Nancy H. Kleinbaum tarafından kaleme alınan ve 1989 yılında filmini Robin Williams’ın (Bay Keating) başrolünde seyrettiğimiz eşsiz film “Ölü Ozanlar Derneği”. Filmimiz okulun açılış gününde öğrenciler, öğretmenler ve velilerle başlamakta daha sonra okul müdürü şu konuşmayı yapmaktadır.

-Dört ilkemiz nedir?

(hep bir ağızdan sesler çıkmaya başlar)

-Gelenek

-Şeref

-Disiplin

-Mükemmeliyet

Sanırım bu dört ilke okulun genel tutumunu bizlere anlatmış bulunuyor. Bir de Bay Keating vardır ve okulda ilk günüdür. Dersine ıslık çalarak girer, şiirin bir matematik gibi anlatıldığı sayfaları koparttırır ve koridora çıkarak öğrencilerinden mezun olmuş insanlara ve çerçevelenmiş fotoğraflara bakmalarını ister. Daha sonra aralarına karışarak fotoğraflardan gelen sesleri dikkatlice dinlemelerini ister:

Hepimiz solucan yemi olacağız, arkadaşlar!
Buna ister inanın, ister inanmayın,
her birimiz bir gün nefes almayı
kesecek ve öleceğiz. Şimdi öne doğru bir adım atın.
Ve geçmişten gelen bu yüzleri biraz inceleyin.
Onlara daha önce ciddi olarak bakmadınız.
Sizden pek farklı değiller. Aynı saç modeli.
Tıpkı sizler gibi hormonlara sahipler.
Sizler gibi yenilmez hissediyorlar!
Dünya onlar için bir istiridye.
Çok büyük şeyler başaracaklarına inanıyorlar.
Sizler gibi gözleri umutla dolu.
Peki yapabileceklerini yapmak için yaşamaya acaba çok geç mi başladılar?
Çünkü bu oğlanlar artık çiçeklere gübre oldu.
Ama eğer dikkatle dinlerseniz size fısıldadıklarını duyarsınız.
Yaklaşın. Dinleyin! Duyuyor musunuz?
Carpe? Carpe? Carpe Diem?
Anı yaşayın, çocuklar.
Hayatınızı olağandışı yapın!

Saatler gibi bölünen okul kuralları, toplumun bireye yüklediği görevler, başkaları için şekillenen hayatlar… Romantiklik becerisi olmayan fakat analitik düşünceye sahip bir okul sistemi, robottan farkı olmayan öğrenciler, yemek için beklenen öğretmenler, aynı anda başlanan ve yenilen yemekler. Kendi öz benliklerini unutturan eğitim sitemi ve buna ek olarak aile büyüklerinin istekleri doğrultusunda seçtiği meslekler de eklenmektedir filmimizin konusuna. Ancak bu durum Bay Keating ile tanışana kadar böyledir. Bay Keating etkileyici edebiyat konuşmaları ve farklı ders işleyişi ile öğrencileriyle yakın bağ kurmuştur. Onların derinliklerindeki arzularının dışarı çıkmasını sağlar ve öğrencilerinin kendi sesini bulmasına yardımcı olur. Bir bakıma da bunu başarır. Çünkü bilen bilir ki filmde kurtarılan Neil’dir yani Keating’in öğrencilerinden biri. Çünkü açılış konuşmasında Neil’i buluruz.

Bilinçli yaşamak için ormana gittim. Hayatın tüm iliğini emmek için doğaya koştum. Hayat olmayan şeyleri iteceğim ve öldüğüm zaman aslında yaşamamış olduğumu görmeyeceğim.

Şimdi düşünün o sıralarda ayakta olmak mı yoksa koparılan o sayfayı yeniden okumak mı, hangisi sizi tatmin edebilir? O zaman vakit varken tomurcukları topla ve yaşadığın günü kavra / Carpe Diem