Kitap İncelemeleri

Hay Bin Yakzan

Selam okur dostum!
Bittikten sonra derinden bir Ahh! çektiğim ve öylece uzaklara daldığım bir eserdi Hay bin Yakzan. Bu anlatıdan bahsederken kitap kelimesini kullanmaktan kaçınmaya çalışacağım çünkü basit bir okuma eylemi değildi yaptığım. Büyüleyici bir hayal alemine daldım ve orada bana var oluşa, hakikate, yaşamın anlamına ilişkin esrarlı bir dünya gösterildi. Bu dünyadan payıma düşeni aldım mı desem, bunu sadece anladığım kısımları için söyleyebilirim ki aldım!

Yunancadan Arapçaya 9.yüzyılda çevrilen Salaman ve Absal öyküsünden yola çıkılarak yazılan Hay bin Yakzan, 14.yüzyılda batı dünyasını kasıp kavurmuş, pek çok düşünüre yol gösterici olmuş ve birçok Avrupa dillerine defalarca çevrilmiş bir yapıt. Öyle ki şu an bizlerin klasik diye okuduğumuz kitaplara ve yazarlarına(başta Daniel Defoe, Thomas More, Francis Bacon, Benedictus Spinoza olmak üzere) yol gösterici olmuş ve yine bir çok sanatçıya ilham kaynaklığı etmiş. Peki bizim dilimize neden 1923 gibi geç bir tarihte kazandırılmış? Neden dünyayı bu kadar etkisi altına alan bir eseri Osmanlı görmezden gelmiş benim kafama en çok takılanlardan biri bu oldu.

Bu yapıtta neler anlatılmış sana bahsedeceğim ama baştan söyleyeyim anlattığım kısım anlatmadıklarımın buzdağının görünen kısmından da az.

Herhangi yönlendirici bir etken olmadan bilime, ilime, insanlığa, var oluşa, uzaya, Allah’a…ne kadar hakim olup da bilgi sahibi olabilirsin? Sadece gözlem ve sezgi gücün ile aklını kullanarak dünyanın sırlarına vakıf olma şansın var mı? Bunu 21.yüzyılı son teknoloji ile yaşıyor olan bizlerden kaç kişi becerebilir? Yüzyıllar öncesinde bunu yapmış ve kanıtlarıyla bize aktarmışlar.

İbn Sina 11.yüzyılda Salaman ve Absal öyküsünden esinlenerek “Hay bin Yakzan” isimli bir öykü yazıyor ve bunu 12.yüzyılda yine aynı isimle bir öykü yazan İbn Tufeyl takip ediyor. Hay bin Yakzan!
Yakzan oğlu Hay, yani Uyanık oğlu Diri!

Her iki düşünürün de (lütfen bu iki filozof, düşünür hakkında bilgi sahibi değilseniz kısa bir araştırma ile bilgi edinin) aklına zekasına ve ilmine hayran olacağınız zorlayıcı satırlarla dolu olan bu eser muhteşem bir otodidakt öyküsüdür.

Hay Bin YakzanHay bin Yakzan insan aklının-ki aklı her şeyden üstün görür, din, toplum ve toplumların alışkanlıkları olmadan da bağımsız bir biçimde bilimsel bilgiye ulaşabileceğini savunur. Bunu da başta söylediğim gibi gözlem yeteneği ve sezgi gücüyle yapar. Issız bir adada iki farklı varsayımla dünyaya gelen Hay, bir ceylan tarafından büyütülür ve bu adada bilimsel yoksunluk içerisinde gözlemler, deneyler yaparak şu an bildiğimiz birçok bilgiye sahip olur: anatomi, uzay, yer çekimi…vs. Kendini keşfederek içsel bir yolculuğa çıkar. Yaptığı akılcı gözlemler ve deneylerle erişebileceği bir çok üst bilgiye erişip Allah`ın da ona bahşettiği sezgi gücü ile en büyük varlığı bulur: Allah!

Evrenin yoktan var olamayacağını, olsa bile mutlaka bir şeyin onu var ettiğini ve bu var edenin de öncesiz sonrasız olan bir “Özne” olabileceğini müthiş gözlemler ve kanıtlarla aktarıyor bize.

İlk felsefi roman olma özelliğini taşıyan bu dev eserin her cümlesini anlayabilmek işin ehli olan biri değil isen imkansız. Çünkü bizler sadece zahirî anlamlar çıkartıyoruz. Peki ya batınî kısmı?

Bu da alimlerin, mutasavvıfların yapabileceği bir şey.

İbn Tufeyl Hay bin Yakzan ile zamanında büyük tartışmalara yol açan üç ana sorunu çözümlemeyi amaçlamaktadır.

1. İnsan kendi başına hiç bir eğitim ve öğretim görmeksizin, doğayı inceleyerek düşünce yoluyla “insan-ı kamil” (yetkin insan)aşamasına ulaşabilir, başka bir deyişle insanî nefs(nefs-i insanî),etkin akılla (akl-ı faal) birleşebilir.

2. Gözlem, deney ve düşünme yoluyla elde edilen bilgiler, vahiy yoluyla gelen bilgilerle çelişmez, yani felsefe ile din arasında tam bir uygunluk vardır.

3. Mutlak bilgilere ulaşmak, bütün insanların üstesinden gelebileceği bir şey değildir. Yüce gerçekliklere ulaşmak bireysel bir olaydır.

Bu üç maddeyi bizim burada gelişigüzel yorumlayıp olabilirliğini savunmak belki yakışık almaz ama kitabı okuyan biri (gerçekten manasına erişenlerden bahsediyorum) bu üç sorunun da çözüme kavuştuğunu anlayacaktır. Kitabın içindeki o esrarlı bilgiler ve anlatım bize bunu kanıtlıyor.

Dünya maalesef bizim sandığımız ve yaşadığımız gibi basit değil ve vakıf olmamız gereken sırlara erişmek de bu tip eserleri hayatımıza daha çok yerleştirmekle mümkün. Bu yapıtla ilgili saatlerce konuşabilir sayfalar dolusu yazabilirim. Fakat ben anlatılandan ziyade bana hissettirdiklerine değinmek istedim. Hay bin Yakzan`dan sonra Allah`ın varlığının tadı daha bir lezzettendi bende. Gökyüzünün katmanları daha bir somutlaştı, dünya daha bir değer kazandı…

Lütfen, lütfen bu dev eseri okuyun

Hay bin Yakzan
İbn Sina / İbn Tufeyl
Yapı Kredi Yayınları
19.Basım 2017
Sayfa 170

Değerlendirme

Üslup
Akıcılık
Kapak
Fiyat

User Rating: 3.35 ( 2 votes)

Etiketler

Fatma Acar

Her birimiz karşımızdakini çözümlerken okumaya başlıyoruz aslında. Okul yıllarımda öğrencileri,mağaza yöneticiliği yaptığım yıllarda da müşterileri okudum. Her okuyuş bir yorumu ve haliyle yazmayı getirdi arkasına. Yazma hevesim okuma aşkımdan da önceydi. Okuduğum herkesçe bilinir ama yazdığım hep gecelerde kalırdı. Artık güne uyanmalı satırlar. Çünkü biliyorum ki; hikayemde yazacak daha çok şey var. Kitapcafe'de ben de varım. Keyifle... https://1000kitap.com/fatmavehikayesi

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)