Gizem, geçirdiği trafik kazası sonucu hafızasını tamamen kaybetmiş, kazada çantasının çalınması ve kimsenin onu aramaya gelmemesi ile gizemi çözülemediği için geçici bir ad olarak Gizem adını almış bir kadın.

Kaldığı özel Ormed kliniğinin sahibi olan Doktor Orhan ile hafızasının geri gelmesine dair yaptıkları seanslardan hiçbir sonuç alınamıyordu. Belki de Gizem geçmişin de kötü biridir diye hatırlamak istemiyordu, hatırladıkları ise hocasından saklıyordu. Parça parça geri gelmeye başlayan hafızası ile birlikte taşları yavaş yavaş yerine oturtan Gizem aslında düşündüğü kadar masum değildi ve herkesten bir şeyler gizliyordu. Kime nasıl güveneceğine karar veremeyen Gizem, en sonunda kendisinden bir şeyler sakladığını anladığı hocasına gerçekleri anlatmaya karar veriyor.

“Keşke hatırlamaz olaydım. Ne kadar rahattı hiçbir şey bilmeden yaşamak. Geçmişim parçalar halinde geri geldikçe, daha da tedirginim artık, kendimi hiçbir yerde emniyette hissetmiyorum.”

Doktor Orhan, çocukluk arkadaşı ve kendisi gibi meslektaşı olan Cemil’in bu kızı kliniğe gönderirken onunda bir şeyler sakladığını hissetmiş. Artık Gizem’in anlattıkları ile de o da kime güveneceğini bilemez bir duruma geliyor. Gizem gerçek adını, savaş muhabiri olan sevgilisi Tarık’ın ona verdiği önemli bilgiler içeren çipi bir arkadaşına ulaştırmak isterken kaza geçirdiğini anlatıyor. Bizde böylelikle polisin niye sürekli kliniğe geldiğini, neden saklanmak zorunda olduğunu öğreniyoruz.

KördüğümYazar kitabında her bir karakterine söz hakkı tanıyarak çok katmanlı bir kurgu oluşturmuş. Karakterlerin geçmişe dair yaptığı anılarla onların hayatlarına daha iyi adapte olabiliyorsunuz. Herkesin geçmişinde kendi içine sakladığı olaylarla yazar psikolojik tahlil çıkarmamızı istiyor gibi. Polisiye ve psikolojik duygularla harmanlanan bu kitabın her sayfasında bir gizem kapısı karşınıza çıkıyor. Gizem’in hafızasının geri gelmesiyle olaylar kördüğüm noktasına geliyor. Edinilen her bilgi başka bir çıkmaza giriyor. Kim dost kim düşman belli değil artık.

“İyi de komiser, ben sana neden güveneyim? Sen benim kim olduğumu bilmediğin için rahatsızsın ama ben de senin kim olduğunu bilmiyorum ki! Evet polis teşkilatındansın da, bu bana yetmiyor. Hangi tarafın adamısın? Hangi tarikatın kulusun? Kimin piyonusun? Devletin mi? Devlet içinde ki devletin mi? Yoksa devlet içindeki devlet düşmanlarının mı? Hiç bilemeyeceğim bir başka örgütün adamı mısın? Bir üst aklın mı? Arsız, hayasız bir alçak aklın mı? Kim olduğunu nasıl bileceğim ben?”

Tarık gizli bilgilerle dolu çipi sevdiğini kurye olarak kullanırken ne kadar dürüsttü?
Ortadan kaybolan çipi kim buldu?
Sürekli sorular soran polis bu işin neresinde?
Gizem ve Orhan Hoca bildiklerini nereye kadar saklayabilecekler?
Gizem’in klinikten çıkarılarak Orhan Hoca’ya ait bir evde polis gözetiminde saklanması ve sonrasında gelişen olaylar ile bizde sorularımızın cevaplarımızı yavaş yavaş okumuş oluyoruz.

Kitaba genel olarak baktığımda günümüz Türkiye’sinde yaşananlara da yer vermiş yazar. Işid, Fetö gibi örgütlerden tutunda CIA, yabancı devletler, emperyalistler, petrol, silah ve uyuşturucu kaçakçıları gibi konuları da cümlelerin arasında okumak mümkün. Sade ve akıcı dili merakla okutuyor kendini. Bir insanın hiç suçu olmadığı halde karıştığı bir olay sonrası başından geçenleri ele almış yazar. Kurgunun ilerleyişi ve anlatım biçimi güzeldi ama bazı yerlerde açıklar vardı, mesela; çipin içindeki bilgi tam olarak neydi onu hiç öğrenemedim. Sanırım Ayşe Hanım yeni yazacağı kitabında öğrenecekmişiz. Merakla yeni kitabın çıkmasını bekliyorum.

Geçmişin kördüğümünü çözdüğünde, hayata yeniden başlarsın.

Kördüğüm
Ayşe Kulin
Everest Yayınları
293 sayfa, 2017