Edhem ve İdris’in hikayesi ile başlayıp Arif’in döneminde biten bu kitap çok belirgin bir şekilde yaradılış ve insanlığı anlatan bir analog . Hem hiddetinden korkulan hem de hürmet edilen Cebelavi herkesin büyükbabası, konağın ve sokağın sahibi… Ki o sokak hep aynı soydan gelenler ile dolacak. Konağın idari işlerini devretmek için çocuklarını çağırarak en büyük oğlu İdris yerine Edhem’i –en küçük, daha güçsüz ve diğerlerinden daha az soylu olan çocuğunu- seçer. İdris babasına karşı çıkar, konaktan kovulur ve artık kötülük yapmaya başlar, bir şekilde de Edhem’i kandırıp onun da karısı Umayma ile birlikte konaktan kovulmasına sebep olur.  Edhem ve ondan sonra gelenler konağa, konağın o mis kokulu bahçesine geri dönme hayalleri kurar.

Bu kadarıyla da anlaşılabiliyor Edhem’in Adem, İdris’in İblis (Şeytan) olduğu. Hikaye Edhem’in oğulları Kadri ve Hümam ile devam ediyor ancak genel hatlarını, nasıl biteceğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Ancak olayların anlatılış şekli sizi kendine bağlıyor ve tuhaf bir şekilde rahatsızlık veriyor. Çünkü bildiklerimizin aksine insanlığın farklı bir versiyonu ile karşılaşıyoruz.

Sokak genişledikçe her türlü kötülüğün kol gezdiği bir yer halini alır. Koruyucular ve çete liderleri baskı ve işkence ile korku ortamı oluşturuyor ve halk karşı koymamanın yanı sıra daha da kötülüğe bulaşıyor. Her düşüşün sonunda da bir kurtarıcı geliyor.

Diğer üç bölüm Cebel, Rıfat ve Kasım’ın (Musa, İsa ve Muhammed)’in Cebelavi ile konuştuktan sonra – ki kimse ne görüyor onu ne de duyuyor) sokağa huzur verme eşitliği sağlama amaçlarını ve eylemlerini anlatıyor. Asıl hikayelerin oldukça dışına çıkılarak anlatılanlar Necib Mahfuz’un dili sayesinde bir yandan inanmazlık ile bir yandan da kalemine hayran kalarak ilerliyor.

Arap ülkelerinde yıllarca yasaklı kitap olan Cebelavi Sokağı’nın Çocukları son bölümü ile daha da dikkat çekiyor. İslam ülkelerinde son iki bölüm oldukça tepki topluyordur tahmin edilebiliyor. Zira Kasım’ın tasvirlerinde İslam’a uymayan yanları olmasının yanı sıra son bölümde ortaya çıkan Arif bilimi temsil eder ve bilimin ışığında konağa ve Cebelavi’ye bakış açısını betimler. Arif’in düşünce ve eylemleri de tanıdık, aynı şeyler yirminci yüzyıl bilim dünyasında da birçok kez tekrarlanmıştır. Necib Mahfuz yorumlamasını da hafife almamak gerekiyor elbette. Nobel Edebiyat Ödülü’nü hak eden bir yazar.

Kitabı farklı bakış açılarına açık iseniz okumalısınız. Hiçbir şey sizi rahatlatmayacak, avutmayacak belki daha da çok gerilmenize neden olacak.

En çok katıldığım nokta ise sokağımızın vebası olan unutkanlık… Sahiden ne de çabuk unutuyoruz yaşananları! Unutmasak nasıl olurduk acaba?

Cebelavi Sokağı’nın Çocukları
Necib Mahfuz
Kırmızı Kedi Yayınları
Türkçesi: Leyla Tonguç Basmacı
453 sayfa