Kitapkolik
Kitap

Bir ‘Tezer Özlü’ Portresi

Edebiyatımızda Lirik Prenses olarak bilinene Tezer Özlü’ye prenses lakabı yanlış bir yakıştırmadır, bence. Çünkü ne aklın ve deliliğin sınırlarında gezen yaşamı prensesler gibiydi, ne kralın kızıydı, ne de âşık olduğu adamlar onu prensesler gibi yaşatmıştı.

Özlü, daha küçük bir çocukken olağan düzeni reddetmiştir ve bu ömrü boyunca sürecektir. Yaşıtları gibi kırlarda, bahçelerde oynamak pek ona göre bir iş değildir, Özlü’nün daha o zamanlarda kendisine ait, yalnız kendisini olduğu bir dünya vardır. Altı yaşındayken kentlere gidip gelen insanlara bakarak; “Bir gün uzak dünyaları ben de tanıyacağım” demiştir. Daha o zamanlarda bulunduğu yere ait olmadığının farkındadır, aslında. Zaten hayatı boyunca hiçbir yere, hiçbir şeye ait olmamıştır. Uzaklara gitme arzusu o zamandan başlayıp bir daha bırakmayacaktır yakasını. Sürekli uzaklara gitmeyi, bu sınırsız evrenin tamamın keşfetmeyi arzulayacaktır.

On yaşındayken özlem duyduğu uzak dünyaların kapısı aralanacaktır kendisine. Kütahya’dan İstanbul’a gelerek Avusturya Kız Lisesine başlar. Hiçbir okul gezisini kaçırmaz. Her fırsatta özlem duyduğu uzaklara gider. Liseyi yarım bırakarak otostopla Avrupa’yı gezer. Döndüğü zaman Erkek Lisesinden mezun olur. Erkek Lisesi’nden mezun oluşu, olası düzeni reddettiğinin kanıtlarından sadece biridir.

Henüz küçük yaşlarda okumanın uçsuz bucaksız kapılar açacağının farkında olan Özlü; İtalo Svevo, Franz Kafka, Cesare Pavese gibi yazarlar okumaya başladı ve bu yazarları kendisine yakın hissetti. Sevdiği yazarların kitaplarını doğrudan okuyabilmek için yabanı dil öğrenmeye başladı. Yabancı dil öğrenmesi ona çevirmenlik kapılarını açtı. Böylece edebiyat dünyasına ilk adımı atmış oldu.

Tezer ÖzlüParis’te tanıştığı Güner Sümer ile evlenerek Ankara’ya yerleşti. Burada çevirmenlik yapmaya devam etti; fakat Ankara yılları onun için kasvetli geçti, diyebiliriz. Evlilikte aradığını bulamayınca boşanmaya karar verdi. Bu arada ruh sağlığı bozuldu, manik-depresif tanısıyla klinikte yatmaya başladı. Tedavi sürecinde defalarca elektroşoka maruz kaldı. Hastane sürecinde başına pek çok kötü olay geldi. Birkaç kez intihara kalkıştı; fakat başarılı olamadı. “Ölüm düşüncesi izliyor beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Bunun belli bir nedeni yok. Yaşansa da olur yaşanmasa da. Bir kaygı yalnız, beni kendimi öldürmeyi denemeye iten bir kaygı.” Defterine bu satırları yazarak ölüm üzerine düşüncelerini belirtmiştir. Daha sonra ise “İntihar düşüncesi peşimi bırakıyor. Çoğunluk gibi doğal ölümü bekleyeceğim.” diyerek yaşama tutunmuştur. Böyle böyle ölümle yaşam arasındaki sınırda gezmiştir, klinik günleri boyunca. Çocukluğunu, hastane günlerini Çocukluğumun Soğuk Geceleri kitabında toplamıştır.

1968’de gerçekleşen Erdal Kıran ile evliliğinden 1973 yılında kızı Deniz dünyaya gelmiştir. Deniz ismini, Deniz Gezmiş hayranlığından dolay kızına vermiştir. Kızıyla 1981 yılında Almanya’ya yerleşmiştir. Aldığı burs ile geçimini sağlayan Özlü 2. romanı olan Bir İntiharın İzinde kitabını Almanca olarak kaleme almıştır. Kitabı yayımlandığı yıl Almanya’da ödül almıştır.1984 yılında kitabı Türkiye’de yeniden düzenlenerek Yaşamın Ucuna Yolculuk ismiyle yayımlanmıştır. Bu kitabında Kafka’dan, Pavese’den izler görmek mümkün. Bu yazarların gittiği yerlere, kaldığı otellere giderek sevdiği yazarlardan izler aramış, aldığı notları bu kitabında bir araya getirmiştir.

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin isimli kitabında ise çeşitli filmler, olaylar, konserler, yazarlar, festivaller hakkında düşüncelerini deneme tarzında yazmıştır.

Zaman Dışı Yaşam isimli kitabında kendi yapıtlarından yola çıkarak yazdığı bir senaryodur.

Kalanlar kitabı Özlü’nün ölümünden sonra tamamlayamadığı yazılarından derlenen bir kitabıdır.

Eski Bahçe- Eski Sevgi, Özlü’nün çeşitli dergilerde kaleme aldığı öykülerinden oluşuyor.

Bir de yakın dostları Ferid Edgü ve Leyla Erbil ile olan mektuplaşmaları yine Özlü’nün vefatından sonra derlenip kitap haline getirilen eserlerden.

Tezer Özlü edebiyatımızda iz bırakan yazarlardan. Yazdıkları genelde kendi hayatından, yaşadıklarından kesitlerdir. Tüm kitapları otobiyografik özellik taşır, bu yüzden. Beğenilme kaygısı gütmeksizin, laf ebeliği yapmadan yaşadıklarını okura sunmuştur. Birçoğumuz yaşadıklarımızı en yakınlarımıza anlatamazken Özlü başına gelen tüm felaketleri insanlığa anlatma cesareti göstermiştir. Üstelik kalemini eğip bükmeden, yaşadıklarından utanmadan, sıkılmadan, korkusuzca, yalansızca yazabilmeyi başarmıştır. Tüm yaşadığı felaketlere karşın alnı açık, başı dik durmayı başarmıştır. En çok bu konuda örnek almamız gerek Özlü’yü, sanırım. Kadın olarak eğilip bükülmeden sesimizi çıkarabilmeliyiz.

Kaynakça:
Çocukluğumun Soğuk Geceleri/Tezer Özlü 27.baskı 2016 YKY yayınları
Yaşamın Ucuna Yolculuk/ Tezer Özlü 28. baskı 2016 YKY yayınları
Yeryüzüne Dayanabilmek İçin/ Tezer Özlü 5. Baskı 2016 YKY yayınları
Zaman Dışı Yaşam/ Tezer Özlü 13.baskı 2017 YKY yayınları
Kalanlar / Tezer Özlü18. baskı 2016 YKY yayınları
Eski Bahçe- Eski Sevgi / Tezer Özlü19. Baskı 2015 YKY yayınları
Masa Dergisi sayı 7-2017

Etiketler
Daha Fazla Göster

4 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı