı elinizden bırakamayıp kısa zamanda bitiriyor olacaksınız. Kitap hakkında olumsuz olarak söyleyebileceğim tek şey, yazarın zaman zaman tekrara düşmüş olması. Ancak olayların ve karakterlerin bu kadar iç içe olduğu bir romanda birkaç seferden fazla olmayan bu durumu açıkçası rahatsız edici bulmadığımı da söylemek isterim. Yazarın bu kitabında da karakter zenginliğine şahit oluyoruz. Bazı okurlar bunu kafa karıştırıcı olarak bulsa da, ben bu durumu yazarların hayal gücünün zenginliği olarak görüyorum.

Yazarın daha önceki kitaplarını okurken de ‘keşke bu kitap senaryolaştırılsa’ demişliğim vardı. Ancak bunu hiç bu son kitabını okurkenki kadar içten dileyerek okumadım. Hatta kitabı okurken “sanki iki kitabı bir arada okuyorum, bundan bir film serisi bile çıkar” dedim. Yazarın kitaptaki ‘son söz’ bölümünü okuduğumda ise, yazarın tüm bu düşüncelerimden bahsettiğini görüp bunu bana kitabındaki kurgu ile hissettirmeyi başarabilen yazarın kalemine bir kez daha hayran kaldım. Gerilim, bilimkurgu, fantastik tarz kitaplar seviyorsanız; yazarın kitaplarından birine mutlaka şans vermelisiniz.

Hiçbir Zamana Ait Olmayan Adam
Olcay Şeker
Cinius Yayınları
605 sayfa, 2017

Etiketler

Müge Akçayoğlu

'Mühendislik farkültesi mezunu bir bankacı, aynı zamanda da Baloğul'un annesiyim. Bir memur çocuğu olarak, küçükken çuvallarca kitabım varken, büyüyüp yerleşik düzene geçtiğimden artık kitaplıklar dolusu hazinelerim var. En büyük hayalim, oğluma miras bir kitaplık bırakabilmek. Denizin mavisine, doğanın yeşiline, günün her saatindeki kahveye ve bir de kedilere aşığım. Kitabın her türünü, insana umut ve neşe veren çocuk kitapları dahil, okumayı çok seviyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)