Fener Balığı

Fener Balığı

“Fener Balığı” Nuray Atacık’ın ilk romanı olup üçlemenin ilk kitabıdır. Türk polisiyesini böyle ayrıntılı, soluk soluğa okunan kitaplarda görmenin beni çok mutlu ettiğini belirtmeliyim.

Polisiye kitapları okumanın tadı bir başkadır. Tüm sorunlarımdan, hayatın telaşesinden alıp götürür beni. Dedektifçilik oynamayı sevdiğim doğrudur. Zaten bu tür kitaplarda kim kurban ya da katil olmak ister ki? Zor olanı başarmak, bazen başaramamak, yanılmak, yine de gizemin gözlerini nasıl kör ettiğini hayret ve hayranlıkla okumak; bunların verdiği keyif, başka hiçbir kitap türünde yoktur diye tahmin ediyorum.

“Hayatta başarılı olmak için yetenek ve şansın altın oranla karışımı gerekliydi, neyse ki kendisinde her ikisi de vardı.”

Fener Balığı da bunlardan biriydi. Hatta polisiye türünün yanı sıra insan psikolojileri, aile ilişkileri, ailenin çocuk üzerinde etkisi, parasızlık, çaresizlik, çıkar ilişkileri, aşk, hırs, entrika, akıcı anlatım ile birlikte ilmek ilmek işlenmiş satırlara. Olay örgüsünde ki her bir karakter çok ayrıntılı düşünülmüş. Kurban ve şüphelilerin olduğu kadar, polislerin de bir hayatı olduğunu, hayalleri, onların da her insan gibi başaramadıkları evlilikleri, saptıkları yanlış yolları olduğunu hatırlatıyor okuyuculara. Cinayeti aydınlatmak için Murat komiser ve ekibinin peşine düşmek, her gün görüştüğüm iş arkadaşlarımla olmak gibi bir şeydi. Diğer polisiye kitaplarına nazaran, ekipteki her kişi en doğal halleri, acizlikleri, zaafları, kaygıları, başarıları ve başaramadıkları ile karşımdaydı. Geniş kadrolu bir kitap olmasına rağmen, sıkmadan, her birini yıllardır tanıyormuş hissi verdirerek okuttu, onları şimdiden özledim.

Fener BalığıBaşkişiler öldürülen üniversite öğrencisi torbacı Sercan ve saygın iş adamı Barlas olmasına rağmen, bunların hayatlarındaki kişilerin karakterleri ve yaşadıklarından da ayrı bir roman çıkabilir. Bulunan deliller, tüm karakterlerin davranışları, hissettiklerinin size yansıması, gerilimi, heyecanı ve merakla okumayı üst safhada tutuyor. En sinir bozucu karakter, narsist kişiliğe sahip hırs, güç, paraya doymayan, başkalarını hiçe saymaktan adeta zevk duyan, tatmin duygularını yitirmiş Barlas idi. Böyle bir adama bağlanan, göz göre göre Barlas’a tapan eşi Gaye’yi de unutmamak lazım. Sercan’ın cesedi denizden çıkarıldıktan sonra bu ve buna benzer bir sürü karakteri ve yaptıklarını hayretlerle okuyorsunuz. Gerçeğe yakın mı, diye soracak olursanız. Bence yakın; parasızlık ve kendini kabul ettirme sebebi ile torbacılık yapan Sercan’ dan, para içerisinde yüzerken yine kendini kabul ettirmek için ellerinden geleni artlarına koymayan Barlas’tan, Gaye’ den fazlası ile mevcut.

“Başka bir deyişle kişi suçlu da olsa sağlık hizmetlerinden faydalanmasını engellemek kişilik hakkına yapılan bir saldırıdır ve anayasamıza göre suç teşkil etmektedir.”

Yazımı bitirmeden; Fener balığını oltanıza takın ve ne demek istediğimi anlayın, diyorum. Bu arada kitabın adı neden “Fener Balığı”, bu bile öyle ince düşünülmüş ki, okuyup bitirdiğiniz de ister istemez bir araştırma yapıp hayretlere düşeceksiniz.

Yok denecek kadar az yazım hataları ve çok detaycıların ya da polisiye okurlarının denk geleceği iki yanlış bilgi dışında kitap muazzamdı. Yazarımızın ilk kitabı olması, dili, akıcılığı ve bu denli kurguyu zihnimizde film izler gibi canlandırması, dört dörtlük demem için yeterli. Serinin diğer kitaplarını da sabırsızlıkla bekliyorum.

Fener Balığı
Nuray Atacık
Maceraperest Kitaplar
504 Sayfa, 2017

» Tülay Oğuzveren

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Coşkuyla Ölmek

Coşkuyla Ölmek

   Her okuyucu fark etmese de kitaplar dünyasında kendisine ait bir edebiyat alanı oluşturur. Bunun …

1 yorum

  1. Çok güzel bir kitap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir