Butimar: Sessizliğin Kanatları

Yusuf öyle bir kuyuya düştü ki ermedi aklı dinmedi fikri,

Yusuf öyle bir kuyuya düştü ki sönmedi ateşi yanmadı ocağı,

Yusuf öyle bir kuyuya düştü ki rengi altın kokusu kokusuz.

        Bir Yusuf hikayesi gibi derinlere sürükleyen bilimin, tarihin, siyasetin, psikolojinin içinde bulunduğu, okudukça sizde merak uyandıran dağları, tepeleri aştıracak bir roman. Bir psikiyatrın büyük amcası olarak karşımıza çıkan Yusuf, dostu Behzad, hocası Ali Garbi ve sevdası Butimar’ın hikayesi. Rus-Ermeni işgaline rağmen sevdasına adım adım yaklaşmaya çalışan ve aynı zamanda Simyanın büyüsüne kapılmış Yusuf’un gerçek aşkının Butimar mı yoksa onu boğan simya mı olduğunu anlatan bir hikaye. Yusuf’un maddeden manaya, manadan maddeye geçişini okuyacaksınız 

         Yazarın anlatımı, olay örgüsünü işleyişi, betimlemeleri ve konunun akıcılığı okuyucuya sanki oradaymış ve kapı artlarında onları gözetliyormuş hissi veriyor.

Pers mitolojisinde efsanevi bir kuştur butimar.
Sıvı ihtiyacını deniz suyu ile karşılar.
Denizi o kadar çok sever ki, deniz kıyısına konar, kanatlarını açar ve tek başına oturur denizi seyreder.
Denizin bir gün kuruyacağından korkar ve bu korku yüzünden hiç su içmez. En sonunda da susuzluktan ölür.

          Herkesin bir kuyusu vardır.Sizin ki Butimar mı yoksa… Bu boşluğu siz doldurunuz. Eğer biraz eskiyi seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

Butimar: Sessizliğin Kanatları

Aralık 2016