Genel

Freudizm

En büyük psikolojik dogmayı çürütmek

Sigmund Freud ismi zihnimizde, bilinçaltına ve cinsel arzuya takıntılı, bildiğini okuyan sıradışı bir nörolog imgesi uyandırır. Freud’un egosunun eşi benzeri yoktur. Anlattıkları doğru olduğundan, kendisini eleştirenlere kanıt göstermek zorunda olmadığını söylediği rivayet edilir.

“Psikoloji tarihinde en büyük buluş, Freud psikolojisinin yanlış olduğunu gösteren kanıttır.”
-Richard Wiseman

Freud, renkli kişisel hayatı bakımından da ünlüdür. Uyuşturucu madde kullandığı ve baldızı Minna Bernays ile ilişki yaşadığı anlatılır. Hayatının sonraki evrelerinde konuşmasını ve işitmesini etkileyen ve sonunda alt çenesinin çürümesine yol açan ağız kanserine yakalanmasına rağmen, sevdiği puroyu bırakmaz. 30’u aşkın ameliyat geçirir ve sonunda tüm alt çenesi “canavar” dediği protezle değiştirilir.

Muhtemelen çok sıradışı olduğu için, Freud tüm zamanların en meşhur nörologlarından biridir. Yine de psikanaliz alanını kuran kişi olmasıyla bile tarih yıllıklarında yer almayı hak eder. “Freud zamanında son derece etkiliydi,” diyor Wiseman.

Bilinçaltına Dalmak
Sigismund Schlomo Freud, 6 Mayıs 1856 yılında şimdiki Çek Cumhuriyeti’nde bulunan Pribor’da dünyaya geldi. Ailesi fakirdi, ama ilk çocuklarının mümkün olan en iyi eğitimi aldığından emin olmak istediler. Parlak bir öğrenci olan Freud, başlarda hukuk okumayı düşünse de, fikrini değiştirerek Viyana Üniversitesi’nde tıp eğitimi aldı.

Freud kişiliğin özünün beyne dayandığı konusunda Descartes’la hemfikir olsa da onun çok önemli bir noktada yanıldığını düşünüyordu. Kim olduğumuzu belirleyen şey bilinçli beyin değil bilinçaltı –diğer bir deyişle bilinçdışı– idi.

Bir tür terapi olarak hipnoz üzerine kısa bir deneysel çalışmanın ardından Freud, bilinçdışını bilinç seviyesine çıkarmak amacıyla, hastalarını bastırdıkları düşünceler ve duygular hakkında konuşmaya cesaretlendirdi.

“Freud, rüyalardan bahsetmek ve yansıtmalı testler yapmak gibi terapi seansları yoluyla, güvenli bir ortamda bilinçdışı beynin kilidini açmaya çalıştı,” diyor Wiseman. Adını, İsviçreli mucidinden alan “Rorscach testi” diye de bilinen test ile hastaların mürekkep lekelerine ilişkin yorumları, algoritmalar kullanılarak analiz edilir.

“Bu yansıtmalı testlere dayanan çok sayıda araştırma yapılıyordu ve hiçbirinin tutulacak tarafı yoktu,” diyor Wiseman. “Bu testler, kişi hakkında sistematik herhangi bir şey söylemekten fersah fersah uzaktı. Sözgelimi Freudyen düşünceye göre saldırgan düşüncelerinizi bastırarak bilinçdışına atarsınız. Yapılacak en iyi şey ise yastık gibi bir şeyi yumruklayarak bunu dışavurmaktır. Oysa bunun böyle olduğuna dair bir kanıt yoktur. Aslında insanlar saldırganca davrandıklarında kendilerini daha az değil, daha saldırgan hissederler.”

sigmund freud

Cinsel Suiistimal
Freud’un bir başka teorisine göre insanın kişiliği ve düşünceleri, çocuklukta anne babasıyla kurduğu ilişkinin bir ürünüdür. Hastalar, bastırdıkları cinsel suiistimal anılarını açığa çıkarmak için bilinçdışına dalmaya cesaretlendirilir. Nevroz gibi zihinsel bozuklukları açıklamak için, Freud’un hastalarına çocukluktaki –çoğunun gerçekten yaşandığı şüpheli olan- kötü anılarını hatırlamaları için kayda değer ölçüde baskı yaptığı söylenir.

“Freud, düşündüğünüz ve yaptığınız her şeyin anne babanızla olan ilişkinize dayandığını iddia eder,” diyor Wiseman. “Ancak araştırmalar bu görüşü de desteklemiyor. Korkunç derecede suiistimal edildiğiniz bir çocukluk geçirmediğiniz sürece, aslında kiminle ne tür bir ilişki yaşadığınız önemli değildir.

“Freud’un yanlış teorilerinin çoğunun, kısmen uyuşturucu kullanmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Teorileri yıllarca bilimi büyük ölçüde etkiledi, hatta sanatı çok daha fazla etkiledi. Dolayısıyla Freud’un hatalı teorilerinin çürütülmesi, geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında, psikoloji alanındaki başlıca yeniliktir.”

Freud bazı teorilerinin amacından biraz saptığı radikal bir düşünürdü. Değerlendirmeleri için genellikle kanıt sunmadığı veya az kanıt sunduğu için Carl Jung ve Karl Popper tarafından eleştirilmiştir. Aslında Popper bilimsel teorileri nitelendirmek için yanlışlanabilirlik ölçütünü geliştirdiğinde, Freud’un çalışmasının bilimsel olmadığını söylemiştir, çünkü Freud’un teorisini test etmek mümkün değildi. Elbette fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme yöntemi gibi yeni teknikler artık Freud’un teorilerini test etmeye yarayabilir. Aslında henüz emekleme döneminde olsa da son nörofizyolojik araştırmalar, rüyayla ilgili beyin bölgeleriyle motivasyon ve duygularla ilgili bölgeler arasında yakın bir bağlantı bulgulandığından, Freud’un rüya teorisinin doğru yolda olduğunu göstermektedir.

Birçok nörolojik kuram kanıtlanmadan kalmıştır. İnsanoğlu dünyanın en yüksek dağına tırmandı, okyanusların en derin yerlerine dalgıçlar gönderdi, Mars’a kaşif aygıtlar yolladı ve Ay’a ayak bastı. Fakat beynimizin nasıl çalıştığına dair gitgide daha fazla bilgi toplanmasına rağmen, beyin bizi şaşırtmaya devam ediyor ve önümüze pek çok soruyu koyuyor.

Dünyayı Değiştiren 100 Fikir
Jheni Osman
Kolektif Kitap

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı