Charlie’nin Çikolata Fabrikası desem aklımıza hemen dünya çocuk edebiyatı yazarlarından Roald Dahl gelir. Bu yazara ait eserlerin hepsi kalbimizde illaki bir iz bırakıyor. Benim için en çok iz bırakan eseri Matilda. Bu aynı zamanda kitabın kahramanının da ismi…

Matilda ilgisiz bir anne, işine hile karıştıran bir babaya sahip.Bir de babasının gözbebeği ağabeyi var. Ailesinde herkes kendi halinde ve Matilda da başıboş. Ailesi Matilda’ya kötü davranıyor. Matilda’nın bu kötülüklere karşı ailesini cezalandırmak için başvurduğu yöntemler, onları kızdırsa da biz okuyucuları eğlendiriyor. Bu yaptıkları aslında küçük kızın kendince savunma mekanizması. Matilda, sürekli televizyon izleyen ailesine inat, zamanını kitaplarla değerli ve eğlenceli hale getiriyor. Babası ve annesi ise kitap okumasını istemiyor. Babasına göre kitaplar kafa karıştırıcı gereksiz bilgilerle dolu. Fakat Matilda kendi kendine okuma öğrenmesi bir yana, evde yalnız kaldığı öğleden sonralarını, evlerine on dakika uzaklıkta bulunan kütüphanede geçiriyor. Tabii ailesinin haberi olmadan.

Kütüphaneci, bu küçük kızın okuma bilmesine kısa sürede alışıyor. Kütüphanedeki çocuk kitaplarını bitiren Matilda, büyüklere ait kitapların pek çoğunu, anladığı kadar, okuyor. (Merak edenler için Yazar Matilda’nın okuduğu kitapları liste halinde paylaşmış. ) Bu kitaplar, bilgiler, okula başladığında kendisinin potansiyelinin farkına varan öğretmeninin hayatının değişmesi için mucizeye dönüşüyor. Aramızda mucizelere inanmam diyenleri bile inandırabilecek bir kurguyla anlatılan olaylar, yüreğimizin her telini titretiyor. Bana mucizelerin varlığını hatırlatan Matilda’ya söylemek istediklerim var. Ona bir mektup yazdım, paylaşmak istiyorum:

Sevgili Matilda,

MatildaSana mektup yazıyorum çünkü senin yaşadığın çağda mail yok. Sen yıllar öncesinden bir kitap kahramanısın. Bense yıllar sonra seni okuyarak, hayatında bir mucize olacağı gerçeğine yürekten inanan senden yaşça çok büyük biriyim. Aslınsa sana sahip çıkan ve senin mucizenle hayatını tekrar kazanmasına vesile olduğun öğretmenin gibi.

Benim de mucizeye çok ihtiyacım var. Oğlum bir mucize bunun farkındayım. Ama son yıllarda yaşadıklarım dayanılacak gibi değil. Artık “kötü” olmaya karar vermiştim karşıma siz çıktınız. Sen ve öğretmenin… İki yaşında annesini, beş yaşında babasını kaybetmiş ve bütün malına öz teyzesi tarafından el konulmuş olan öğretmenin de benim gibi kendini bırakmayı düşünmüş müdür? Biliyorum, elinden hayatı alınmış bir insanın, “insan” olarak hayatına devam edebilmesi çok zor bir ihtimal. Öğretmenin bunu başarmış. Bunu başarabildiği için, senin gibi küçük bir kıza yardım etmeyi düşünecek kadar “iyi” kalabildiği için, hayat öğretmenine büyük bir mucize gönderdi. Belki yıllarca acı çekti, üzüldü, ağladı, haksızlığa uğradığını anlatamadı ama eninde sonunda kazandı. Bu sebepten senin bir “kahraman” olduğunu düşünüyorum. Hatta bir masal kahramanı… Biliyorum içinde yer aldığın kitap, hikâye kitabı fakat anlatım ve mucizeler çok masalsı…

Bana iyi geldin. Bence seni okuyan herkese iyi geliyorsun.

Öğretmenine ve sana mutluluklar.”

Matilda evde kendine yer bulamamış. Okulda herkese kök söktüren ve öğretmenin de hayatını karartan müdüre (öğretmeninin öz teyzesi), Matilda’ya da kötü davranıyor. Kitabın sonundaysa herkes yaptıklarının karşılığını buluyor. Haksız yere insanlardan para kazanan babasının yaptıkları ortaya çıkınca, ailesi de başka bir şehre taşınıyor. Öğretmeni ve Matilda’ya ne mi oluyor? Onlar da muradına eriyor ve beraber yaşamaya başlıyorlar.

Matilda

Roald Dahl
Can Çocuk Yayınları
Türkçesi: Lale Akalın
252 sayfa, 2016