İnsanoğlu, dünyaya geldiği andan itibaren ilk olarak ne yapıyor? Bunu çocuğum olana kadar açıkçası düşünmemiştim. Oğlumu kucağıma aldığımda yaptığım ilk iş emzirmek, onun karnını doyurmak, bu vesile ile ona yanında olduğumu hissettirmek oldu. “Aç Tırtıl” kitabını okumaya başladığımda, tırtılın yumurtadan çıktığı ilk an karnının çok aç olmasıyla aklıma gelen de bu oldu. Pazar günü yumurtadan çıkan bu tırtılın karşısına ise kocaman güneş resmedilmişti. Bu da bana dünya karşısında kendini oldukça büyük ve güçlü zanneden biz insanoğlunun hakikatte ne kadar da küçük ve aciz varlıklar olduğumuzu hissettirdi. Kaç kişi bunu, bu şekilde yorumlamıştır, bilmem ama bu his bana, dünyada reklamı, çizgi filmi, oyuncakları yapılmadan çok satanlar arasında yer alan bu kitabın, küçükler için ayrı büyükler için ayrı anlamlar içerdiğini düşündürdü.

Kitabın çizimleri ayrı güzel, toplamda on- on beş cümleyle anlatılmak istenenin ifade edilmesi ayrı güzel. Pazar günü yumurtadan çıkan bir tırtılın, yaprak yemesiyle başlayan ama doymadığı için pazartesiden cumaya kadar, her gün farklı miktarlarda ve sayılarla çeşitli yiyeceklerle beslenmesi fakat yine doymaması ile hikâye devam ediyor. Bir türlü doymayan bu tırtıl, cumartesi ise karşısına ne çıkarsa yemeye başlıyor. Karşısına ne mi çıkıyor? Kek, sosis, salatalık, lolipop, dondurma, pasta, kaşar peyniri… Biz büyüklerin zararlı olarak adlandırdığımız ne varsa tırtıl hepsini yiyor. Bunun üzerine gece ise olanlar oluyor ve karnı ağrıyor. Ertesi gün; yine pazar, çok şükür ki yeşil bir yaprak yiyor ve ağrısı geçiyor. Görüyoruz ki tırtıl artık aç değil hatta küçük bir tırtıl da değil… Zamanı geliyor ve artık kendine koza örüyor. Sonra mı? Bir delik açıp kozadan kelebek olarak çıkıyor.

Kitaba genel olarak baktığımızda, çok bilindik bir konu; tırtılın kelebek olma serüveni. Fakat çizimler ve yazarın bunu ifade ederken kullandığı az sözle çok anlam barındırma özelliği, kitaba farklılık katıyor.

Kitabı pek çok yönden tekrar tekrar okumak mümkün… Doğma, büyüme ve değişim; beslenme; biyoloji (kelebek nasıl oluşur), renklerin, sayıların ve günlerin öğretimi, arka planda yer alan felsefe… Bu saydıklarım, çocuklara çeşitli aktiviteler ve oyunlar eşliğinde çok rahat bir şekilde anlatılabilir. Sanırım kitap bu anlamda, üzerine en çok etkinlik yapılan bir kitap…

Aç TırtılBen bir büyük olarak, bu kitabı çocuklara okuma yapmamın dışında ara ara kendime okuyorum. Bunun nedeni belki de benim kitaba yüklediğim anlamlar. Dünyanın karşısında güçsüzlük hissini size ifade etmiştim. Pazartesiden cumaya düzenli yapılanlar, bana göre, çocuklukla beraber uyulması gereken sistem, bir kalıba girme öğretisi… Cumartesi yenen zararlı yiyecekler ise belki de ergenlik ve başkaldırma. Ardından örülen koza, otuzlu yaşlar ve farkındalık, kendi içine dönme evresi ve kozadan çıkış, kendini keşfetmiş olarak hayatta gerçekten istediklerini yapma zamanı… Burada ifade ettiklerimin hepsi benim hissiyatım, yazar bunları düşünmüş müdür, bilemem! Çocuk kitaplarını bu şekilde yorumlayarak okumak, bir büyük olarak bana iyi geliyor.

Kitabın yazarı ve çizeri Eric Carle. Kitabın Türkçesi Fatih Erdoğan’a ait ve kitabı Mavi Bulut yayıncılık basmış. Elimdeki basım, özellikle 0-3 yaş çocuklar için tercih edilen kalın karton sayfalar şeklinde. Hem büyüklere hem de küçüklere keyifli okumalar.

Aç Tırtıl

Yazarı ve Çizeri: Eric Carle
Türkçesi: Fatih Erdoğan
Mavibulut Yayıncılık
32 Sayfa, 2017