KitapKitap İncelemeleri

Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu

Valerie Solanas, daha çok küçük bir çocukken babasının cinsel tacizlerine ve dedesinin şiddetine maruz kalmıştır. Yaşamındaki erkek şiddetinden kurtulmak için evden kaçmış bu sırada da bir denizciden hamile kalmıştır.

Başına gelen korkunç şeylere ragmen liseyi tamamlamış ve üniversite de psikoloji bölümünü okumuştur. Okulu bitirdikten sonra yaşamını beden işçiliği yaparak ve dilenerek idame ettirmiştir. 1967 yılında ünlü ressam Andy Warhol’un stüdyosuna gitmiş ve yazdıklarından biri olan “ kıçınıza girsin” adlı oyununu ünlü ressama okutmuştur. O dönemler de bir çok film çeken ressam, oyunu çok beğenmiş ancak fazlaca edepiz bir dille yazılı olmuş olmasından ve bu nedenle polisten korkmasından dolayı oyunun filmini çekmemiştir.

1967 yılında hem beden işçiliği yapıp hem dilenirken bir yandan da SCUM, Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu’nu (Society For Cutting-Up Man) yazmıştır.

Valerie, Andy Warhol’da kalan oyununu geri almak istemiş ancak Warhol stüdyosunun karışıklığında kaybolduğunu ve bulamayacağını söylemiştir ki üstelik bu oyunun tek kopyasıdır. Aralarında oyunun kayıp olması dışında tam olarak ne geçtiği bilinmemekle birlikte Valerie 1968’de Andy Warhol’u 6,35’lik tabanca ile vurmuş, üç el ateş etmiş ressamı yaralamış ancak öldürememiştir. Ve bu olay ile birlikte adını duyurmuştur. Olaydan yıllar sonra bir gazeteciye “ben cinayeti ahlaki bir hareket olarak görüyorum ve becerememiş olmamı gayrı ahlaki buluyorum, bu işe girişmeden önce atış talimi yapmalıydım” demiştir.

Warhol’u vurma sebebini “hayatımda çok fazla denetimi vardı” şeklinde açıklamıştır. Ardından mahkemeler, akıl hastanelerine girip çıkmalar ve tekrar sokağa dönüş hikayesi devam etmiştir. Ta ki 26 Nisan 1988 günü bir otel odasında parasız ve kimsesiz, amfizem ve zatürreye yenik düşene kadar.

SCUM Manifesto, kadın erkek kategori ayrımını savunan feminist görüşlerden ziyade daha çok biyolojik tespitlere dayanıyor. Bu nednele Valerie, Manifestosun da erkek ve kadın yerine eril ve dişi tanımlamalarını kullanıyor.

Eril, biyolojik bir kazadır: Y(eril) geni tamamlanmamış bir kromozomlar serisidir. Başka bir deyişle eril eksik bir dişidir.

Valerie’nin bu tezi on yıl önce genetik bilimi tarafından doğrulanmıştır. En geçmiş tarihten bu yana dünya hep erkek egemen bir yer olmuştur. Kadınlar eksik görülmüş, hırpalanmış, tecavüze uğramış, taciz edilmiş ve önce ruhları sonra bedenleri katledilmiştir.Valerie Solanas dünya da hiç erkek olmadığı takdirde siyasi seçimlere ve politikaya gerek kalmayacağını iddia etmiştir. Nitekim bugün savaşları çıkaranların hep “erkek” olduğunu göz önünde bulundurursak onu haklı bile bulabiliriz.

Erkek Doğrama Cemiyeti ManifestosuSolanas, SCUM Manifestosu’nda erili her konu da “eksik, başarısız ve mutsuz” olarak tanımlarken dişiyi ise “okur, düşünür, gezer, kendini mutlu etmeyi kendisi ile ilgilenmeyi bilen, yazan, çizen, doğuran, diken, kurslara giden, kültürlü ”cins olarak tanımlamıştır. Yani eril çekilebildiği kadar aşağı çekilirken dişi göklere çıkarılmıştır. Manifesto da gözden kaçmayan bir şey var ki o da şüphesiz kadının hep ezilen tarafta kalmasıdır.

Solanas’ın Erkek Doğrama Cemiyeti’ni yazmasının sebebini erkek tarafından ezilen, şiddet gören veya patriyarkaya maruz kalan kadınlara cesaret vermek istemesi olarak görüyorum. Kendisi Andy Warhol’u “hayatımda çok fazla denetimi vardı” sebebi ile öldürmek istemiş, buna yüreklenmiş bir kadın olarak, diğer kadınlara Manifesto aracılığı ile her fırsatta erkeğin işe yaramaz ve saf dışı bırakılması gereken varlık olduğunu söylemiştir.

Bir erkeğe hayvan demek ona iltifat etmektir; o bir makine, yürüyen bir vibratördür.
Her erkek içten içe, bir boka yaramadığını bilir.

Siz okuduktan sonra nasıl isterseniz öyle yorumlayabilirsiniz ancak ben Solanas’ın mesajının “kadınlar eksik olan siz değilsiniz bunu bile bile kendinizi işe yaramaz erkeklere ezdirmeyin” olduğunu düşünüyorum.

Tabii ki bir de acıların dışa vurum hali…

Manifesto’yu okumaya karar verdiğinizde Solanas’ın, babasının cinsel tacizlerine ve aşırı patriyarkaya maruz kalmış sokaklar da yaşamış, beden işçiliği yapmak zorunda kalmış (para kazanmanın yanı sıra erkekler hakkında daha çok deneyim kazanabilmek için de bu işi yapmış olabileceğine inanıyorum.) bir çok kere akıl hastanesine girmiş çıkmış,deli ama aynı zaman da parlak zekalı ve sağlam cesaretli bir kadın olduğunu unutmamanızı tavsiye ederim.

Bugün bir kadına yapılan tecavüz veya şiddet haberini duyduğumuz da direkt “suçlu idam edilsin” demiyor muyuz? Sürekli olarak bu haberleri duymuyor muyuz?

Cevaplarınız evet ise Solanas’ı haksız sayamayız.

Manifesto’yu, Sel Yayıncılık Kadın Kitaplığı serisin de Eylül 2016’da ikinci baskı olarak çıkardı ancak kitabı ben çok zor buldum. D&R ‘ın bir şubesin de yalnızca bir tane kalmıştı, e-book da ise kitap yok. Umarım ilgili yayın evi bol bol dağıtım yapar.

Erkekleri cinsellikten tutun da kültür, sanat, siyaset, statü, babalık, dostluk gibi pek çok konu da Valerie Solanas’ın gözünden görmek isteyenler hadi buyurun…

Çeviri için de Ayşe Düzkan’a ayrıca teşekkür ederiz.

Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu
Valerie Solanas
Sel Yayıncılık
Türkçesi: Ayşe Düzkan
92 sayfa, 2016

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı