Genel

Dünyanın en büyük 2. Ahşap yapısı: Büyükada Rum Yetimhanesi

Marmara Denizinde adaların en büyüğü olan Büyükada da görülmesi gereken ve ayrıca bilinmesi de gereken bir tarih yatıyor!

Yemyeşil ormanların içinde ve masmavi denizin çevresini sarıp sarmaladığı, tırmanması belki zor ama gördüğünüze değecek bir yapı; Dünya’nın 2. büyük ahşap yapısı olduğu söylenen Rum Yetimhanesi…
1898-1899 yıllarında bir Fransız şirket sayesinde otel olarak düşünülmüş ve döneminin ünlü mimarı yani Alexandre Vallaury, tamamen ahşabı kullanarak bağlantılı 5 blok olarak yapmıştır.

“Prinkipo Palas” adında hem Otel hem Casino kullanılması düşünülen bu devasa yapının açılmasına o dönemin yöneticilerinden izin çıkmaz. Otel için Büyükada’ya uygun düşmeyeceği ‘ahlak’ bozabileceği ve örf ve adetlere zıt olduğu gerekçesiyle o devrin zenginlerinden Rum kadını Eleni Zarifi’ye satılır.

Rum Ablamız, Aya Yorgi kilisesi gibi adanın tepesinde bulunan yapının Yetimhane olması için patrikhaneye bağışlar.

büyükada rum yetimhanesi
21 Mayıs 1903’de açılan yetimhane 206 yatakhane, büyük bir mutfak ve epeyce görkemli bir kütüphaneden oluşur. Ayrıca 15 kişilik personeli ile 3 Rum – 2 Türk öğretmenin olduğu yetimhanede ilkokul ve farklı meslek okulları da bulunurdu. Okulunu bitiren öğrencilerin sanat okuluna devam ettiği ve iş bulana dek birçok meslek öğrendiği bir kurumdu.

1.Dünya savaşının zor dönemlerinde, yetimhane öğrencilerinin de azalmasıyla ‘Kuleli Askeri Mektebi ‘ binaya yerleşir ve bu yetimhanenin küçüklerini de Heybeliada’ya taşırlar.

Yetimhanenin 61 yıllık hizmetinden sonra 21 Nisan 1964 senesinde Vakıflar Genel Müdürlüğünce ‘ansızın’ kapatıldı.

büyükada rum yetimhanesi

Çürümeye yüz tutmuş bu görkemli ve Dünya’da katlı olarak ahşap yapılar arasında 1.liği koruyan önemli bir tarihimizdir. Onarılması gerekirken böylesine önemli bir mimari harikasının turizme dahi açık olmamasını varın siz değerlendirin!

Patrikhane binanın kendilerine iadesini istemelerine rağmen birçok kez talepleri ret edilmiştir. Hatta 2005’in Nisan ayında AİHM’ye de başvurulmasına rağmen anca 2007’de kabul görüp yapının mülkü tekrardan Patrikhaneye devredilir ve onların kontrolü altındadır.

Yetimhane olduğu dönemlerde bir yangın çıkar ve bazı çocukların yanarak can verdiği söylenir hatta söylentilere göre çocuklardan biri bahçedeki kuyuya düşer ve ölüme terk edilir. Günümüzde hala bu efsaneden bahsedilerek oralarda çocuk seslerinin duyulduğu ve adalıların yetimhane yakınlarına gitmediği söylenir. Efsane bu ya işte kulaktan kulağa korku yaymak bu kadar basit! Biraz da siz korkun bakalım!

büyükada rum yetimhanesi

Şaka bir yana, isteğimiz tabi ki aslında umudumuz diyelim; bu önemli tarih kokan, doğanın içinde başkaldırışın simgesi ve Dünya’daki tekliği sebebiyle tekrardan yenilenmesi ve müzeleştirilmesidir. Belki o zaman rahat rahat gezme görme şansımız olur…

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı