Son zamanlarda karşınıza çıkan ve her defasında da içinizden bir parçayı alan, insanlığı sorgulamanıza neden olan ve vicdanen bir şey yapma ihtiyacı hissedip de sadece bir paylaşım ile bitirdiğiniz bir fotoğraf var. Yavru bir köpek, dört ayağı zalimce kesilmiş, bir kenara fırlatılıp ölüme terk edilmiş bir can.

Bir anne olarak elimden gelen en güzel şey ise evladıma hayvan sevgisini aşılamak, canın yalnızca insandayken değil her şekilde değerli olduğunu vurgulamak. Bebekken okuduğumuz kitaplar genellikle hayvanların konuştuğu, o kahramanların başından geçenleri öğrendiğimiz kitaplar. Yine de dikkatli olmak gerekiyor. Öyle kitaplar ile karşılaşılıyor ki çocuk kitabından bir şey olmaz deyip başladığımız bir kitap onun aklında birçok soru işareti veya yanlış fikirler yerleştirebiliyor.

Kitap okumanın, kitap okumaya teşvik etmenin önemini tüm anneler, babalar hissediyordur. Ancak özellikle genç yetişkine doğru adım attıkları dönemde okudukları her bir sayfanın onları bir arayışa soktuğu inancındayım. Bu nedenle okuyan ebeveyne ihtiyacı var bu ülkenin okuyan gençlikten ziyade. Çünkü ne okuduğunu veya ne okumayı sevdiğini bilmeyen bir kişi “yanlış bir kitap” tercih edebilir. “Tek okusun da” deyip odasına göndermekten ziyade okuduğu şeyi anlatmasını, sizlerle kitaptaki olayları tartışmasını istemeniz daha yararlı olacaktır.

“Yanlış bir kitap” diye nitelendirmemin nedeni onun üzerinde konuşamamaktan kaynaklanıyor aslında. Bir fikre körü körüne inanmak gibi düşünebiliriz bunu. Sorgulamadan, araştırmadan onun doğruluğunu kabul etmek ne kadar yanlışsa, bir kitap üstünde tartışmadan kitaptaki düşüncelere inanmak da yanlış olacaktır.

Bu nedenle okuyun! Anne ve baba olarak ilk görevimiz okutmak değil, okumak, anlamak. Onlar okudukça da tartışmak.

Öncelikle hayvan sevgisini aşılayan kitaplar okutun, birlikte okuyun. Unutmayalım ki akademik başarıya verdiğimiz önemi vicdanlı bir kişiliğe sahip olmaları için vermemiz gerekiyor.