Kitap İncelemeleri

Çİ

Azra Kohen Çi’yi

“ölmek için doğduğunu unutmadan bu gezegende hiçbir şeyin hiç kimseye ait olamayacağını anlayan, sahip olduklarının değil analizini yapabildiği deneyimlerin gerçek zenginlik olduğunu bilerek yaşayıp kendi potansiyelinin savaşçısı olabilme cesareti gösterenlere adamıştır.”

Çi: Tüm canlıları birbirine bağlayan, rejenere eden Yaşam Enerjisi.

Aslında orantılı güzellik diye hepimizde bulunan Fi yaşamımızda bizi tetikleyen, heyecanlandıran, duygularımızı, mantığımızı harekete geçiren yani yaşamsal dinamiklerimizi ayakta tutan Çi’ye götürüyor.  Kitaptaki karakterler üzerinde gördüğümüz de tam olarak bu. Olayların seyiri öyle bir değişiyor ki duygudan çok duygunun nedenini, manipüleden çok insanın manipüle etme gereksiniminin nedenlerini görüyorsunuz. Karakterlerin bakış açısı da aynı şekilde Çi’ye dönüyor.  Sorgulama ve sorgulatma Fi’den daha öte bir hal alıyor. Artık birçok noktada farkındalık ve deneyim söz konusu. Duru, Ada, Sadık Murat Kolhan, Bilge, Deniz, Can Manay, Göksel, Özge… Karakterler arasındaki olaylar çıkmaz bir sokak gibi duruyor karşınızda ta ki o sokağın sonunda yeni bir kapı olduğunu görene kadar. Çıkmaz sokak sandığımız bu dünya da potansiyelimizi bizden alan birçok şeye maruz kalıyoruz, aslında bizi oluşturan şeylerin birçoğu bizi manipüle eden kaynakların temeli oluyor. Karakterler arasında gelişen diyaloglarda artık buna dönüşüyor. Özge bir yerde diyordu ki:

“eğer siz güzellik yarışmalarında kızların vücutlarını puanlayıp en yüksek puanı alan kızın kafasına taç takarsanız, izleyen kızlar da vücutlarını gösterip taç takılmasını bekler. Televizyonla kitleleri programlıyorsunuz.”

Eti diyor ki:

“Rahimden çıkan ama henüz doğmamış milyarlarcasının yaşadığı bir dünya burası. Çünkü asıl doğum, karakterin kendini fark etmesiyle başlar, rahimden çıkmakla değil.”

Deniz diyor ki:

“Hayat, seni kendinden uzaklaşmaya başladığında yakalar ve öyle bir köşeye sıkıştırır ki kaçamazsın. İçindeki gücü bulup dönüşmen gereken şeyi net bir şekilde görene, anlayana kadar sıkıştırır. Acıtır. Anlamadan gidemezsin bu dünyadan çünkü anlamak, anlamlandırmak için buradasın. Kendini bulmadan var olamazsın çünkü potansiyelini doldurmak zorundasın. Yapman gerekeni sen yapmıyorsan olaylar öyle bir gelişir ki sonunda yapmak zorunda kalırsın, olmak zorunda kalırsın, doğmak zorunda kalırsın! Yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan sen olamazsın.”

Sadık Murat Kolhan diyor ki:

Her şeyi bildiğini sanmayı anlarım, toyluktur ama her şeyi anladığını sanmak! Bunu anlayamam çünkü salaklıktır!”

Farkındalık noktasında bahsettiğim şeylerin sadece birkaç örneğiydi bu konuşmalar. İnsanın doyumsuz sevilme isteği, doyumsuz tüketme ve yücelme isteğiydi Fi’de olanlar. Bunların nedenleri ve nasılları ise Çi’de devam ediyor.

Çi - Azra KohenDeniz her şeyini kaybetmenin girdabında kendini buluyor. Duru içindeki ihtirasın acısında nasıl manipüle edildiğini görüyor. Sadık Murat Kolhan mevcut sistemi Özge’nin inancıyla görüyor. Özge ise korkusuz ve sisteme inatçı. Can Manay korkularıyla yüzleşiyor kendi Fi”sinin sonuçlarıyla hem de. Ada istenilmek, Göksel dinlemek istiyor. Bilge ise acısını pişirip onu deneyim haline getirmekte.

Hepsi kendi yaşanmışlıkları ve psikolojileriyle hem öylesine örtük hem de öylesine çıplak ki sanırım hepimiz kendi kabuğumuzdan çıkabildiğimiz ölçüde yorumlayabileceğiz olanları.  

Pi”nin başlangıcında Sana tuzaklar kurdum adlarını Fi ve Çi koydum diyor Azra Kohen.

Can Manay”ın  Duru”ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,

Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını

Denizle anlatmaya çalıştım sana… diyor ve Bize  ulaşmak için Pi”ye davet ediyor bizleri. Bense serinin ilk kitabına asıl şimdi başlıyorum.

Çİ
Azra Kohen
Everest Yayınları

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı