Konuk Yazar

Bir küçük gemi meselesi

Buralar epey sisliydi yine bir yağmur gününde. Tebdil-i mekan ararken yine doğduğum yerde bulmuştum kendimi. Sonra düşündüm, yeni başlangıç olmuyor; yeni bir yere varamıyoruz dedim. Her yeniyi kendi irademizle eskiye çeviriyor ve eski hayatımızı tebdil-i mekana koyuyoruz. Halbuki taze cümleler kursak belki yapabileceğiz.Boş bir meydanda kaçmaya yerim yokmuş gibi elimde bir simit, aşağı indikçe sadece sahile varabileceğiniz bir yolda öylece yürüyordum. Oturdum bir kayalığa ve bir çocuk gördüm. Hani olur ya kayalıklara oturmuş ve uzaklara dalan birine rastlarsınız ya da okumuşsunuzdur bir yerlerde. işte o uzaklık sadece büyüklere mahsusmuş bunu ona bakarken bir kez daha anladım.  Çocuklar öyle değil çünkü bakmıyor uzaklara, bakmıyor gemilere ya da gidecek bir yer aramıyorlar kendilerine. Şişelerin, yosunların içinde minicik kağıttan yapılmış bir gemi görüyor da ilk ona

-anne, bak gemi! diyor.

Çocuklar önünden yemeğe alıştığı için ilk önce önlerini görüyorlar. Büyüklerin gördüğü şeyler fazla ancak kağıttan bir gemiyi göremeyen büyükler yalnızlaşarak uzaktaki gemilere meylediyor. Uzaklardaki gemilerden ayırtıyor varmak istediği yeri. Uzaktan baktıkça, uzaklara meylettikçe hapsoluyoruz oysa. Şimdi dedim ki kendime madem tebdil-i mekan arıyorsun önce kağıttan gemiyi görmeliyim önümde ve sonra  bir çocuk nereye bakıyorsa oraya bakmalı, çocuk gözlerini takip etmeliyim.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)