Çocukların ilgisini çeken konuların başında, bilinir özelliklerinin yanında, bir o kadar da gizem dolu olan “uzay” gelir. Bilimsel verileri çocukların anlayacağı şekilde aktarabilmekse ayrı bir mesai ister.

Diyelim ki gezegenleri anlatacağız. Onlara, “Evladım, yapılan araştırmalara göre, şu an için, tespit edilen dokuz gezegen var. Bunlar Güneş’in etrafında döner. Güneş’e yakınlık sırasına göre isimleri, Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton’dur.” diye başlayan ve bu gezegenlerin özelliklerini anlatan bir konuşma yapsak, muhtemelen çok ilgi görmez. Ama onlara, “Gel bugün seninle piknik yapalım. Farklı bir yer olsun. Sence, piknik yapmak için en uygun gezegen hangisi?” diye sorsak ve yine aynı şekilde ilginç sorularla ve anlatımla gezegenlerin özelliklerini söylesek, sanırım bu defa ilgi zirveye çıkar.

İlginç bir soruyla çocuklara uzayı anlatmak isteyen yazar Tarık Uslu, bu durumu o kadar iyi fark etmiş ki, “Şu Acayip” isimli kitaplar yazmış. Bu kitap serisinin içinde, böcekler de var arılar da, bitkiler de var yeryüzü de, insan vücudu da var balıklar da… Daha neler neler… Serinin yazımıza konu olan kitabı ise uzayla ilgili olanı “Şu Acayip Uzay”

Kitabın ön kapağında, isminin hemen altında yazan cümle, anlatmaya niyetlendiğimiz bu konuda, yazılmış diğer kitaplardan farklı olduğunu gösteriyor: “Uzayın,Hayat Bilgisi ve Fen Bilgisi kitaplarında yazmayan, çok acayip gerçekleri.” Nasıl, cümle sizce de çok vurucu ve ilgi çekici geldi değil mi?

İtiraf ediyorum, kitabı gördüğüm an, yukarıdaki cümleden çok etkilenerek, oracıkta bir solukta okuyuverdim. Durum böyle olunca, serinin neredeyse bütün kitaplarını aldım ve eve öyle döndüm. Kitap konusunda yaptığım en isabetli seçimlerden biri oldu. Hem kendim hem oğlum için…

Kitapta ilgi çekici sorulara yine aynı şekilde ilgi çekici cevaplar verilmiş. Birkaçını paylaşmak istiyorum:

*Gece neden karanlıktır?(Bu sorunun cevabının bir şair tarafından bulunduğunu öğrenince daha da şaşıracaksınız!)

*Dünya tarihine “Büyük Ay Palavrası” olarak geçen olay nedir?

*Ay’ın acayipliklerini nelerdir?

*Güneş ne kadar büyük?

*Güneş’in içinde ne yanıyordu da hiç bitmiyordu?

*Kim kimin etrafında dönüyor?

*76 yılda bir kez gelen misafir kimdir?

*Eğer bir kuyrukluyıldız Dünya’ya çarparsa ne olur?

*Göktaşları daha yere ulaşmadan kül olur. Bu küller ne olur?

Kitabı okurken ara ara film tavsiyelerine, kaynak kitaplara da rastlıyoruz. Kitabın sonunda bir de “Uzay Sözlüğü” yer alıyor. Bu da bazı kavramların anlaşılması adına çok yardımcı. Kitapta çizimlerin yansıra fotoğraflara da yer verilmiş. Bence tek sorun, hepsinin siyah beyaz olması… Renkli olsa belki daha ilgi çekici olabilir. Bir yandan da, anlatım o kadar esprili ve ilgi çekici ki fotoğraflar ve resimler, anlatımın önünde geçmesin diye böyle düşünülmüş olabilir mi diye de aklımdan geçmedi değil!

Akıcılığı soru cevap yöntemine dayanarak sağlanmış. Bildiğimiz gibi iyi soru sorabilmek çok zor ve kıymetli… Kitabı bitirince, bir sürü bilgiyi sadeleşmiş bir şekilde öğrenmekle kalmıyor aynı zamanda özelde uzaya genelde kâinata soru soran gözlerle bakmanın önemini kavramış oluyoruz. Mevlana’nın dediği gibi, kâinat kitabını okumaya merak duyuyoruz.

Kitap sonrası etkinlikler…

Kitapta yer almıyor ama ben bir takım etkinlikler çıkardım. Bazılarını paylaşmak istedim. Okuma sonrası yapılan bu çalışmaların pekiştirme adına faydasını yazmaya gerek duymuyorum.

Kitapta sıradan bir olayın, medya sayesinde(gazete) nasıl sıradanlıktan çıktığı yer alıyor. Buradan yola çıkarak, siz de sıradan bazı olayları anlatıp, “Gazete manşeti” oluşturulabilirsiniz.

Ay ve Dünya arasındaki uzaklık, 384.000 kilometre. Bu uzaklığı başka şekilde nasıl ifade edebiliriz?(Kitapta, bu uzaklık, “Ay ve Dünya arasına 29 tane Dünya sığdırılabilirdi.” diye de söylenmiş.)

Armstrong, Ay’a ilk ayak basan kişi,bu durumu “Bu bir insan için küçük, fakat insanlık için çok büyük bir adım.” sözleriyle dile getirmiş.. Edwin Aldrin Ay’a gidince “Çok güzel! Çok güzel! Çok güzel! Şahane bir ıssızlık.” demiş. Sen Ay’a ayak bassaydın ne derdin?

Mumla beyaz bir kâğıda ay, dünya, güneş, yıldız çizdikten sonra siyah sulu boya ile boyayıp, “sihirli resim” oyunu oynanabilir.

Uzayda malum yerçekimi yok. Uzayda yürüme oyunu oynamak da çok eğlenceli oluyor.

Biz bu yazdıklarımı yaparken çok eğlendik. Umarım siz de eğlenirisiniz. Tabii önce kitabı okuyarak işe başlıyoruz. “O halde kitabı hemen alalım. Hangi yayınevi? Kaç yaş için? Yazarı kimdi bir daha söyler misiniz?” dediğinizi duyar gibi oldum.

Kitap, Uğurböceği yayınlarından, 158 sayfa. Yazan, Tarık Uslu(nam-ı diğer Özkan Öze) resimleyen, Sevgi İçigen. Yedi yaş ve üzeri için… Bizdeki kitabın 40. baskısı (Şimdi kaç olmuştur merak ettim.) Her zaman dediğim gibi hem küçüklere hem büyüklere keyifli okumalar..