“Tarih boyunca eğer bir yerde güç varsa o güç hep kullanılmıştı, bu sefer de aynısı olacaktı…” sözü ile aklıma kazınan bir kitap oldu ‘Hesaplaşma’. Ancak kitaba geçmeden önce tarihçi yazar Atakan Büyükdağ’dan ve kitaplarını yazış sebebinden bahsetmek istiyorum.

Aslen yüksek mühendis olan Atakan Büyükdağ, 2007 yılında en büyük toplama kamplarından Dachau’ya yaptığı gezinin ardından Nazi Almanya’sına ilgi duymaya başlayarak araştırmalarına girişmiş. Ancak hepimizin karşılaştığı sıkıntılardan biri olan Türkçe kaynaklarının birbirine yönlendirmesi ve bazen alakasız yerlere savrulması ile çıkmaza girmiş. Bu sebeple de güvenilir bir Türkçe kaynak oluşturma çabasına girerek önce tarihiolaylar.com projesini hayata geçirmiş ardından ise kitaplarını yayınlamış.

Yazarın 3. kitabı olan ‘Hesaplaşma’da II. Dünya Savaşı’nın az bilinen noktalarından birini Türkçe literatüre ilk defa geçen 38 kaynaktan toplanan arşiv bilgilerine ek olarak 140 farklı kaynak ile bu bilgileri desteklemiş ki kitapta çok sevdiğim noktalardan biri oldu bu. 3 bölümden oluşan ‘Hesaplaşma’ aslında ‘Kavgamız’ın devamı niteliğinde ama ‘Kavgamız’ı okumadan ‘Hesaplaşma’yı okuduğunuzda zorlanmıyorsunuz. Dünya tarihinin en yıkıcı silahının, atom bombasının etrafında dönüyor kitap. Hitler, İngiltere ve Amerika’dan 2 yıl önce başlamıştır atom bombası yarışına. Bunun gerekli iki önemli malzeme vardır. İlki uranyum ki bunu zaten işgalleri sayesinde elde etmiştir ve avrupada yer alan bütün uranyum kaynakları Nazi Almanyası kontrolündedir. İkincisi ise elde etmesi çok zor olan ağır su. Bunu elde etmek için Norveç’i de işgal eden Hitler’in tek yapması gereken yeterli miktarın elde edilmesi için beklemektir.

İlk bölümde anlatılan Norveç işgalinin ardından ikinci bölümde İngiltere ve Amerikanın kapıldığı korku ile yarışa dahil olma çabalarını görüyoruz. Bu çabanın önemli kısmı Manhattan Projesi olarak anlatılan Amerikanın atom bombası yapımı ve Norveçte yer alan ağır su üretim tesisi Vemork’un sabote edilmesi. Üçüncü ve son bölüm ise tarihin en vahşi ve üzücü olaylarından birini anlatıyor. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan iki atom bombasını, uranyum bazlı Little Boy ve plütonyum bazlı Fat Man’in, operasyonların ve Japonya’nın çektiklerini… Çok akıcı ve sade bir dil kullanmış Atakan Büyükdağ bu olayları anlatırken ancak yazıları ile okuyucuyu gerektiğinde korkutmayı gerektiğinde germeyi ve heyecanlandırmayı da başarmış. Fotoğraflar ile görselliği de sağlanan ‘Hesaplaşma’ iyi ki okudum dediklerim arasında yerini aldı bile. Herkesin okumasını tavsiye edeceğim akademik değeri yüksek bilgi dolu bir kitap.

Alıntı:
“İnsan savaşın ne oldugunu, ancak bittigi zaman anlar.”

Tanıtım Bülteninden:
“Evet değerli dinleyiciler. Bugün tarihin belki de en karanlık günü.Almanya sabah saatlerinde Londra’ya ve Moskova’ya eşzamanlı olarak attığı atom bombalarıyla dünya tarihinin en acımasız katliamını gerçekleştirdi. Hem Londra hem de Moskova sokakları can pazarına dönmüş durumda, ölü sayısı milyonları aştı. Yerde yatan insanların yüzleri seçilmiyor, patlamaya yakın olanların ise bedenlerinden eser yok.”

Eğer bu kitapta anlatılan gizli tarih yaşanmasaydı 1940’ların ortalarında herkes yeni güne böyle bir radyo yayını ile uyanabilirdi.

Amerika ve İngiltere savaş sırasında bu korkuyla nasıl yaşayabildiler?
Almanlar nükleer silah programı başlatırken onlar ne yapıyorlardı?
Almanya atom bombasını neden icat edemedi? Bir sabotaj mı gerçekleşti? Peki nasıl?
Amerika, Almanya’nın teslim olmasına rağmen neden atom bombası projesini devam ettirdi?
Başka amaçları mı vardı?
Savaş sonrası tüm o Alman teknolojisine ne oldu?
Sivillerin günahı neydi?

Hesaplaşma ile ilk defa Türkçe literatüre girmekte olan arşiv bilgileriyle, ülkemizde daha önce çoğu cevaplanmamış tüm bu sorulara cevap bulacak ve bu benzersiz bilgi keşfini Hitler’in, Churchill’in, Stalin’in ve Roosevelt’in hatta bazen Truman’ın botlarıyla, II. Dünya Savaşı’nın yaşandığı topraklarda seyahate çıkarak, o anları yaşayarak gerçekleştireceksiniz.

Hesaplaşma
Atakan Büyükdağ
Destek Yayınları
408 sayfa, 2017