KitapKitap İncelemeleri

Fahrenheit 451- Ray Bradbury

Fahrenheit 451 distopya türünde bir kitap. O zaman önce aklınıza gelen ilk soruyu cevaplayayım. Distopya nedir ?

Distopya, (anti-ütopya Yunanca dystopia) çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının antitezini tanımlamak için kullanılır. Distopik bir toplum otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilir. Kelime ilk defa John Stuart Mill tarafından kullanılmıştır. Filozofun Yunanca bilgisi göz önüne alınırsa, kelimeyi “ütopyanın tersi” olarak değil, “kötü bir yer” anlamında kullandığı anlaşılır.

Yani internette araştırdığımızda karşımıza bu kelime öbekleri çıkıyor. Distopya bulunduğumuzdan farklı bir dünya demek bir bakıma. Ama aslında yazılan birçok distopya türünde roman başka bir dünyayı anlatmaktan çok göz ardı ettiğimiz gerçekleri, günümüzü suratımıza çarpıyor. Bunlara çok yaygın olanlardan George Orwell’in 1984 isimli romanını örnek gösterebiliriz.

Şimdilerde distopya denilince çok okunan Açlık Oyunları, The selection serisi, Uyumsuz serisi akla geliyor. Bunlar daha yalın yazıldığı için ve içerisinde barındırdığı farklı olaylar nedeniyle gençlerin ve orta yaşın daha çok ilgisini çekiyor. Bu demek değildir ki Fahrenheit 451 , 1984 gibi romanlar günümüze ışık tutarken diğerleri sadece keyif veriyor. Çünkü bana kalırsa Açlık Oyunları kitapları da birçok toplumsal güzel noktaya değiniyor.

Distopyayı az çok anladığımıza göre bu kitabın konusundan bahsedelim biraz. Distopya diye bir terimin varlığını bilmesem Fahrenheit 451 benim için tam bir bilim kurgu romanı olurdu.

Kitabın isminin nereden geldiğini merak edenler vardır. Fahrenheit 451 kağıtların yanma derecesidir. Ray Bradbury öyle bir dünya yaratmış ki itfaiyeciler yangın söndürmek yerine yangın çıkartıyor, insanlar televizyonun karşısında saçma sapan programlara bağlanıp kalıyor, kitap okuyan, kitap bulunduranlar en ağır cezaları alıyor. Şimdi böyle söyleyince tam olarak günümüzü anlatmış gibi oldum değil mi?( itfaiyeciler kısmı hariç) Ama işte kitabı okurken o dünya içerisinde zaten olduğunuza inanamıyorsunuz. Çünkü o kadar dehşet verici ki. Ama şöyle bir geri çekilip baktığımızda aslında her şey net olarak görülüyor.

Benim en çok ilgimi çeken şey yazarın öngörüsü. 1951 yılında basılmış bir kitap nasıl da televizyondaki saçma programlarla uyuşturulan insanları konu alabilir. Televizyonlar o yıllarda belki insanların evine yeni yeni girmeye başlıyordu. Yaygınlaşalı henüz çok yeniydi, neredeyse 20 yıl kadar olmuştu. Ama yazar insan doğasını ve yapabileceklerini iyi gözlemlemişti demek ki.

Kitaptaki ana karakterimiz Montag bir itfaiyeci. Yanmaz evler bulunalı beri itfaiyecilerin görevi kitap bulunduran insanların evlerini yakmak. Ama Montag ‘in bir gün bir evden kitap kaçırmasıyla okumanın, öğrenmenin neden yasaklandığı yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Yazım tarzı olarak bana biraz Boris Vian’ın Günlerin Köpüğü kitabını anımsattı. Yazılan sıra dışı teknoloji açısından bana aynı hisleri verdiler. Okunması gereken kült kitaplardan. Eğer bu tarz konulara biraz ilginiz varsa çok seveceğinize eminim.

Kitap Açıklaması 

Belirsiz bir gelecekte, özel yanmaz giysileriyle itfaiyeciler kimi evlere düzenledikleri baskınlarda içinde su yerine gazyağı bulunan hortumlarla evlerde ele geçirdikleri kitapları yakarlar. İtfaiyecilerin tek görevi budur. İşini seven bir itfaiyeci olan Guy Montag, bir gün bir genç kızla karşılaşınca kafasında o güne kadar hiç sorgulamadığı sorular uyanmaya başlar.

Kitaplar nasıl şeyledir, insanların birlikte yanmayı bile göze aldığı bu kitaplarda neler vardır? Montag artık işini, eşini ve tüm yaşamını başka bir gözle değerlendirmeye başlar. Kitapları düşünür ve her kitabın arkasında bir insanın varlığını duyumsar, çünkü her kitabı bir insan düşünüp yaratmıştır. Montag bundan sonra, yakmak için girdiği evlerden kitap çalmaya başlar ve gelişen olaylar sonucunda yasa dışı, aranan bir suçlu durumuna düşer.

Fahrenheit 451
Ray Bradbury
İthaki Yayınları
240 sayfa

Ayşe Ayhan
Kitap Cafe
https://www.instagram.com/bikahvebikitap/

Etiketler
Daha Fazla Göster

Ayşe Ayhan

Hiçbir zaman bir insanı tek bir sıfatla belirlemenin doğru olduğuna inanmadım. Matematik öğretmeni, yazar, astronom, kitap yorumcusu, blogger, kahve sever, bol okur. Yazmaya değer bulduğum her şeyi kitapcafe.com da bulabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı