Gün gelir yaşadığınız yerden gitmek istersiniz. Bunun pek çok sebebi olabilir. Yaşadığınız yerden sıkılmak, macera arayışı, yerleşik hayat duygusunun anlamsızlığı, doğup büyüdüğünüz yerdekilerin artık sizi anlamaması, daha iyi bir eğitim alma arzusu, şu an oturduğunuz evden daha büyük bir eve taşınma imkânı, tedavi olmak… Bir sabah şarkının da dediği gibi, “Cebimde ucu ucuna yetecek bir para, içimde umutlar/ Bir çanta koyuldum yola…” der ve yola düşersiniz. Aynen kahramanımız tilki Tiko gibi. Uzun kuyruklu, gözlüklü Tiko sırtında bir çanta, elinde bir bavul yola düşüyor. Yola düşme nedeni Tiko’da gizli. Yeni yaşayacağı mahalle “Tavuk mahallesi”. Yazar, “İştee. Tikooo! İlk kez bir tavuk mahallesine taşınacak. Eminim ki tavuklar ona bayılacak.” cümleleriyle başlıyor kitaba. Bir tilkinin tavuk mahallesine taşınacağını öğrenir öğrenmez, bu ilginç durum o kadar ilgiyi üzerine topluyor ki; tilkinin gitme sebebini sormak aklımıza gelmiyor.

Tiko, bir ağacın altında durmuş yeni taşınacağı mahalleye bakıyor ve orayı çok sevdiğini düşünüyor. Tam bu sırada yazar aklımıza gelen soruyu soruyor, “Tavuk mahallesinde bir tilki?” O an anlıyoruz ki ilginç bir macera bizi bekliyor. Acaba tavuklar, kendileri için tehlikeli bir tilkiyi ne kadar iyi olursa olsun mahallelerinde görmek isteyecekler mi? Malum biz canlılar alışık olduğumuz düzenin içine alışık olmadığımız birinin dâhil olmasını pek istemeyiz. Hele hele gelen kişinin bizim için tehlikeli olduğundan eminsek! Çoğu zaman yıkılamayan önyargılar…

Tiko kendinden emin, komşuları tavuklar onu bir tanısa sevecekler. O zaman kendini onlara tanıtma vakti. Bir demet buğday başağı alıyor ve en yakın komşularını ziyaret etmeye karar veriyor. Ama açılmayan kapı, evden gelen tuhaf sesler pencereyi tıklatmasına sebep oluyor. Pencereden gördükleri karşısındaysa çığlık çığlığa bağırmaya başlıyor. Sesi duyan mahalleli tavuklar geliyor ama kimse bir şey yapmıyor. Hayır hayır ortada kötü bir olay olduğundan ve “bana dokunmamış, bana ne?” tepkisizliği değil bu. Sadece olayı anlayamamanın şaşkınlığı. Ortada olan evdeki tavukların yeni küvetlerini denemek için sıcak suda keyif yapmaları; Tiko’ya yansıyan tavukların pişirildiği, mahalleliye yansıyansa kendileri için tehlikeli bir tilkinin hem mahallelerine taşınması hem arkadaşlarının evini gizlice gözetlemesi. Herkes kendince haklı. Nereye gider bu işin sonu?

Derken, medya yapıyor yapacağını ve mahallenin elden gittiği, eski huzurunun bozulduğu, kılık değiştirmiş gizemli bir yabancının dehşet saçtığı gibi haberler yapıyor. “Mahalle artık çok tehlikeli. Çünkü tavukları gözetliyor Tiko adında bir tilki.” manşetini de atıyor.

Tiko

Tiko üzgün ama bu üzüntü onu karamsarlığa itmiyor, pes etmiyor. Aklına gelen yeni fikirleri uygulamayı tercih ediyor. Bu defa olacağına inancıyla, korkuluk kılığında mısır tarlasında beklemeye başlıyor. Akşama kadar kuşları kovalıyor. Sonunda tavuklar geliyor tarlaya, bizim Tiko gösteriyor kendini heyecanla. Tavuklar ne yapmıştır sizce? Tahmin ettiğiniz üzere korkudan çığlık çığlığa yumurtlayıp oradan kaçıyorlar.

Tiko yine üzgün ama kararlı, tavuklara kendini anlatmanın muhakkak bir yolu olmalı! Evinde bir ziyafet düzenliyor. Tavuklar en çok ne sever. Tabii ki solucan. Yemekler hazır. Tavuklar gelecek mi dersiniz? Bunca olaydan sonra gelmezler diye düşünürken yanıldığımızı görüyoruz. Hem de süslenip püslenip geliyorlar davete, bu aralarının düzelmesi için iyi bir vesile. En azından yemek servisi başlayana kadar öyle olduğunu düşünüyoruz. Tavuklar tam yiyecekken solucanları, yan mahallenin en korkunç yılanının gelmesiyle ortalık yine karışıyor. Tiko solucan diye meğer onun yavrularını almamış mı? Tiko bir de yılana derdini anlatmak zorunda kalıyor.

Yola çıkmak kolaydır da yolda kalmak zordur, yorucudur, meşakkatlidir derler büyükler. Yola çıkanların birçoğu bu sebepten pes eder. Eski hayatlarına dönmeyi tercih eder. Tiko da şu an aynen böyle düşünüyor. Hiç bilmediği, kimsenin kendisi gibi olmadığı bir mahalleye taşınmak istedi. Yeni bir hayat kurmak istedi. Ama olmayınca olmuyor! Artık Tiko için pes etme, vazgeçme vakti. “Zaten tavuk mahallesinde, tilkinin işi de neydi? Aldı eline bavulunu, artık buradan gitmeliydi.”

Ama durun! Tam evden çıkacakken bir şey oluyor. Tiko’nu annesi gelmiş. Tiko olanları anlatıyor. Annesi, “İyi de Tikocuğum onlar sana değil, bütün tilkilere karşı ister istemez biraz mesafeli. Elbet onlar da anlayacak her tilki bir değil ki! Seni de olduğun gibi sevecek vardır mutlaka birileri.” Annesinin bu sözlerini duyan sadece Tiko değil, oradan geçen bir çilli tavuk da dinliyor hikâyeyi. Hemen anlatıyor tavuk dostlarına. Hepsi geliyor gülerek Tiko’nun yanına. Tiko da “Şanslı Yumurtalar Kulübü” ne üye oluyor. Ve anlıyoruz ki bu başlayan dostluk, yeni maceralara yelken açacak. Böylece kitabın bir seriye dönüşeceği fikri aklımıza geliyor.

Yola çıkanlar pes etmezlerse mutlu sona ulaşırmış. Tiko da eriyor muradına. Bize de yeni maceraları beklemek kalıyor.

Kitabın yazarı Neşe Kınalı, çizeri de Zeynep Dağgüden. Kitap otuz sayfa ve 3 yaş üzeri için…. MSE(Masal Seramik Evi) yayınlarından çıkan “Tiko Tavuk Mahallesine Taşınıyor” kitabının çizimleri çok ilgi çekici, anlatımı bir hayli akıcı. Çocuklara birbirinden farklı kişilerin de bir arada yaşayabileceğini anlatmak, büyüklere de bunu tekrar hatırlatmak adına özelikle tavsiye ediyorum. O zaman keyifli okumalar.

Tiko Tavuk Mahallesine Taşınıyor
Neşe Kınalı
Masal Seramik Evi