Frida

Frida’nın filmini izlemiş olanlar için kitabın, çok yakın bir hayat hikâyesi olduğunu söyleyebilirim. Fakat burada hem yazarın birtakım kurgusal eklemeleri hem de Frida’nın kardeşinin ağzından hikâyenin aktarılması Frida’yı, hayatını ve düşüncelerini birçok farklı yönden görmenizi sağlıyor.

Kitap bir kurgu olmasına rağmen o kadar gerçekçi ki yazarı tebrik etmek lazım. Frida’yı ve ruhunu öyle iyi anlamış ki gerçekte olduğu ispatlanamayacak ekleme durumlar gayet olası görünüyor. Yani “Evet, böyle bir şey kayıtlara geçmemiş ama tam da Frida’dan beklenilecek bir şey.” diyorsunuz.

Bunun dışında Diego’yu bir süre paylaştığı kız kardeşinden olanları dinlemek bakış açınızı hayli değiştiriyor. Frida’yı bencil ve antipatik görmediğim yer neredeyse yok. Doğduğu andan itibaren potansiyelinin farkında ve bununla etrafındaki herkesi ezen ve “Tabi ki benim için deli olacaksınız, ben ne istersem yapacaksınız, çünkü ben her yönden sizden daha iyiyim.” tavrıyla yaşayan bir insan görünümü var kitapta. Bu yüzden feminizm denilince akla gelen figürlerden olmasını çok mantıklı bulmamaya başladım. Yaşadığı çocuk felci, araba kazası, vücudunu istediği gibi kullanamaması, bebekler kaybetmesi ve bütün bunlara rağmen yükselmesi, resim yapması, davetler vermesi, giyinip süslenmesi, onu var ettiğini düşündüğü Diego’dan boşanınca bile ayakta durması onu önemli bir kadın figür haline getiriyor. Ama en başta bir erkeği, hem de anlam veremediğim bir şekilde Diego gibi bir erkeği hayatının merkezine koyması, hatta hayatının kendisi yapması, onu defalarca aldatmasına göz yumması, o kadınlarla arkadaşlık etmesi, hatta kız kardeşiyle olan ilişkisinde bile yanlarında bulunması bir kadın için çok ama çok aşağılayıcı bir durum. Ve bunu kendine yaşattığı için ben onun adına utandım. Bir insan hem bu kadar kendini değerli gösterip, hem de kendi isteğiyle bu değeri nasıl böyle çöpe atabilir, aklım almıyor.

Tüm bunlar gerçek olmasa, resimlerle kanıtlı olmasa aklımın almayacağı bir diğer nokta da Diego muamması. Bir insan zekâsıyla, yeteneğiyle ve sanatıyla çok insanı etkileyebilir. Ama benim okuduğum ve gördüğüm Diego bunca kadını, oyuncuyu, sanatçıyı nasıl kendine âşık edip, hepsini bir araya getirecek yüzsüzlüğü bulup, nasıl yine de işin içinden sıyrılmış anlayamadım. Bu kadar abartılacak nesi varmış? Kitapta Frida’nın kız kardeşi onu tarif ederken bile olabildiğince dış görünüşünü gerçekçi bir halde vurgulamış. Yaptığı tüm acımasızlıklar da cabasıyken nasıl kadınlar ona deli divane oluyor? O dönemler önemli bir siyasi figür olması belki bu durumun sebebi diye düşünmüştüm ama siyasi fikrinin çok arkasında duran biri gibi de durmuyor. Tek işi gücü zevk-i sefa. Frida gibi derin bir kadın, resimlerine o yaşadığı acıyı bu kadar gerçekçi aktarabilen bir kadın böyle iğrenç bir adamın peşinde nasıl böyle heba olabilir?

İşte kitabı kafamda bu sorularla kitabı okuyup durdum. Akıcı ve net aktarılmış Frida’nın kardeşinin gözünden anlatılan bu yaşam öyküsünü okumaktan zevk aldım. Ama Diego’yu sevemedim. Frida’dan ise biraz soğudum diyebilirim.

Frida
Barbara Mujica
Zeplin Kitap
Türkçesi: Zeynep Akkuş
480 sayfa, 2017

» Ayşe Ayhan

Hiçbir zaman bir insanı tek bir sıfatla belirlemenin doğru olduğuna inanmadım. Matematik öğretmeni, yazar, astronom, kitap yorumcusu, blogger, kahve sever, bol okur. Yazmaya değer bulduğum her şeyi kitapcafe.com da bulabilirsiniz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Hür - Ezgi Durmuş

Hür – Ezgi Durmuş

 Ezgi Durmuş’a dair yazacaklarım bir hayli var, amma velakin konu o değil konu Hür. Şu …

1 yorum

  1. Merak etme duygumu arşa cikardiniz.alisveris sepetimde duruyordu ne zamandir
    Hemen sepete atma vakti geldi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir