Genel

Duygusal Zeka nedir?

Duygusal zeka, kendimiz ve diğerleri ile olan duygusal ilişkimizde yüzleştiğimiz bir çok problemin karşısında sabır, iç görü ve hayal gücü ile durmamızı sağlayan bir niteliktir. Duygusal zeka terimi biraz tuhaf gelebilir. Zekayı bireyin sahip olabileceği özel bir farklılıkları ayrıştırmaksızın genel bir nitelik olarak ele alıyoruz. Bu nedenle ayrıştırıcı türde bir zeka değerini vurgulama eğiliminde değiliz. Her zeka türü, bir dizi zorlukla başa çıkma yetisine işaret eder. Matematiksel, dilsel, teknik, ticari…
Bir insanın zeki olduğunu ancak kişisel yaşamını berbat ettiğini söylediğimizde veya bir şans elde ettiğini ancak huzursuz ve üzgün olduğunu ya da güçlü olduğunu fakat hoşgörü ve hayal gücü sahibi olmadığını söylediğimizde duygusal zeka olarak adlandırılan eksikliği işaret etmiş oluruz.

Sosyal yaşamda, başkalarının duygudurumlarına dikkat ettiğimizde ve bu durumların altında yatan nedenleri kavramaya hazır olduğumuzda duygusal zekanın varlığını hissedebiliriz. Duygusal zeka yorumlamaya rol verir ve bilir ki ani bir öfke patlaması aslında bir yardım çığlığı olabilir, bir politakacının yüksek perdeden konuşması açlık tarafından kışkırtılmış olabilir ve zorlama bir neşe içinde duygusal olarak reddedilmenin verdiği bir keder olabilir. Kendimizle ilgili olarak duygusal zeka, duygularımız, özellikle sevgi, arzu, öfke, kıskançlık, kaygı ve hırs, etrafında bir şüphe ile ortaya çıkar. Duygusal zekası yüksek kişiler ilk dürtülere veya duyguların aklına güvenmeyi reddeder. Onlar bilir ki nefret aşkla maskelenmiş olabilir, öfke üzüntüyü örtebilir ve ve bizler büyük ve bedeli yüksek hatalara meyilliyizdir.

Duygusal Zeka

Duygusal Zeka, aynı zamanda, başarısızlıkları altında ezilenleri, varlık sorunlarını melankolik ve noktasal olarak karanlık mizahi direnişle karşılamayı bilenlerden ayıran şeydir. Duygusal olarak zeki olanlar, iyi bir hayatın genel ekonomisi içinde uygun şekilde ele alınan karamsarlığın rolünün kıymetini bilir. Duygusal zeka, doğuştan gelen bir yetenek değildir. Daha çok eğitimin özellikle de kendimizi nasıl yorumlayacağımız, duygularımızın nerede ortaya çıktığı, çocukluğumuzun bizi nasıl etkilediği ve korku ve isteklerimizi en iyi nasıl yönlendirebileceğimiz bilgilerinin bir sonucudur. İdealde, duygusal zekanın erken yaşlarda,birçok hata yapma şansına sahipken, öğretilmesi uygun olurdu. Çünkü yeterli duygusal eğitim almıyoruz ve daha teknik bir adaptasyon içinde yetiştiriliyoruz. Bizler nükleer silahlı evrilmiş maymunlarız. Görülüyor ki uygarlığın kaderi, çok geç olmadan duygusal eğitimin mekanizmalarını tam olarak öğrenebilme kapasitemize bağlı. Duygusal eğitim, günümüze kadar gelen şekilsel eğitimin çok ötesine geçer.

Duygusal Zeka

İdeal olarak okullarda özelleştirilmiş kurslara dahil olması gerekirken, duygusal eğitim 21 yaş civarında sonlanan okullardan farklı yerlerde de olmalı. Duygusal zekanın aktarılmasını sağlayacak merkezi aracı kültürdür. Kültür, bilgeliği ritülelleştirecek ve düzenli şekilde içselleşmesini sağlayacak bir alandır. Kültür “dersleri” tiyatro oyunları ve TV dizileri, pop şarkısı, bir roman, bir mimarın çalışmasında veya bir youtube filminde gömülü olarak verilebilir. Bütün kültür araçları ile bizleri daha iyi bir duygusal zeka seviyesine taşıyacak şekilde ustaca tasarlanmış bir mekanizma planlayabiliriz. Bir tür olarak ilerleyeceğiz ve kendimizi Duygusal Zeka’da doğru şekilde eğitmenin zorluklarını ve fırsatlarını kabul edene kadar kendimize karşı her zamankinden daha büyük teknolojik silahlı tehditler haline geleceğiz demektir.

Teknik zekamız mükemmel tabi ki. Ve bu, doğayı ezip bu gezegeni fethetmemize izin veriyor. Ancak ırk için daha akıllı ve daha sağlıklı bir gelecek, hala zaman varken, Duygusal Zekanın esaslarında ustalaşma ve baştan çıkarıcı bir şekilde öğretme kapasitesine bağlı olmalıdır.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı