KitapKitap İncelemeleri

Çatıdaki Pencere – JoseSaramago

Jose Saramago okuyanlar bilir; kitaplarını hep nokta-virgülden başka bir imla işareti kullanmadan, dialogları bile sadece virgülle ayırarak, karakterleri isim kullanmadan “ilk kör olan adam, doktorun karısı, polis şefi, başkan, bakan, yaşlı adam” vs. gibi tanımlarla oluşturan kendine has üslubuyla yazmıştır.

Bu zamana kadar okuduğunuz tüm Saramago kitaplarındaki üslubu unutun. Çünkü “Çatıdaki Pencere” bambaşka bir kitap.

Yazar bu kitabında tüm imla işaretlerini cömertçe kullanmış ve de şaşırtıcı bir şekilde her karakteri ismi ile oluşturmuş. Peki; “Neden farklı bu kitap, neden alışılagelmiş Saramago kitaplarına benzemiyor?” sorularını açıklamaya çalışayım.

“Çatıdaki Pencere” Saramago’nun kaleme aldığı ilk romandır.

1922 yılında doğan ve henüz 20’li yaşlarının başlarında, 1940-1950 yılları arasında, sadece normal bir lise müfredatı eğitimini tamamlamış, yani edebiyata dair hiçbir eğitim almamış, bir devlet kurumunda sıradan bir memur iken yazdığı bu kitabı 1953 yılında anlaştığı bir yayınevine vermiş. Aylarca beklemesine rağmen ne yayınevinden bir haber gelmiş, ne de kendisi gururunu yenip yayınevini arayıp sormuş. Kitap öylece kalmış ve bu durum Saramago’yu yeni bir kitap yazması için yaklaşık 20 yıl beklemesine ve hatta belki de yazmaya küsmesine sebep olmuş. 1989 yılında yayınevinin taşınması sırasında yayınevi tarafından bulunarak ortaya çıkmış ve Saramago’ya bu kitabı yayınlamak istediklerini söyleseler de kendisi kabul etmemiştir. Beklediği yanıtın 47 yıl sonra gelmesi, belki de yayınlanmasını istememesine neden olmuştu ve “Ben hayatta olduğum sürece yayınlanmasını istemiyorum.” dediği için ancak ölümünden sonra basılıp yayınlanmıştır.

Çatıdaki PencereAçıkçası iyi ki yayınlamışlar. Çünkü henüz 20’li yaşlarında ve edebiyat hakkında akademik bir eğitimi olmayan genç bir şahsın böylesine buram buram edebiyat kokan, çeşit çeşit insan ilişkilerini irdeleyip muhteşem süslemelerle dolu kaleme aldığı çok şaşırtıcı bir kitap olan Çatıdaki Pencere’nin okunması inanılmaz keyifli oldu.

Kitabın içeriğine gelecek olursam; “Çatıdaki Pencere” 6 daireli bir apartmanda yaşayan birbirlerinden farklı yaşam şartları ve görüşleri olan insanların, hayatlarını, hissettiklerini ve düşündüklerini anlatan akıcı bir kitap.

Erkeğin koca olarak umursamadığı kadın; kadının kocasını hayattan ve bilerek çocuğunu babasından soğutması; çocuğunun baba sevgisini kıskanıp hem çocuğuna hem kocasına etmediği eziyeti bırakmayan kadın; onca varlıktan sonra yokluğa düşmüş ama yine de birbirlerine sımsıkı sarılarak hayatın zorluklarına ve kendi içlerinde yaşadıkları fırtınalara göğüs germeye çalışan anne-teyze-kız kardeşler; bastırılmış cinsel duygularını olmadık bir zamanda hiç olmadık bir kişiye yansıtmanın getirdiği pişmanlık, kocasının kendini aldattığını bilmesine ve bunu açık açık konuşmalarına rağmen hala ona katlanmak zorunda olan bir kadın; zorluk-açlık-pişmanlık-suç dolu geçmişi yaşlanmasına rağmen unutmayan bir ihtiyar; hayatlarının son demlerinde olmalarına rağmen hala büyük bir aşk ile birbirine bağlı yaşlı bir çift; kızlarının ve kendilerinin daha rahat bir hayat sürebilmesi için farkında olmadan kızlarını, namuslarını ve aile şereflerini kaybetme noktasına gelen bir aile; tüm seksiliğini kullanarak geçimini sağlayan ve zengin bir adama metreslik yapan bir kadın; ergenliğinden beri özgürlük peşinde koşan ve bu yolda iş iş gezen kültürlü ama fakir bir genç…

Kısacası bu kitapta herkes var; ben varım, siz varsınız, anneniz-babanız-kardeşiniz var, eşiniz, çocuğunuz, alt komşunuz, akrabanız, her gün gördüğünüz ama tanımadığınız o insanlar var. Okuduğunuzda bir karakteri kendinize, diğer bir karakteri başka birine benzetmemek, “Ah evet işte bu benim; aaa bu karakter aynı şuna benziyor”” dememenin elde olmadığını göreceksiniz.

Bu muhteşem kitap, tamamen hayatın içinden ve hayatın gerçekleriyle dolu…

Saygılarımla

Çatıdaki Pencere
Jose Saramago
Kırmızıkedi Yayınları
Türkçesi: Pınar Savaş
306 Sayfa, Eylül 2012

Etiketler

Erdal Erünlü

Uyumak için değil, uyanmak ve edebiyatın o uçsuz bucaksız derinliğinde ruhumu doyurmak için okuyorum. Her yeni kitapta bambaşka alemleri keşfetmek, tüm karakterlerin yerine kendimi koyarak hayata bakış yelpazemi genişletmek için okuyorum. 25 yıllık askeri personelim. En büyük ilgi alanlarım dünya ve özellikle Latin edebiyatı, mitoloji ve ortaçağ tarihi. Hayattaki en değerli 3 varlığım; kutsal vatanım ve asil milletim, dünyalar tatlısı 2 oğlum ve elbette kitaplarım.

4 Yorum

    1. Bence körlük ile baslamanı tavsiye ederim , yazarın bu kitabi ve uslubu diğerlerinden ayriliyor

    2. Çatıdaki Pencere tamamen farklı bir kitap. Diğer kitaplarından ayrı bir üslupla yazmış. O yüzden öncelikle diğer kitaplarından biriyle başlamanız yazarın üslubuna alışma adına daha iyi olacaktır. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, Körlük (ardından Görmek), Kabil gibi eserleri ile başlamanız daha uygun olacaktır. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. 🙂

  1. Çatıdaki Pencere Saramago’nun diğer kitaplarından tamamen farklı bir üslupla yazılmış. Öncelikle Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, Kabil, Körlük (hemen ardından Görmek) gibi kitaplarıyla bir başlangıç yaparsanız daha uygun olacağını değerlendiriyorum. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)