Eskiden anne-babalar evlatlarını öğretmene teslim ederken “Hocam eti senin kemiği benim, yavrum önce Allah’a sonra sana emanet.” derlermiş. Güçlü bir güven bağı varmış aralarında. Son yıllarda bu konuda toplumsal bir değişim olduğunu sezinlemekteyiz. Bu durumun yaptığı işe olan inançlarını sarsıcı nitelikte olduğunu düşünen kıymetli öğretmenlerimize seslenmek istedim bu yazımda.

Sevgili Öğretmenim;

Şu an nerede, hangi okulun öğretmeni olursan ol, bu ülke insanı için çok kıymetlisin, öncelikle bunu bil. Bu meslek öyle bir meslek ki onu icra etmek; bir insanın değil, bütün bir milletin yükünü taşımak demektir. Böyle bir sorumluluk almak kolay değil, biliyorum. Bununla birlikte yapabileceğin şeyler olduğunu hatırlatmak, hem öğrencilerin hem de bütün bir millet için değerini anlatmak için yazıyorum.

Öğretmenim, bir öğretmenin yapması gereken en önemli şeyler nedir biliyor musun?

Eğitiminde öğrendikleriyle yetinmemek; çünkü eğitim sistemi şu an uygulamalı eğitim açısından yetersizliklerle dolu, daima öğrenci kalarak öğrendiklerine yenilerini ekleyerek kendini geliştirmek.
Bu neden mi bu kadar önemli? Çünkü bir öğretmenin ilk yılları, öğrencileri için bir kobaylık tecrübesi olmamalı. Ülkemizde öğretmenlik, maalesef çoğunlukla düşük maaş veren kurumlarda çalışılırken geliştirilen bir meslek. Bunu değiştirmek bizim elimizde.

Öğretmenlik okuyan ve bu mesleği icra etmeyi hedefleyen öğrenciler, mutlaka STK ve sosyal sorumluluk projelerinde yer alarak insanlara faydalı olurken tecrübe kazanmalıdır.
Ben zamanında çok farklı kurumlarda görev almış eski bir öğretmen olarak şunu söyleyebilirim ki öğretmenlerimiz bugüne kadar hak ettiği değeri göremedi; ancak madalyonun bir de diğer yüzü var; öğretmenlerimiz de eğitimlerinin yetersizliği ve bilinçsizlik nedeniyle gereken kalitede eğitim veremedi. (Bunu söylerken çok zor şartlarda, büyük fedakarlıklarla büyük işler başaran öğretmenlerimizi tenzih ederim.) Ben İngiliz Edebiyatı okumuş ve son senemde kendi okulum olan İstanbul Üniversitesinde Pedagojik Formasyon almış biri olarak şunu söyleyebilirim: Öğretmenliğimde çığır açan eğitim; İngilizce Öğretmenliğini tüm dünyada yapabilmeyi sağlayan CELTA eğitiminin bir versiyonunu hizmet içi olarak düzenleyen özel bir kurum olmuştur. Bu eğitimi İngilizce bilmeyenler alamadıklarına ve oldukça yüksek maliyetli bir eğitim olduğuna göre öğretmenlerimiz mutlaka “iyi bir öğretmen” olmak adına çokça araştırmalı, okumalı ve kendilerine farklı yollar aramalıdır.

İyi bir öğretmen nasıl olunur? Tek olmasa da ilk ve en önemli şart: Dersi Sevdirmektir! Öğrenciye dersi sevdirin, şartlar ne olursa olsun, n’olur?! Başka hiçbir şey yapmasanız da, sadece sevdirmek bile o öğrencinin eğitim hayatını kurtaracaktır! Kendinizi bu konuda sorgulamanız son derece geliştirici olacaktır: “Dersi işleyebilmek adına kimi zaman öğrencileri aşağılamak, onları kırmak zorunda kaldığınız oluyor mu? Bir başarıyı ödüllendireyim derken başka bir öğrencinin hevesini kırıp kendine inancını yok ediyor olabilir misiniz? Gelin bu yazı vesilesiyle biraz çuvaldızla haşır neşir olalım. Nihayetinde gelişen ve kazanan hem siz hem de bir millet olacak.

Tüm öğretmenlerimizin hem kendi hem de tüm öğrencilerimizin kıymetini bilmeleri dileğiyle.