Oliver Twist’i bilmeyen yoktur sanırım. Okumayan vardır belki, çünkü görsel sanatlarda boy göstermesinden dolayı kimileri sadece izlemekle kalmış olabilir. O veya bu şekilde Oliver Twist çok tanıdık. Tüm dünyada da tanınan bu eser İngiliz yazar Charles Dickens’ın 1838’de yayımlanan ikinci romanıdır. İlk olarak aylık bir dergide seri olarak yayınlanmıştır.

Victoria döneminin en güçlü yazarlarından olan Charles Dickens, Sanayi Devrimi’yle birlikte geniş kitlelere yayılan yoksulluk ve yoksulluğun getirdiği acıları, sorunları ve sefaleti çok gerçekçi bir yaklaşımla ele aldığı Oliver Twist romanının başkahramanı yetim bir çocuk olan Oliver’dır. İsmi bile yetimhanede konulmuştur. Çok zor şartları olan bir yetimhane, bir o kadar zor şartları olan çıraklık dönemleri derken artık kendi başının çaresine bakmaya karar veren Oliver’ın hayatını düzene sokma ve kişiliğini koruma kavgası olarak özetleyebiliriz eseri.

Oliver TwistOliver Twist, her türlü olumsuzluğa rağmen doğruluk ve dürüstlükten vazgeçmeyen bir genç olarak resmedilmiştir. Charles Dickens Oliver’ın kişiliğinde ve karakterinde özünde iyi olanın her türlü zorlamaya karşın nasıl dik durabildiğini ve önünde sonunda bu dik duruşun mükafatını alabileceğini anlatır bizlere. Okuduğum birçok eserde dikkatimi çeken bir husustan söz etmek istiyorum burada. İstediğiniz kadar eski bir tarihte yazılmış herhangi bir eseri ele alın. Toplumların genel sorunlarının aynı olduğunu fark edeceksiniz. İnsanoğlunun gelişimini sadece teknolojik gelişim olarak görmenin verdiği bir yanılgıdır bu. Yüzyıllar öncesinin toplumsal sorunları halen aynı şekilde devam ediyorsa nasıl bir gelişmeden ya da ilerlemeden söz edilebilir ki?

Yetimlerin yaşadıkları problemler yine şekilde kitaplara ya da filmlere konu olmakta. Yetimhane skandallarıyla dolu haber okuyoruz hala. Hırsızlıklar, çocukları çalıştıran çeteler vs hepsi ne kadar tanıdık ve güncel. Birkaç iyi insanla karşılaşma şansına sahip olan Oliver uzun bir acılar serüveninden sonra rahatlığa kavuşur. Ama daha binlerce yetim çocuklar var. Ve günümüzde de taş üstünde taş bırakmayan teknolojiyle yapılan savaşlardan daha binlerce çocuk bu yetimler ordusuna katılıyor. İnsanlığın halen olduğu yerde saydığını görseydi Charles Dickens acaba bugün nasıl bir öykü yazardı diye düşünmeden edemiyorum. Belki de bir ütopya yazardı; sorunları göstermek yerine çözmeye örnek olsun diye. Kim bilir?

Sinemada Oliver Twist
Oliver Twist beyazperdeye ilk kez 1909’da bir sessiz film olarak uyarlandı. 1948’de Alec Guiness’ın Fagin olarak çizdiği portreyle hatırlanan uyarlamayı David Lean yönetmişti. 1968’deki müzikal uyarlama ‘Oliver!’ 1969’da eniyi film Oscar’ını kazandı. Daha sonra 2005 yılında Polanski tarafından yeniden çekildi. Polanski için Oliver adeta kendisini anlatan bir film olmuştur. Bu yüzden özeldir. Konusu ve tüm insanlığa hitap eden kurgusuyla kitabı kadar filmleri de evrensel bir değer kazanmışlardır.