Kalbi kırılmak, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “çok üzülmek, incinmek” şeklinde tanımlanıyor. Bu duyguyu hissetmeyen var mıdır? Bir soru daha, “Bu hisle ilk defa ne zaman tanıştığını hatırlayan var mı?” Siz de benim gibi epey eski zamanlarda, hatırlayamayacak kadar eski zamanlarda, tanışmış olmalısınız. Şimdi de ben sizin sorunuzu duyar gibiyim, “Sen bizi nerden bileceksin?” Biliyorum; çünkü günün birinde bir şeyler yerken, birileri bize çarpmıştır ve yiyeceğimiz illaki yere düşmüştür ya da kurduğumuz bir hayal, başkaları için dalga konusu olmuş, hayallerimiz suya düşmüş ve kalbimizden “pıt” diye bir ses gelmiştir. İyi ya da kötü her duygu biz insanoğlu için biliyoruz. İyiye sevinmek konusunda sıkıntımız genelde olmuyor ama kötüyle nasıl baş edeceğimiz konusunda çoğu zaman bocalıyoruz. Kalbimiz kırılınca onu nasıl tamir ederiz? Bu konuda Kalben’e kulak vermek bize yardımcı olabilir.

Kahramanımız Kalben de bizim gibi… Dondurma yerken top çarpıyor, dondurması yere düşüyor ve kalbi kırılıyor. Kalben, arkadaşlarına kızmıyor. Onların bunu isteyerek yapmadıklarını biliyor. Ama bilmesi kalbinin kırılmasına engel olmuyor. Asıl hikâye bundan sonra başlıyor. Kalbi kırık Kalben, derdine derman bulmak arayışına giriyor. Balıklarla oynamak iyi gelir, diye düşünüyor, onlarla oynamak istediğini söylüyor ama balıklardan ses seda yok… Çaresiz, birçoğumuzun yaptığı gibi, yatağına uzanıyor, düşünüyor. Bu hareket aslında umutsuzluktan değil, derdine çare bulma arayışından. Yatarak çözüm bulamayacağını anlayan Kalben, etrafını izlemeye koyuluyor.

Kedilerin süt içtiklerini görüyor, annesinden süt istiyor, içiyor, kalbinde bir yumuşaklık hissetse de hâlâ kırık olduğunu görüyor. Çiçeklerin rüzgârda savrulmalarını izliyor, o da yemyeşil çimenlerde yuvarlanıyor, azıcık neşeleniyor ama kalbi hâlâ kırık… Yağmur sonrası gökkuşağı, çok büyüleyici ama kalbi hâlâ kırık… Kalben, umutsuzca, “Galiba benim kalbim hep böyle kırık kalacak, kırık bir kalple büyüyüp yaşlanacağım” dediği anda martının kendisine getirdiği deniz kabuğunun fısıltısını duyuyor. Deniz kabuğu, ona, kendisini en çok sevindiren duygunun, bir canlıyı gülümsetmek olduğunu hatırlatıyor. Kalben ne mi yapıyor? Bu fısıltıya kulak veriyor, komşusuna çiçek hediye ediyor ve artık kalbinin o kadar da kırık olmadığını görüyor.

Eyvah Kalbim Kırıldı!İçinde edebiyatın var olduğu çocuk kitaplarının yaşsız olduğunu düşünüyorum. Kalben’in yaşadıkları, aslında büyük küçük hepimizin yaşadıkları. Kalbimin kırıklığına neyin iyi geleceğini bana hatırlatan bu kitap; çocuğumun bu duyguyla nasıl baş edeceğini anlatmak için iyi bir vesile. Kitabın şiirsel dili, anlatıma zenginlik katmış. Peki ya kitabın çizimleri? Onlar ayrı güzellikte.

Kitabın yazarı aynı zamanda kitabın çizeri olduğundan mıdır bilinmez, çizim hikâyeyle âdeta dans ediyor. Kalben, gözlüklü, kısa saçlı sevimli bir kız çocuğu olarak çıkıyor karşımıza. Ya Kalben’in evi? Bizden bir ev. Teneke kutularda yetiştirilen bitkiler, kışlık hazırlanan biberler, kuruması için bahçeye asılan çarşaflar, yastık kılıfındaki işlemeler, süt ısıtmak için kullanılan cezve, beyaz badanalı evler… Kitabı her okuyuşta, kendimi Ege’nin şirin kasabalarından birinde gezer gibi hissediyorum.

Kitap, Redhouse Kidz yayınlarından. Yazan ve resimleyen, Elif Yemenici. Kitap 32 sayfa, 3 yaş ve üzeri için… Kitap bana göre yaşsız, bu sebepten hem büyüklere hem de küçüklere keyifli okumalar…

Eyvah Kalbim Kırıldı!

Yazan ve Resimleyen: Elif Yemenici
Redhouse Kidz
32 Sayfa, 2016