Yine roman uyarlaması enfes bir film! Hem etkileyici hem de şaşırtıcı! Austin Wright’ın Tony and Susan adlı kitabından uyarlanmış olan orijinal adıyla: Nocturnal Animals, Türkçesiyle: Gece Hayvanları adlı film gerilim sevenler için gerçekten izlenmeye değer.

Yönetmen koltuğunda senarist ve aynı zamanda modacı olan Tom Ford’u görüyoruz. Tom Ford’un ilk filmi A Single Man’den (2009) sonra uzun metraj bir film olarak karşımıza çıkan Nocturnal Animals (2016), alt yapısında gerilim ve psikolojik unsurlar barındıyor. Her ne kadar yönetmenin, modacı kimliği olsa da filmde, sanırım bu yönü sayesinde sanatsal kareleri de görmek mümkün; ayrıca oldukça iyi bir kadroyla çalışılmış. Tom Ford, yaptığı her işte başarıyı elde ediyor denilebilir ki ilk filmi de Oscar’a aday gösterilmiş ve birden fazla ödül almıştır.

Nocturnal Animals filminde kitabın aksine daha etkileyici, daha vurgulayıcı olduğunu söylemek isterim ki filmde ustaca bütün detay gözler önüne seriliyor. Hikaye içinde hikaye döngüsü ile karşılaşıyorsunuz. Hikayeler birbirlerine girip karman çorman olmak yerine daha ziyadesiyle tek bir beden, tek bir ruh gibi karşımıza çıkıyor. İzleyici tamamen olayın akışına bırakıyor kendini. Başrolleri; Amy Adams ve Jake Gyllanhall paylaşıyor. Tabii, bu ikili benim favorilerim arasında olduğu için filmi bir tık daha sevdim, diyebilirim. Onların performansıyla hikayeye ayrıca anlam katılmış ki zaten Amy Adams da senaryo hakkında fikirlerini dile getirirken Tom Ford’un gerçek ve hayal arasındaki ince çizgisini farklı bulduğunu ve oynadığı karakterle bu bağlamda daha sıkı bir bağ kurabilidiğini söylüyor. Bağ kurabilmek olayını oyunculara hissettirmek güç olsa da Tom Ford bunu halletmiş diyebiliriz.

Nocturnal Animals

İlk sekans oldukça farklı ve enterasan; Susan karakterinin sanat galerisinin açılışında yer alan oldukça kilolu kadınların-obez diye adlandırdığımız- dansı ile film başlıyor. Zaten yönetmen bu sahne ile toplumun algısını kırma peşindedir; çünkü şişman ve çirkin insanların toplumda adam akıllı bir yere bile sahip olamadığı, dışlandığı gerçeği ile yüzyüze gelirsek, bu sahnede sanki böyle bir şeyin hiç olmadığını bize göstermek ister gibi. Yani utanılacak şeyin onlar değil de algılarımız ve zihniyetimizin olduğunu bize vurguluyor ki bu sahneden sonra filmin ilerleyen kısımlarında da yer yer-farkedebilenler için- şişman kadınların figüran olarak gösterildiğine şahit oluruz. Görsellik müthiş bir şekilde işlenmiş ve ara ara filmi durdurup; ‘Yahu bu kadar da olmaz. Harika!’ dediğim yerler oldu ki bunun sırrı tabii ki de sanat ve görüntü yönetmeninde. Bu yüzdendir ki her karesini beğendiğim bir film oldu.

Nocturnal Animals

Hikaye şu şekilde: Susan Morrow, on dokuz yıldır hiç görüşmediği eski eşi olan Edward’dan (Jake Gyllanhall) bir paket alır ve bu paketin içinde mesleği yazarlık olan eski eşinin henüz basılmamış kitabı bulunmaktadır ve Susan’a ithafen yazmıştır. Edward, Susan’ın bu kitabı okumasını ve onun hakkında fikirlerini beyan etmesini rica eder. Susan şaşırır; çünkü nerdeyse on dokuz yıldır hiç görüşmediği eski eşi birden bir kitap ile karşısına çıkmıştır. Susan kitabı okumaya başlayınca kendinden ve eşinden izler bulmaya başlar ki yönetmen işte bu devrede iki hikayeyi birden yürütmeye başlayacaktır ve olay örgüleri çok katmanlı bir hal alacaktır.

Kitapta yer alan ve Edward’ın hayali gibi olan Tony karakteri aslında adım adım onu işlemiş gibidir. Tony’nin karısı ve kızı ile talihsiz yolculuğundan başlar ve onları kaybetmesinde son bulur ki eşinin ve kızının saçları da Susan’ınki gibi kızıldır. Edward daha sona yaklaşmadan karısını öldürmüştür hatta çok acınası ve yazık bir biçimde ki kızı da onunla aynı kaderi paylaşmıştır. Sembolik anlatımla ele alınmış ve seyircinin de olaylar içinde bağ kurmasını sağlayan bu filmde yer yer geriye dönüşler dediğimiz flashback kavramı yoğun işlenmiştir. Ayrıca filmde vurgulanan intikam, ihanet gibi kavramlar derinden kendisini hissettirir ve Susan karakterinin tek gerçeklikte olması , Tony ve Edward karakterilerinin hayali olarak yerlerine konumlandırılması bu filmin önemli bir metaforudur ki bu şekilde daha da güçlenerek ilerlemiştir. Ayrıca eşcinsellik kavramıda filmde işlendiğini görmekteyiz ki bilindiği gibi Tom Ford da bir eşcinseldir ve bunu filmlerinde rahatça işlemiştir. İlk filmin konusu zaten bir eşcinselin hayat hikayesini anlatmaktadır. Bu ikinci filminde ise eşcinsellik; Susan karakterinin erkek kardeşi üzerinden verilmiştir hatta kardeşi evlendiği Edward’an bir dönem hoşlanmıştır. Yönetmen, Susan karakterinin ağzından Susan’ın ailesinin bu tür şeyleri kabul etmediğinden dolayı onları bağnaz ve bayağı bulduğunu ileri sürer.

Nocturnal Animals

Filmin başında Susan’ın annesine benzememek için uğraştığı fakat en sonunda da onun gibi olduğu gürülür, bu bağlamda eski kocasını bırakıp lüks hayatı tercih etmiştir. Fakat o hayatta ne kadar mutludur Susan? Tabii ki bulduğu şey yine büyük bir boşluktan ibarettir. Edward ise o boşluğun tamamlayıcı niteliğindedir fakat hiç bir şey eskisi gibi olamayacaktır. Filmin final kısmı oldukça vurucu biterken seyircinin içinde bir acı bırakabilir. Susan’ın tek başınalığı ve mağlubiyeti aslında Edward’ın galibiyetidir. Susan’ın kitabı bitirdikten sonra Edward’la buluşmaya gitmesi fakat Edward’ın hiçbir şekilde orda olmaması. Aslında bu iki soruyu da akıllara getirebilir: Final bölümünde Tony’in ölümü ve kitabın bir çeşit intihar mektubu niteliğinde olması ya da Edward’ın bu şekilde Susan’dan intikam almış olması ve yeniden doğmuş olması… Söz izleyicinin; artık kime ne hissediyorsa onu düşünecek.

İyi seyirler şimdiden.

Nocturnal Animals / Gece Hayvanları

Vizyon Tarihi: 9 Aralık 2016
Tür: Dram, Gerilim
Ülke: ABD
Süre: 1 Saat 57 dk
Yönetmen: Tom Ford
Oyuncular: Amy Adams, Jake Gyllenhaal, Michael Shannon