Kitap İncelemeleri

Guermantes Tarafı

“20’nci Yüzyılın En büyük Eseri”, “Dünyanın En Uzun Romanı”, “Okunması En Zor Roman” gibi ünvanları alan, Marcel Proust’un “Kayıp Zamanın İzinde” serisinin 3’üncü ve en uzun kitabı olan “Guermantes Tarafı”nı elimden geldiğince siz değerli okuyuculara tanıtmaya çalışacağım.

Öncelikle belirtmek isterim ki, bana göre bu kitabı ilk iki kitap olan Swannlar’ın Tarafı ve Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde’den ayıran en çarpıcı özelliği Proust’un çoğunlukla diyaloglara yer vermesiydi. Sahip olduğu eşsiz gözlem yeteneğini; büyük bir dikkatle ele alarak diyaloglarda kurulan basit bir cümleden bile sayfalar boyunca analizler çıkartabilecek seviyede kullanması, kitabı edebi açıdan paha biçilmez bir zenginliğe ulaştırmasını sağlamıştır. Proust’un ilk iki kitapta yaptığı “duygulara yönelik betimlemelerin” bir kısmını bu kitapta da devam ettirmesinin yanında, sözünü ettiğim diyaloglardan elde ettiği olgularla daha somut olayları betimlemesi de kitabın akıcı bir şekilde okunmasına olanak vermiştir. Özellikle, yaklaşık 20 sene kadar önce ödev niteliğinde aldığım bir vazife neticesinde bol bol araştırma imkanı bulduğum “Dreyfus Davası”nın burada karşıma çıkması, kitabı okurken daha da bir hevesle içerisine girmeme sebep oldu. Başta küçük bir olaymış gibi görünen “Dreyfus Davası”nın zamanla dönemin Fransa’sını ikiye bölme noktasına geldiği bu süreci, onun yaşadığı yıllarda meydana gelmiş olması ve annesi Yahudi olan Proust’un kaleminden okumak benim için ayrı bir tecrübe oldu.

Guermantes Tarafı iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Proust çoğunlukla, anlatıcının Mme (Madamme) de Guermantes’a olan takıntılı aşkını ve onunla buluşabilme tutku ve çabasını kaleme almış. Ayrıca yukarıda da belirttiğim gibi Dreyfus Davası’nın yüksek Fransa sosyetesinde yarattığı etkiyi de satırlarına dahil etmiş. Her ne kadar bu dava hakkında tarafsız görünerek olayı “taraftarlar-aleyhtarlar” bazında kaleme almaya çalışsa da yazımında tamamen Dreyfus taraftarı olduğu gözden kaçmıyor. Birinci bölümün sonları benim için kitabın en etkileyici bölümleriydi. Çünkü Proust gibi, bir duyguyu benzersiz ve en anlaşılır bir biçimde kaleme alarak ustalıkla bizlere sunan bir yazardan, “Ölüm”ü okumak etkilenmemeyi olanaksız hale getiriyor. Küçüklüğünden beri sürekli yakınında olan büyükannesinin hastalık aşamasından ölümüne kadar olan süreci duygu yüklü ve içtenlikle kaleme alması, sanki kendi yakınınızı kaybetmiş gibi duygusal anlar yaşamanıza sebep oluyor.

Guermantes Tarafıİkinci bölümde diyalogların arttığına ve kişi analizlerinin oldukça fazlalaştığına tanık oluyoruz. Kişilik analizlerinde dikkatimi çeken en büyük husus, Proust’un kişiler hakkındaki daha önceden beslediği düşüncelerinin değişerek daha da detaylı hale gelmesiydi. Örneğin Albertine hakkındaki düşüncelerinin, onun kullandığı kelimeler ve büyümüş görüntüsü sayesinde sanki yeniden tanıyormuşcasına yaptığı analizler, önceki düşüncelerinden çok daha farklı olması dikkat çekiciydi. Diğer kişiler hakkındaki düşüncelerinin de değiştiğini (başka bir örnek ile Mme Guermantes’i tanıdıkça onun hakkındaki düşüncelerinin olumsuz yönde değişmesi gibi) görebilirsiniz. Bunun sebebi olarak Proust’un büyüdükçe bakış açısının değişmesi mi yoksa kişilerin mi zamanla farklılaştığı konusu tamamen okuyucu yorumuna bağlı kalıyor. Bu bölümde, Guermantes’ların kendi evlerinde verdiği davet esnasında, özellikle Guermantes soyu hakkında yaptığı bilgilendirme kapsamında geçmişe gidişler ve yine ustaca kaleme aldığı kişilik analizleri çok uzun olmasına rağmen; büyük yazarlardan ve onların edebi eserlerinden, tarihsel olaylardan ve savaşlardan ve tabiki mitolojik konulardan aldığı girdiler ile benzetmeler ve atıflar yapması, sıkılmadan hatta oldukça akıcı bir şekilde okunmasına sebep oluyor.

Bütün kitap baştan sona çizebileceğiniz paragraf ve cümlelerle dolu; bu kitaptan, hayatınız boyunca size yol gösterebilecek veya olay ve duygulara farklı gözle bakabileceğiniz fikirler elde edeceğinize eminim.

Tavsiye niteliğinde bir şeyler söylemek istiyorum, naçizane. Kıymetli kitapsever dostlarımdan seriye başlamak için “başlamaya cesaret edemiyorum; ya okurken sıkılırsam” gibi yorumlar duyuyorum. Hiç endişe etmeyin demek istiyorum, çünkü kitapların kalınlığı, serinin uzunluğu gözümüze çok görünse de Proust’un bu uçsuz bucaksız ve eşsiz edebi becerisi, müthiş gözlem ve analiz yeteneği ve gerçekten üstün diyebileceğimiz zekası ile tanıştığınızda “Keşke daha da fazla yazsaydı” diyeceğinize şüphem yok.

Saygılarımla.

Guermantes Tarafı

Marcel Proust
Yapı Kredi Yayınları
Çeviren: Roza Hakmen
591 Sayfa, 2010

Etiketler
Daha Fazla Göster

Erdal Erünlü

Uyumak için değil, uyanmak ve edebiyatın o uçsuz bucaksız derinliğinde ruhumu doyurmak için okuyorum. Her yeni kitapta bambaşka alemleri keşfetmek, tüm karakterlerin yerine kendimi koyarak hayata bakış yelpazemi genişletmek için okuyorum. 25 yıllık askeri personelim. En büyük ilgi alanlarım dünya ve özellikle Latin edebiyatı, mitoloji ve ortaçağ tarihi. Hayattaki en değerli 3 varlığım; kutsal vatanım ve asil milletim, dünyalar tatlısı 2 oğlum ve elbette kitaplarım.

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı