Kitapkolik
KitapKitap İncelemeleri

Hayatı Hava Kaçıran Bir Adamın Öyküsü

Otur Orhan, bana hayatını anlat, dedim sanki; Orhan öyle bir anlatmaya başladı ki kendimi birden onun hayatının içinde buldum. Orhan anlattıkça ben gülümsedim, ben gülümsedikçe Orhan hikâyesini anlatmaya devam etti.

“Adımı annem koymuş, onun icadı bu “Orhan”. Pencereden rahat bağırabilmek için zaar. Ne de olsa iş çocuk çağırmaya geldi mi iki hece idealdir: Or-haaaan! Ya da kızdı mı veledizinaya, son harfine dek çatlatırsın vurguyu: Or-hannn! “

Orhan doğma büyüme Cihangir’li, nam-ı diğer “Acemi Kolpacı”. Hukuk fakültesini bitirmesine rağmen mesleğini yapmamış, hayatta hiç bir gayesi olmayan, işe yaramayan biri olarak görüyor kendisini. Ablası Nebahat ile aynı evi paylaşıyor, tek akrabaları ise huucu olarak gördüğü halası.

Orhan’ın hayatı sanal ortamda tanıştığı Aslı ile birden değişiyor. Aslı hayatına girince Orhan’ın sakin hayatında bir koşuşturmaca başlıyor. Kendini bir anda evli ve inşaat çetelerinin arasında hukuk mücadelesi vermeye çalışırken buluyor. Olaylar bundan sonra hızla akıp gidiyor.

Başar Başarır’ın öykü kitaplarından sonra ilk roman denemesi bu kitap. Yine öykü kitaplarında sıkça rastladığımız gibi bölümlere ayırarak yazmış. Okurken karakterlerin kendi hikâyelerine de misafir oluyorsunuz. Kitapta günümüz ve geçmiş olarak anlatılan iki ayrı hikâye var ve birbirine paralel biçimde ilerliyor.

Orhan’ın anlattığı bölümler günlük ve argo terimler içeriyor. Aslı’nın anlattığı bölümler Viyana’dan gelmesi sebebi ile bozuk bir Türkçe ile devam ediyor. Geçmişten gelen 70’li yılların tiyatro anılarını anlatan Aslı’nın babasının bölümlerinde ise eski kelimeler göze çarpıyor. Okurken tam bir dil cümbüşüne şahit oluyoruz.

Kitap genel olarak mizahî bir anlatıma sahip ama bazen yüreğe dokunan öyle bir anlatım var ki yüzünüzde tebessümü bir anda silip düşünmeye sevk ediyor.

“Bir ‘zaten’de neler gizlidir, bilir misiniz? Bütün sorulmamış hesaplar. Ses çıkarılmamış hatalar. Hoş görülmüş, görmezden gelinmiş, katlanılmış her türlü yanlış. Sonradan ortaya çıkan mahsurlar… Kapı aralığında komşu teyzelerden öğrenilen ve kişiyi kıskançlığa boğan bi dedikodu. Zaten demek, doldum ben demek. Zaten demek, geçen gün yediğin haltı daha unutmadım demek. Zaten demek, alakasız mevzuları bir araya getirip başından aşağıya şimdi boşaltıyorum demek. Görülecek hesabımız var, hiçbirini unutmadım, bana yutturamazsın… Sen zaten…”

Orhan’ın gözünden dünyaya, aşka, hayata, kendine, ailesine, hak ve hukuka dair iç sesini okurken, bir erkeğin gözünden olayları kavramaya çalıştım. Orhan’ın hayata dair bir boş vermişlik bakışı var. Hayatımızdaki düzenin ne kadar düzmece olduğu, kuralların bile bir yerde esnetildiği, olmayacak işlerin kılıfına uydurulduğunu düşündüğünden beri hayatını askıya almış. Bu yüzden ailesi bile onu işe yaramaz olarak görüyor; öyle ki bir süre sonra adı bile “Sibop”a çıkıyor. Orhan, hayatını hep bir yerinden kaçırıyor.

Çok severek okuduğum bir kitap oldu Sibop. Yazarın dilin her türlü biçimini kullanmasına, anlatımına hayran kaldım. Muzip bir yazar, okuyucusu gülümsetmeyi gayet iyi biliyor. Kelime oyunları harikaydı, söylenen sözle verilmek istenen mesajı tam on ikiden vuruyor. Cümleler arasına sıkıştırdığı deyişlerle hayata dokundurmayı iyi biliyor. Mizahî anlatımın altında, hayatın gerçeklerine dair ince göndermeler yapmasına da bayıldım.

Şu memlekette ağzını korkmadan açabileceğin yegâne yer hususi dişçidir. Çenesini tutamayan daima kaybeder.

Sibop
Başar Başarır
Can Yayınları
324 Sayfa, 2017

Etiketler
Daha Fazla Göster

Nergiz İnce

Yazmaktan çok okumayı seviyorum aslında; ama konu okuduklarımı paylaşmaya gelince kelimeler cümlelere dönüşüveriyor beynimde. Yeni yazarlar tanımak, onların eserlerini okumak, bir şeyler yazma isteğini tetikliyor bende. Paylaşılan her şey güzeldir. Yazarların bizlerle paylaştıkları eserlerini, ben de sizlerle paylaşmak için kitapcafe.com'dayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı