Film İncelemeleri

Capharnaüm

Nadine Labaki’nin yönettiği Lübnan yapımı drama filmi olan Kefernahum, Altın Küre Yabancı Dilde En İyi Film Adayı. Filmin yönetmenliğini yapan Nadine Labaki’in film için şunları dile getirir:
“Filmi çekmek için altı ayımızı verdik ve montajını tamamlamak için bir buçuk sene uğraştık. Filmde göreceğiniz çocukların hiçbiri profesyonel eğitim almamıştır ve ne yaptıklarını onlara anlatmak için çok fazla çaba ve zaman harcadım. Çok fazla araştırma yaptım ve sistemin bu küçük çocukları nasıl başarısız hale getirdiğini öğrenmeye çalıştım. En önemlisi ise bunu yapmaya çalışırken filmimi gerçek hayatımızda yaşanmış şeylere göre yapabilmem benim için çok önemliydi.”

Filmin girişinde sizi elleri kelepçeli 12 yaşındaki bir çocuğun mahkeme salonundaki şu diyaloğu karşılıyor ve film boyunca bu diyaloğun haklılığını izliyorsunuz.
-Zain Al Hajj. Ellerini çözün kürsüye yaklaşsın. Neden burada olduğunu biliyor musun?
– Evet.
-Neden?
– Ailemi dava etmek istiyorum. “Beni dünyaya getirdikleri için.”

Zain, ailelerin bakamayacakları çocukları dünyaya getirmemeleri gerektiğini bilen ve bilhassa bunu yaşayan bir çocuk. Film her ne kadar gerçek hayattan alınmış olmasa da bilhassa gerçekleri yansıtan bir gerçekliği sunuyor bizlere. İşin en mistik ve özel kısmı ise filmde gerçek göçmenlerin rol alması. Bilhassa başrol ismimiz Zain gerçekten Suriye göçmeni olan bir çocuk. Göç yolundan kırmızı halıya yönelen hayatı Capharnaüm filmiyle şekilleniyor.

Filmin başlarında Zain’in ailesinin yaşamını görüyorsunuz ve burada Zain’in çabalarını. Kardeşleri için yaptıklarının bir çocuğun sorumluluğundan daha fazla olduğunu ve anne baba olmanın sadece üremek olmadığını bir kez daha anlıyorsunuz. İşsiz ve alkolik bir baba umursamaz bir anne ve en önemlisi yokluk. Öyle bir yokluk ki adet gördükten hemen sonra uyuyabileceği bir yatağı olsun ve tok uyusun diye hemen evlendirilen Sahar. Ve koskoca ailede buna tek karşı çıkan Zain.

Kardeşi gittikten sonra Zain evi terk eder ve kendisine iş aramaya başlar ve yolu bir şekilde başka bir hayatın içine girer. Annelik duygusunu başka bir çocuğun üzerinden tadar gözü yaşlı bir şekilde. Göçmen olan bir kadınla beraber(Rahil) kalmaya başlar ancak kadın çalıştığı için gündüzleri onun oğluna yani Yonas’a bakar. Kaçak olarak çalıştığı için tutuklanan Rahil günlerce eve gelmez. Ve sizde günlerce 12 yaşındaki bir çocuğun küçücük bir bebekle olan yaşam mücadelesine tanıklık edersiniz. Zain günler sonra kendi evine döndüğünde duydukları karşısında hayata dair tüm nefretini kusar ve bıçağı eline alarak koşmaya başlar ve sonrasında elleri kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna girer.

Zain, sesini duyurmayı başarır ve söylemek istediklerini çocuk cezaevinden canlı yayına bağlanarak söyler:
– Ana babamdan şikâyetçi olmak istiyorum. Yetişkinlerden beni dinlemelerini istiyorum. Çocuk yetiştiremeyen yetişkinlerin çocuk yapmasını istemiyorum. Ne mi hatırlayacağım? Şiddet, aşağılama, dayak, zincirle, demirle, kemerle dövülme. Duyduğum en tatlı sözler defol orospu çocuğu! Toz ol puşt! Hayat bir bok çukuru. Beş para etmez. Burada cehennemde yaşıyorum. Çürüyen et gibi yanıyorum. İyi insanlar olacağımızı ve sevileceğimizi düşünmüştüm. Ama Allah bunu bizim için istemedi. Bizim ötekiler için paspas olmamızı tercih ediyor.
Tekrar hamile kalan annesine döner ve şunu söyler
– Taşıdığın çocuk benim gibi olacak!

Zain, anne ve babalığı sorgulatan, yokluğu gösteren, göçmenlerin yaşamını sunan her şeyi henüz kimliği bile olmamış 12 yaşındaki bir çocuğun gözünden anlatır.
Her anlamda mutlaka izlenilmesi ve ders çıkarılması gereken bir film…

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)