Miniklerin ek gıdaya geçişlerinde biz “pimpirikli” anneler kaç çeşit kaşık, kaç çeşit çatal almışızdır. O zaman bende “Kaşal” ile tanışmış olsaydım epey rahat ederdim galiba…

Kaşal mı? Onun, Annesi bir kaşık, babası bir çatal. O ikisine de biraz benzer. Kaşal, ilk bakışta göze çarpar. Onun yaşadığı mutfakta kaşıklar kaşık, çatallar çataldır. Bu ikisinin karışımına pek rastlanmaz. Kaşal bir türlü masaya gelemez ve çok üzülür bu duruma. Ancak günün birinde masaya “pasaklı şey” gelir ve etrafa sürekli bir şeyler sıçratır. Çatallar ve kaşıklar etrafa saçılır, hiçbiri bir işe yaramaz. Üzgün bir şekilde yine oturduğu çekmeceden onları izleyen Kaşal kendini feda etmek ister ve atılır ortaya. “pasaklı şey” onu görünce mutluluktan havalara uçar, agucuk yapmaya başlar. Kaşalı mutlulukla elinde sallamaya başlayan ”pasaklı şey” ağzına bir şeyler götürmenin sevincini yaşarken Kaşal da ise yaradığının mutluluğunu yaşamaya başlar.

KaşalBu güzel hikâyeden yola çıkarak çok ince bir noktaya değinmek isterim. Hikâyeyi kendimize uyarlayacak olursak; Kaşal, aslında evimizdeki küçük çocuklarımız konumundadır. Bütün herkes gibi; küçük çocuklarımız da kendilerini “ait“ hissetmek isterler.  Doğdukları ilk anda bambaşka bir dünyaya gelmiş olmanın verdiği sancı onlar için zaten çok büyüktür. Sonrasında büyürler ve kendilerini gerçekten de “farklı” görürler. Belirli yaşlara geldikçe değişen huy yapıları da “kendini kanıtlama” çabalarına yerini bırakır. Bazen “ben buradayım” deme şekilleri değişir, örneğin; kimisi öfke nöbetlerine girer, kimisi şirinlikler yapar, kimisi de sürekli görev verilmesini ister. İşte bu noktada bizlere de düşen en büyük görev onlara kendilerini kanıtlamaları için fırsatlar vermek. Basitten zora doğru ilerleyen oyunlar içinde görevler. Kesinlikle dışlamayın çocuklarınızı! Sen yapamazsın demek yerine basit bir görev verilerek bilinç oluşturmak açısından adımlar atılmalıdır.

Kitabın incelemesine devam edersek çizimleri çok güzel resmedilmiş. İncelediğim en keyifli kitaplardan birisi diyebilirim. Kitap üç yaş ve üzeri çocuklar için uygundur. Keyifle okuyun şimdiden.

Son söz olarak da bebeklerimizin de kaygılarını unutmayalım. Çocuklarımızı sırf “kendisi” olduğu için sevdiğimizi her fırsatta dile getirelim. Bu ince noktaya değinen Hep Kitap’ı tebrik ederim. Emeklerine sağlık. Okuyun, okutun.

Kaşal
Kyo Maclear – Isabella Arsenault
Hep Kitap
Türkçesi: Gözdenur Çağlayan
32 sayfa, 2017