Okullar açıldı. Sürekli değişen sınav sisteminin de etkisiyle, herkeste büyük bir endişe var. Yeni başlayacaklar için okul seçimi,oryantasyon dönemi; halen devam edenler için sınav kaygısı yüzlerden okunuyor.

Bunun sebebi nedir diye birçok kişi gibi ben de düşünüyorum. Hani herkes konuşmalarda ne diyor “Okul ikinci evimizdir.” O halde, insan eve gitmekten neden çekinir? Ev, yuva, sığınılacak en güvenli yer değil mi? Bu saydıklarımız yoksaev insanı yorar. İnsanın aklına okulda bu ve benzer sıkıntılar mı var ki durum bu diye geliyor.Sorular sorular…

Genel itibariyle, özelikle de kaygılı olunca sürekli soru sorma eğilimi gösteriyoruz. Soru sormak, sorgulamak deyince de akla,hemen onun adı geliyor: FELSEFE

Felsefe, Türkçe sözlükte, “Varlığın ve bilginin temel olarak araştırılması” şeklinde tanımlanıyor. Bu tanım bize felsefenin, hayatta karşılık olarak, “Hakikate götüren sorulara cevaplar aranması” sonucunu ortaya koyuyor. Felsefe somut olana soyut bakıyor. Felsefenin anlaşılması özellikle de çocuklar için biraz zor ama anlaşılması hayat açısından zorunlu.
Bu durumun farkını fark eden BrigitteLabbe ve MichelPuech , bu hafta inceleme kitabımız olan “Çıtır Çıtır Felsefe” serisini çocuklar için kaleme almış. Seride, “ İyi ve Kötü, Adalet ve Haksızlık, Oğlanlar ve Kızlar, Ben ve Başkaları, Küçükler ve Büyükler” gibi başlıklar altında yirmiden fazla kitap yer alıyor.
Bu yazıda, serinin “Başarı ve Başarısızlık” kitabından bahsetmek istedim. Çünkü gördüm ki velilerin, öğretmenlerin ve çocukların genel olarak okulla ilgili odaklandıkları en önemli kavram bu ikisi: Başarı-başarısızlık

Bu iki kavramın hayatın içinde kapladığı yere bakarsak, okullarda bu kadar çok üzerinde durulmasının sebebini anlamış oluruz. Hayatta, çalışır çabalarız, neticesi bu iki kavram. Okulda çalışır çabalarız, neticesi bu iki kavram. Bunun neresinde bir yanlışlık var? Yanlışlık başarı kavramını yüceltirken, başarısızlık kavramının her zaman yerin dibine sokulmasında sanırım. Yani bizim bu ikisine yüklediğimiz anlamlarda.

Bir ailenin ya da öğretmenin çocukların başarılı olması adına uğraşmaları kadar doğal bir durum yok. Çocuklar da bunun için çabalamalı. Sıkıntı, başarının okul sistemi içerisinde sadece sınavlara endeksli olarak değerlendirilmesinde.

Çıtır Çıtır Felsefe / Başarı ve BaşarısızlıkKitapta tam da bunun üzerinde duruluyor. “Okulda başarısızlık! Çok can yakan,yüzümüze bir tokat gibi inip,kendimizi değersiz hissetmemize neden olan,geleceği kapkaranlık gösteren iki sözcük. Ne konuda beceriksiz?İyi okumak, iyi yazmak, iyi hesap yapmak, iyi notlar almak, ödevlerin üstesinden gelebilmek konusunda…”

Bu durum ortaya konulmuş ama bunları yapmayın yanlıştır, doğrusunu yapın deyip geçmemiş. Bu konu, küçük hikâyelerle özellikle de çocukların anlayacağı hale getirilmiş.
Kitap, şöhretin başına vurduğu bir kızın hikâyesiyle başlıyor. “Başarı insanın başına vurabilir, sarhoş edip ona yönünü tamamen şaşırtabilir.” diyerek, “ Kendi kendimize, ‘Bütün bunlara ben sahip olsaydım hiçbir sorunum kalmazdı.Dünyanın en mutlu insanı olurdum!’ deriz.” konusuna değiniyor.

Çözüm, güçlü olmak. Neden güçlü olmak? “Hepimiz bu yoldan geçtik… Ve büyük başarılar tatmadan önce birçok başarısızlığın üstesinden geldik! Arada sırada bunu hatırlamamızda fayda var.”
Kitapta konular hikâyelerle somutlaştırılıyor. İlgi çekici olan bir başka kısım, hikâyelerin arasına can alıcı cümlelerin büyük bir ustalıkla yerleştirilmiş olmasında. Örnekler arası geçişlerin bu yöntemle sağlanması, konuyu daha da anlaşılır hale getirmiş.

Bu geçiş cümlelerinin birkaçını paylaşmak işitiyorum.
*Başarısızlık,bizimle konuşmaya cesaret edebilen gerçek bir dost gibidir-söyledikleri gerçekten kötü olsa da.
*Başkalarına-yalnız ve yalnız başkalarına-karşı kazanılan başarılar,çoğu kez geçici,küçük başarılardır.
*Başkalarının gözünde başarısızlık olan,bizim için her zaman başarısızlık anlamına gelmeyebilir.
*Güzellik kraliçesi seçilmek kendi hedefi değil.
*Doğrusu, yeterince istekli değil.

Tam da okulların açıldığı şu günlerde, farkındalığımızı artırmak ve belki de başarı-başarısızlık konusundaki düşüncelerimizi tekrar sorgulamak adına bu kitabı, önce büyüklerin okumasını tavsiye ediyorum.Çünkü,” Oysa gitar çalmayı öğrenmek,herkesi kırıp geçiren piyesler yazmak, 3 dil konuşmak, 100 kişi için nefis bir yemek hazırlamak,buz pateniyle müthiş figürler sergilemek, 3 arkadaşla birlikte doğaçlama bir dans gösterisi sunmak,çok karışık bir bilgisayar oyununu 2 dakikada anlamak,nefes kesici bir kelebek koleksiyonu yapmak gibi konulardaçok becerikli olabiliriz pekâlâ.”

Kitabın sonunda “Günün Nasıl Geçti? Acı mı Tatlı mı?” sorularına verilen cevaplar yer almış. Bazıları “Çikolatalı pasta yapmak/Jet pilotu olmak/Arkadaşlarla sinemaya gitmek/İki hafta boyunca hiçbir şey yapmadan oturmak/vb.”

Bu soruların ardından son söz olarak, “Günlerimiz,gecelerimiz,haftalarımız,yıllarımız,projeden projeye koşarak geçiyor.Kimi çok kısa ve kolay,kimi daha karmaşık ve uzun projeler.Hayata tadını da bütün bu hayallerin başarısı ya da başarısızlığı veriyor.Şekerli, tuzlu,tatlı,hem tuzlu hem tatlı,buruk,hoş,korkunç ya da kimi zaman unutulması zor tatlar. Ama hiç kuşku yok ki ne kadar iştahlıysak, o kadar çok tat keşfederiz;böylece hayata tadını veren bin bir başarıyı keşfetme şansımız da artar.”
Kitap, BrigitteLabbe ve MichelPuech tarafından yazılmış.Çizimler,JacguesAzam’a ait. Çeviri,Azade Aslan.Aslı Fransızca olan bu kitap, ülkemizde Günışığı yayınları tarafından basılmış. “Çıtır Çıtır felsefe” serisinin 14. kitabı.

Anlatım oldukça akıcı ve akılda kalıcı. Kitap arka kapağında, “Yaşamı ve dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocuklara,temel kavramları,doğru sorular sorarak düşündüren dizi,gerçek yaşamdan pek çok renkli örnekle dolu.” diyor ve yediden yetmişe herkese kitabı tavsiye ediyor. Ben de bu yazılanlara ek olarak kitabın,39 sayfa olduğunu ve 10 yaştan itibaren herkesin severek okuyabileceğini ekliyorum. Bu arada kitabın çizimleri de çok ilgi çekici.
Keyifli okumalar.

Çıtır Çıtır Felsefe Dizisi
Yazan: Brigitte Labbé
Resimleyen: Jacques Azam
Günışığı Kitaplığı