Kitapkolik
Genel

Çalıkuşu Romanı, Neden Atatürk’ün Başucu Kitabıydı?

Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin tarafından ilk önce Vakit Gazetesi’nde 1921’de tefrika olarak yayınlandıktan sonra 1922 yılında yazılmış; İstanbul ve Anadolu’da geçen ve arka planda Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı’nın son yıllarını anlatan bir romandır.

Ana karakter olan Feride, sevdiği gençten talihsiz bir şekilde ayrıldıktan sonra Anadolu’da öğretmen olarak yaşamanı sürdürür. Öğretmenliği süresince de halkın yaşamı, eğitim sisteminde yöneticilerden başlamak üzere var olan bozuk düzen, cehaletin esir aldığı düşünce yapılarıyla mücadele eder.

Mustafa Kemal, Büyük Taaruz öncesi Akşehir’de ki evinde dinlenirken okumaya başladığı Çalıkuşu için “ Biliyor musunuz, gece Reşat Nuri Bey’in Çalıkuşu romanını okumaya başladım. Çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu’yu ve genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları ne güzel anlatmış. Bitirince İsmet’e vereceğim. Sonra sizler de okuyun.” demiştir. Atatürk, Reşat Nuri beyin roman aracılığı ile yansıttığı gözlemlerinden oldukça etkilenmiş ve o günden sonra da sıklıkla bu romanı okumuş ve başucundan ayırmamıştır.

Çalıkuşu romanını alâlde bir kitap olarak değerlendirmek yanlış olur; kişisel olarak defalarca okuduğum bu kitap aslında bir tarihin öyküsüdür. Belki de Reşat Nuri’nin satırları Atatürk’ün yaptığı inkılâplara ilham olmuştur.

Gelin bu ilham veren detaylara birlikte bakalım:

Feride, teyzesinin evinden ayrıldıktan sonra öğretmen olmak için elinde yatılı okuduğu Fransız okulunun diploması ile o dönemin milli eğitim işlerine bakan Nezaret adı verilen resmî daireye başvurur. Birkaç memuru ve yöneticinin görev yaptığı bu yerde, kimin yanına gitse başka bir kişiye yönlendirilir. Feride şaşkın ve yorgundur. Karşılaştığı bir hanımla aralarında şu konuşma geçer:

– Meslekte müptedi olduğunuz görülüyor. Nezarette tanıdığınız kimse yok mu? Dedi.
– Hayır. Belki bir tanıdık vardır amma, bilemiyorum, dedim, fakat buna ne lüzum var?
Söylediği kelimelere göre âlim bir hoca hanım olduğu anlaşılan mavi gözlü kadın gülümsedi:
– Bunu daha sonra anlarsınız kızım, dedi. Gelin sizi Tedrisat-ı İptidaiye Dairesi’ne götüreyim, bir kere Müdir-i Umumî beyfendiyi görmeğe çalışın.”

Bu satırlardan da anlayacağınız üzere o dönemlerde bir meslek sahibi olmak için bir tanıdık gereksinimi mutlaka gereklidir. Feride, sonunda rica minnet bir göreve tayin olur. Ancak gittiği yerdeki milli eğitim müdürü ve okul müdürü, kendi istedikleri öğretmenin göreve başlaması için Feride’nin nezaretten gelen evraklarını gizlerler. Feride olan bitenden habersiz, onu gönderdikleri bir köy okulunda göreve başlar. Altı ay görev yaptığı köy okulu da bina uygunsuz ve az öğrenci gerekçesiyle kapatılır. Feride, gittiği diğer okullarda ve şehirlerde de yöneticilerin adam kayırma ve okullarla ilgili keyfî uygulamalarından kaynaklı birçok sorunla karşılaşır.

Buraya kadar anlatılanlardan anlayacağınız üzere o dönemin milli eğitim işlerinde bir düzensizlik ve aymazlık bulunmaktadır.

Yapılan İnkılâp: Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarih ve 430 Kanun Numarası ile kabul edilmiş olan ve ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaleti’ne (Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’na) bağlanmasını öngören yasadır.

Çalıkuşu

Bu kanun ile birlikte tüm eğitim kurumları tek bünyede birleştirilmiş ve bir düzen getirilmiştir. Ayrıca da kız çocuklarının okuyabilmesinin önü açılmıştır.

Romanda kadın karakterlerin eşlerinin eline bakması, evlenmek için kadının iznine bile gerek duyulmadığı, çalışan ve yalnız kadına farklı gözle bakıldığı, kız çocuklarının okutulmadığı birçok vaka bulunmaktadır.

Yapılan İnkılâp: a) Medeni Kanun’un Kabulü 17 Şubat 1926’da gerçekleşmiştir.
– Kadın ve erkek yasalar önünde eşit hale gelmiştir.
– Aile hayatında kadın ve erkek arasındaki eşitlik sağlanmış, boşanma hakkı kadına da verilmiştir.
– Çocukların kız ve erkek ayrımı yapılmadan mirastan eşit haktan yararlanmaları sağlandı.
– Tek kadınla evlilik esası getirilerek resmi nikâh zorunluluğu getirilerek evlilik devlet güvencesine alındı.
– Çocukların iyi yetişmesi için ana ve babaya yükümlülükler getirildi.
– Kişilerin mallarla ve bir birleri ile olan çelişkiler ve boşluklar yok edilerek modern bir sistem getirilmiştir.

Çalıkuşu

b) Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesi:1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934’de Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı.

Çalıkuşu

Çalıkuşu romanında geçen bir başka detaya dikkat çekmek isterim:

“ – Efendim, Avrupa’da güzel bir adet vardır. Baba adını da ilave ediyorlar. Daha muvazzah bir isim olur. Siz muallimler bu Yapılan İnkılâpleri tatbik edivermelisiniz. Farazâ künye defterine talebinizi, Melahat babası Ali Hoca diye yazacağınıza, Melahat Ali deyiverirseniz, olur biter. Anlaşıldı mı, efendim. Pederinizin ismi?
Nizamettin.
Efendim, size Feride Nizamettin diyeceğiz.”

Yapılan İnkılâp: Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934’te çıkarıldı. Her aile ortak olarak kullanacakları bir soyadı tercih etti. Soyadı Kanunu’nun kabul edilmesinden sonra 24 Kasım 1934 tarihinde TBMM tarafından, Gazi Mustafa Kemal Paşaya “Atatürk” soyadı verildi.

Atatürk

Feride, kapanan okulundan ayrılıp Nezaret’e gelir ve yeni bir görev için beklerken, okul arkadaşı Kristiyan ile karşılaşır. Modern bir okulda yetişmiş, üst düzey eğitim almış, modern bir Feride olan arkadaşını karşısında farklı bir giyim ve halde gördüğünde oldukça şaşırır;

“ Ah, Çalıkuşu, her şey aklıma gelirdi fakat seni böyle simsiyah bir alaturka çarşafla ve gözlerinde yaşlarla burada bulacağımı ümit edemezdim.”

Kitapta birçok yerde giyim konusunda yaşanan olumsuzluklar ve özellikle de kadınlar üzerindeki baskı yansıtılmıştır.

Yapılan İnkılâp: Kılık Kıyafet Kanunu, 3 Aralık 1934 ve Şapka Kanunu 25 Kasım 1925’te kabul edilmiştir ve kadın-erkek herkesin modern bir giyim şekli olmuştur.

Çalıkuşu

Kitapta bunlardan daha fazla şekilde Cumhuriyet’in kuruluşuna ve yapılan inkılâplara ilham verebilecek birçok detay bulunmaktadır. Sevgili okuyucu, Çalıkuşu’nu bir de bu gözle okuyunuz.

Çalıkuşu

Çalıkuşu
Reşat Nuri Güntekin
İnkılâp Kitabevi
408 sayfa, 2007

Etiketler
Daha Fazla Göster

Dilek Özcan

"Okudukça büyüdüğüme, paylaştıkça çoğaldığıma inanıyorum. Bu yüzden de okuduklarımı yazmak büyük keyif veriyor. Her okuyan bir diğerine kılavuzdur, aslında. Umarım, Kitapcafe'de faydalı bir kılavuz olurum."

5 Yorum

  1. Ya elinize sağlık çok güzel yazı olmuş. Okuma listeme ekledim en yakın zamanda okumak istiyorum😻

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı