Nagasaki’den bir gün sonra,atom bombasının kullanımına dair ilk karar geldi: “Başkanın doğrudan izni olmadan hiçbir atom bombası kullanılmayacak.”
9 Ağustos 1945’ten bu yana savaşlarda bir daha atom bombası kullanılmadı.

Ya bu tarihten önce ne oldu?
Bildiğimiz gibi 1945 yılında İngiltere, Fransa, Rusya, ABD dörtlüsüne karşı Almanya, İtalya ve Japonya üçlüsü yer aldı ve dünyanın en büyük kayıplarının verildiği bir savaş ortaya çıktı, İkinci Dünya Savaşı… Ne hazindir ki bu savaşın nedeni,yine bir savaştı(1.Dünya Savaşı) ve sonrasında adı geçen bazı ülkelerin verilen sözleri tutmamasıydı.
Hatırlayın,1.Dünya Savaşı sonrası İngiltere ve Fransa’nın sözlerinde durmamalarının ardından, İtalya’da Mussolini, Almanya’da Hitler dönemi başladı ve dünyanın canı çıktı. Japonya, barış anlaşmasını bozanların karşısında yer aldı ve İtalya-Almanya ikilisine katıldı.

Almanya,Polonya başta olmak üzere yakın uzak birçok yere saldırdı. Japonya, PearlHarber’e saldırdı. Buna karşılık ABD Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası attı.Bu olay savaşı bitirdi ama benim yazıma konu olan kitabın kahramanı küçük bir kız çocuğunun hayatına ve aslında onun gibi bir sürü masum sivil halkın üzerinde olumsuz etki bıraktı. Yani her zaman olduğu gibi filler tepindi, ezilen çimenler oldu. En büyük yarayı yine kadın ve çocuklar aldı.

SadakoSasaki,henüz on yaşında, bomba atıldıktan yıllar sonra, bombanın yaydığı radyasyonun kurbanı oldu.
Bu küçük kız çocuğunun en başarılı olduğu alan, koşudur; iyi bir koşucudur.Spor bayramında büyük bir atletizm yarışması yapılacaktır.Sadoko, bu yarışma için yedek koşucu olarak seçilmiştir. Sadako’nun takımı yarışı kazanır ama bu onunla ilgili bir sırrı da gün yüzüne çıkarır. Bir gün küçük kız okul bahçesinde yere yığılır kalır.Hemen Kızılhaç hastanesine götürülür.
“Sadako korkuya kapılır. Çünkü bu hastanenin bir kısmı,atom bombası yüzünden hastalanmış kimselere ayrılmıştır.” Giren çıkmaz…

O günden sonra tedavi süreci başlar.Hastanede yapacak bir şey yoktur, sıkıcıdır. Ziyarete gelen Şizuko, bunu iyi bilir.Bunun için Sadako’ya kâğıt ve makas getirir.Şizuko,”Turna kuşuyla ilgili şu eski hikâyeyi hatırlamıyor musun yoksa?” diye sorar. “Kuşun bin yıl yaşadığı söylenir ve hasta biri kâğıttan bin tane turna kuşu yaparsa, tanrılar bu insanın istediğini yerine getirip onu sağlığına kavuşturur.” Konuşurken elindeki kâğıttan bir turna kuşu yapmıştır bile…Bu Sadako’nun ilk kuşudur.

O günden sonra ziyarete gelenler, kâğıtla gelir ve Sadako’yla turna kuşu katlar.Mucize olması için de dua ederler.25 Ekim 1955 günü 644. Turna kuşu yapılır. Ama hazin son…
Sınıf arkadaşları kalan sayıyı tamamlar.

Sadako ve atom bombasınınyol açtığı hastalıklardan ölen çocuklara adına 1958’de Hiroşima’daki Barış Parkı’na bir anıt yapılır. Yıl boyu katlanan kuşlar, Barış Günü anıta bırakılır.
Kitap, Sadao’nun gerçek yaşamını, ona ait fotoğraflarla anlatır.

Kitabı yazan EleanorCoerr, çeviren Zuhal Yeke ve Beyaz Bulut yayınları basmış. Kitap, 92 sayfa. Yedi yaş üzeri çocuklar okuyabilir.
Origami (kâğıt katlama sanatı) Japonya için çok önemli. Japon masallarında da sık sık geçer.Bu kitapta da bunu görüyoruz. Hikâye bitiminde, turna kuşunun nasıl yapılacağı, aşama aşama, çizimlerve yazılı anlatımla yer almış.

Kitabın sonunda, yazar hakkında bilgi yer alıyor.Yazar, Kanada doğumlu ve röportaj yapmak üzere 1949 yılında İlk kez Japonya’ya gelmiş.Sadako’nun öyküsünden etkilenmiş ve bu kitabı yazmış. Kitap, 1981’de ödül de kazanmış.

Son sözü yazara ve Nazım Hikmet’in “Kız Çocuğu” şiirine bırakıyorum.
Caoerr, kitabı yazma gerekçesini, “İnsanlara Hiroşima’da iki yüz bin kişinin atom bombası yüzünden öldüğünü söylemek, küçük bir kızın öyküsünü anlatmak kadar etkili değil.”

Kız Çocuğu
Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

1956
Nazım Hikmet