KitapKitap İncelemeleri

Biz

“-Bana sonuncu, en üst, en büyük sayıyı söyle.
-Saçma. Sayıların sayısı sonsuzdur, sen hangi sonuncuyu istiyorsun?
-Peki sen hangi son devrimi istiyorsun? Sonuncu diye bir şey yok, devrimler sonsuzdur.”

Yevgeni İvanoviç Zamyatin, 1884 yılında, Tambov ili’nin Lebedyan ilçesi’nde bir rahibin oğlu olarak dünyaya gelmiş. Dört yaşındayken “Gogol” okuduğu rivayet edilen bir yazardır Zamyatin. Yazarın en büyük eseri, yazdığı tek roman olan “Mıy”, Türkçe ifadeyle “Biz”, O’nu günümüze taşıyan, şu geldiğimiz noktada bile hala üzerinde konuştuğumuz değerli bir eserdir. Genel bir ifadeyle “Biz”, tüm distopya eserlerinin anasıdır. Daha sonraları birçok yazar bu eseri referans alarak kendi ütopya ve distopyalarını yazmışlardır.

“Biz” e gelince ütopya mıdır, distopya mı, şeklinde bir soru sormadan edemiyorum. “Distopya” ilk defa John Stuart Mill tarafından kullanılmıştır. Yunanca bir kelimedir. Antiütopya karşılığındadır. Ütopya kurgulanmış, tasarlanmış mükemmel, ideal toplum demektir. Bu bilgiler ışığında “Biz”i okuyunca,kimi okurlar için bunun bir distopya değil ütopya olabileceğini düşünmek kaçınılmaz oluyor. Ütopik düşünceler, haksızlık içeren toplum koşullarına karşı gelişir ve fakat “imkansız” bir düzenden bahseder. Ütopya eserler işte bu düşüncelerle kaim bulan düzenleri anlatan eserlerdir. Distopyalar da, çoğunluğun iyiliği adına bireyi es geçen kararlarla kurgulanmış bir düzeni anlatan ve bu düzenin “insan” olmakla ne kadar bağdaşabileceği hususunda düşünceler barındıran eserlerdir.

İnsan denilen varlığı çözmek, duygu ve düşüncelerinin çeşitliliğine akıl erdirmek zor doğrusu. Gerek tarihi bilgilere baktığımızda, gerek edebiyat ve sinema eserlerine konu olan düşünce ve kurgulara baktığımızda şaşırmamak elde değil. İnsan beyninin gelişgenliği ve değişkenliği bu durumları sağlıyor ve biz, omuzlarımızın üstünde taşıdığımız; bu yükte hafif, pahada ağır et parçasının daha nelere kadir olabileceğini tam anlamıyla kavramış değiliz.

Yevgeni Zamyatin’i bu eseri kaleme almaya sevk eden şey her ne kadar Rusya’da yaşamış ve Ekim devrimi gibi büyük hadiselere şahit olması gibi görünse de aslında genel olarak tüm dünya düzeniyle ilgili olduğunu söylemek daha doğru olacaktır. Rus idaresini hedef almamış olmamasına rağmen yasaklılar listesine giren eserin Rusya’da basılmasına izin verilmemiş, ancak 1988 yılında kendi dilinde basılmıştır. Türkçeye ilk çeviri İngilizcesinden 1970 yılında yapılmıştır. Orijinal dilinden Türkçeye çevirisi ise 2012 İtaki yayınlarından çıktı. Çevirmenler Fatma Arıkan, Sedat Arıkan çifti. Orijinal dilden çeviri yapmak neden bu kadar uzun yıllar sonra oldu bilinmez ama geç te olsa iyi bir çeviri olmuş, buradan çevirmenlere teşekkürlerimizi göndermeyi de ihmal etmeyelim. Orijinalinden okuyamıyorsanız, çevirinin ne kadar kıymetli olduğunu bilirsiniz.

Henüz Televizyonun bile icat edilmediği bir dönemde yazılmış olan bu eser, 26. yüzyılda geçtiği varsayılan bir hayatı anlatır. Öyle bir zaman ki, insanların şahsiyetlerini ortaya koyabilecekleri bir isimleri bile yoktur. Erkekler sessiz bir harf ve yanında rakamlarla isimlendirilmiş, kadınlar ise sesli bir harf ve yine rakamlarla. Eser bir çeşit günlük gibi kaleme alınmış.

Tek Devlet’te bir mühendis olan ve uzaya gidecek integral isimli aracı inşa eden mühendis D-503, I-330’la karşılaşana kadar, Tek Devlet’e ölümüne bağlı sıradan yaşayıp giden bir üniftir. I-330 ‘la karşılaşıp, ona aşık olmasıyla insani duygularının, bir ruha sahip olduğunun farkına varır. Tek Devlet’i yıkmayı planlayan bir örgüt üyesi olan I-330 onun hayatını allak bullak eder. Tam onun da bir gerilla olmasına ramak kalmışken, Tek Devlet Muhafızları tarafından geliştirilen ve beynin hayal kurmayı sağlayan bölgesinin yok edilmesiyle sonuçlanan bir ameliyatı kabul eder. “Hayal kurmak” isyanın temel dayanak noktasıdır ve bir hastalıktır.
D-503 bu ameliyatla hastalıktan kurtulur. Yine devletine sadık bir köle olmuştur. Uğruna birçok risklere atıldığı “aşk”ı önemini kaybeder. Örgüt üyelerini ihbar eder ve hatta I-330’un işkence görmesini kayıtsızca seyreder.

Bu yazımı okuyanlar kitabı özetlediğimi düşünebilirler ve okumak ta tereddüt yaşayabilirler. Ama yanıldıklarını söylemeliyim. Bu bir film olsaydı haklı olabilirlerdi. Ama ben belki yüzde birini size çıtlattım. Daha okunacak, yüzde doksan dokuzluk bir bölüm var.

İyi okumalar.

“İnsanı suçtan arındırmanın tek yolu onu özgürlükten arındırmaktır.”

*“Zamyatin belli bir ülkeyi değil sanayi uygarlığının hedeflerini değerlendiriyor. Bu kitabın konusu aslında Makine’dir, yani insanın şişesinden düşüncesizce çıkardığı ve tekrar şişesine sokamadığı o cin.”
George Orwell

*“Devlet kendini ve hedeflerini yaşatıyor, ama ölmeyi gönüllü olarak elbette kabul etmiyor o yüzden yeni şimşekler, fırtınalar, kasırgalar başlayacak. Böyledir bu yasa, sonsuza dek fırtına gibi bir ‘d’ ile taçlanan o yumuşak ‘evrim’ böyledir. Fırtınanın güçlü nefesi bu sayfalarda duracak.”
Yevgeni Zamyatin

Biz
Yevgeni Zamyatin
İthaki Yayınları
256 sayfa, 2015

Etiketler

Sevinç Üney Şahin

Kendimi bildim bileli okumayı seven, harçlıklarını dergilere, kitaplara, çizgi romanlara, gazetelere yatıran biriydim. Edebiyat okumayı çok istemiş ama bir takım engellere takılmıştım. Çocuk kitaplarına merakım, anne olacağımı öğrendiğim an başladı. Onlar belirli bir yaşa gelene kadar okumadığım hiç bir kitabı çocuklarıma okutmadım. Çocuklar için yazılmış eserleri okumak bana çocuklarımı daha iyi anlamak hususunda çok yardımcı oldu. Zamanla çocuklar için yazılanları okumanın yanında bu hususta daha neler yapılabilir, iyi bir eser nasıl olmalıdır gibi soruların cevaplarını aramaya başladım. Bu arayışa hala devam ediyorum ve bu arayıştaki tecrübelerimi paylaşmak için ben de buradayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)