Dokuz yaşında erkek çocuğu olan Guille okula yeni gelmiş bir öğrencidir. Kızlarla vakit geçirmesi, bebeklerle oynaması, kendi yaşıtları gibi futbolu sevmemesine ek olarak birde ısrarla müzikal film kahramanı Mary Poppins olmak istemesi ile ondaki değişikliği fark eden öğretmeni, psikolog rehber öğretmen Maria’dan yardım isteyerek buz dağının görünmeyen kısmını keşfe çıkarlar.

Bizim gördüğümüz Guille bir yapbozun parçası ve mutluluğunun arkasında bir sır yatıyor. Belki de kendisini içinden çıkarmamızı istediği bir kuyu bu.

Guille’nin babası Manuel Antunez her ne kadar durumun farkında olduğunu ve bir şey yaptığını söylese de yardım almayı kabul eder. Okulda annesinden hiç bahsetmeyen bu çocuk annesinin hostes olarak Dubai’ye gittiğini ona her hafta mektup yazdığını ve babasının görüntülü olarak konuştuğunu ufak ufak puzzle parçaları gibi yazılar ve çizimlerle psikoloğun önüne atar.
Kitap Guille, babası Manuel, öğretmeni Sonya ve rehber öğretmen Maria’nın ağzından dört farklı anlatımla sunulmuş. Hem çocuğun hayal dünyasına hem de yetişkinlerin dünyasına onların anlatımları ile erişebiliyoruz. Dört farklı göz, dört farklı duydu; burada yardıma ihtiyacı olan kim?

İnsan zihni tıpkı hayat gibi; içinde kaybolanların hayal bile edemeyeceklerini bulup çıkaran bir labirent.

Erkek çocuğu özelliklerini göremediğimiz Guille’yi okurken bende buz dağının görünmeyen bölümünü görmeye başladım. Kişileri sözleriyle, davranışlarıyla, kıyafetleri ile yargılarken aslında ne için olduğunu sorgulamadığımız sadece gözümüzün gördüğü ve beynimize verdiği sinyaller ile hemen yargıladığımız bir dünyada çocuk olmak ve bu çocuğu anlamak istemek yerine eleştirmek ne kadar doğdu?

Kitapta Guille’nin yaşadıklarına ek bir de Pakistan’dan gelen başı kapalı dokuz yaşındaki bir kız olan Nazya’nın otuz iki yaşında olan nişanlısını da öğrendiğim zaman kitapta ki dram ikiye katlandı.

Bir OğulKitap her ne kadar genç okuyuculara hitap etsede bence ilk önce büyükler okumalı. Adının “Bir Oğul” oluşundan küçük bir çocuğun hayatını okuduğumu düşünmüştüm. Oysa ki onun gözünden farklı bir hayata konuk oldum. Kitabın sonunu anlatarak büyüsünü bozmak istemiyorum ama şu kadarını söyleyebilirim; Guille, her şeyin farkında olan iyimser bir çocuk.Sevdiklerini üzmeyecek bir biçimde bu farkındalığı onlara kabul ettirmeye çalışıyor. Bunu yaparken kimseyi kırmadan, incitmeden, acılarını yüzüne vurmadan kendince bir çözüm bulmaya çalışıyor. İşte bunun için Mary Poppins ve onun sihirli kelimesi “Supercalifragilisticexpialidocious” çok önemli.

Yazar, dokuz yaşında küçük bir çocuğun gözünden gerçekliği, kabul edişi anlatmış. Sırlarla dolu etrafında bu sırları bilerek ama ifşa etmeyerek yavaş yavaş etrafındakilerin parçaları birleştirip gerçekliğe uzanmasını sağlıyor.Duygusal olan bu yolculukta Guille’yeye eşlik etmek güzeldi.

Duygulara yön veren zaman böyle bir şeydi işte… Kaprisli ve öngörülmesi zordu; bazen iyi bir yoldaştı, bazen de insanın en büyük düşmanı.

Not: Mary Poppins benimde çocukluk kahramanlarımdan biridir. Ve yeniden sinemaya uyarlanmış hali Mary Poppins: Sihirli Dadı adıyla 28 Aralık 2018’de gösterime girecektir.

Bir Oğul
Alejandro Palomas
Final Kültür Sanat Yayınları
Türkçesi: Banu Karakaş
253 Sayfa, 2017