“Bir işe odaklan. Beşinci yönlendirme stratejisi buydu.” (s. 90)

Hayatının her anında, hep tetikte olmayı Kick bir savunma mekanizması olarak karakterine işlemiş. Deneyimlediği her şey onu daha da yenilmez kılacak birer tecrübe onun için. Kendini salmak, rahat bırakmak ya da koyvermek gibi sözcükler onun lügatinde yok. Ve her zaman için kendisine telkin ettiği yönlendirme stratejileri var: “Olası çözümleri belirle,” “Konuşmadan önce düşün,” “Biraz egzersiz yap.” Hayatına şöyle bir uzaktan baktığımızda da aslında her adımını önceden kestirmeye çalışıp olası hamlelerin hepsini ezberlemeye çalıştığı stratejik bir hayat sürdüğünü görüyoruz. Öyle ki beklemediği bir şey gerçekleştiğinde Kick ne yapacağı konusunda küçük çaplı tereddütler yaşıyor: “Kick normalde el çantası taşımazdı ama sırt çantasının havaya uçup en küçük parçalarına ayrıldığını gördüğü için doğaçlama yapması gerekmişti.” (s. 164) Bu alıntıda biri olağan biri de olağan dışı iki durum var: Hayatı doğaçlama bir şekilde yaşamak bizim yabancısı olduğumuz bir şey değil. Okur olarak bizim için olağan dışı olan çantamızın patlaması. Kick için ise bu olağanlık/olağan dışılık tam aksi yönde seyrediyor. O, kendisini bütün tehlikeli anlara hazırladığı, her an tetikte olduğu için çantasının patlaması başa çıkabileceği bir durum gibi gözüküyor gözüne. Hayatında olması gereken şeyler, tam da patlama gibi sürekli aksiyon içeren olaylar. Onun için garip olan ya da alışık olmadığı şey doğaçlama. Çünkü doğaçlama demek; onun için ne olacağını kestiremediği bir durumun içinde olmak ve olası tehlikelere karşı savunma mekanizmasının tamamen çöktüğü bir hal.

Kick’in karakterinin analizine dalmadan önce kitaptan bahsederek başlamak aslında çok daha mantıklı olabilir. Kitap, çocuk kaçırma ve çocuk pornosu gibi hassas meselelerle uğraşıyor. Diğer bir yandan da karakterin aynı zamanda hem büyüyememiş hem de erken olgunlaşmış kişiliğini konu ediniyor. Kick, çocuk pornosunda kullanılmak için gerçek ailesinden kaçırılmıştır. Onu kaçıran ve aile gibi benimsediği kişilerin elinden kurtarılınca kendisini aynı durumda kalmış çocukları kurtarmaya adar. Kick’in hayatında ise James ve köpeği Canavar’dan başka kimse yoktur. Gerçek annesi, fiziksel olarak kızının yanında bulunsa da Kick için varlığı ile yokluğu birdir. Kick için o, meşhur ‘Kurtarılan Kız’ öyküsü üzerinden prim yapan alelade birisidir. Kitabın bütün aksiyonu kayıplarla başlar. Kick, köpeğini kaybeder, James’i kaybetmeye yaklaşır, bu esnada geçmişinden gelen insanlarla yüzleşir. Tam da bu sırada, yolları beraber çalışacağı Bishop ile kesişir.

Kitabı geniş geniş özetleyerek heyecanını kaçırmak çok da yerinde bir hareket olmaz. Bu yüzden bu kabataslak çerçeveye ekleyeceğim şey kitabın aksiyonu olacak. Olaylara Kick ile dalmanız ve onun yaşadığı tedirginliği, tetikte olmayı her an ensenizde hissediyorsunuz. Faili meçhul cinayetler, patlayan çantalar, çocuk kaçakçıları ve suç dünyasına ait daha birçok şey… Bütün bunlar roman boyunca heyecanınızı dinamik tutuyor ve sizi anlatımın içine çektikçe çekiyor. Ama benim odaklanmak istediğim mesele kitaptaki olaylardan çok Kick’in karakteri. Yaşadığı travmayı tamamen ideal bir amaca hizmet etmesi için kullanan, yapayalnız, her an tetikte olan, tek tabanca karakterimiz Kick…

“Kaygı, kontrol edebileceğin normal bir duygudur.”

“Kick’in istediği şey karanlık değildi: Yalnız kalmak istiyordu.” (s. 99) Anlatıcı Kick’in hislerini bu şekilde tanımlarken aslında Kick’in duygusal yalnızlığına, fiziksel yalnızlığı eklemeye çalıştığını belirtiyor. Gerçek annesi reklam peşinde koşan bir kadın. Köpeği, kardeşi James ve ortağı Bishop’tan başka ona yakın olan kimsesi yok. Hatta onlara bile yakınlığı hissedip kendini rahatça açamıyor. Mesela, Bishop ile birlikte olduğunda bunun insani ve gayet olağan bir durum olduğuna kendini ikna etmesi epey vakit alıyor.

Tek TekmeBelki de az önce kurduğum cümledeki anahtar kelime insaniliktir. Çünkü Kick, hayatının hemen her yerinde insani olan şeyleri görmezden geliyor. Akışına göre yaşamak onun için doğaçlama ve ne olacağını kestiremediği bir belirsizlik. Hayatını tamamen stratejiye ve mekaniğe oturtmaya çalışıyor. Adeta bir savunma robotu gibi ortaya çıkabilecek herhangi bir tehlike ya da problemli durum için kendini hazırlıyor: “Kilit açma becerisini annesinin evindeki sürgülü cam kapılarla mükemmelleştirmişti.” (s.91) Bu alıntı aslında kendisini hiç salıvermediği ve her an bir şeylere hazırlandığını çok net açıklıyor aslında.

Bu insaniliği bir kenara bırakmada kilit noktalardan birisi de Kick’in kaygıya olan yaklaşımı: “Kaygı, kontrol edebileceğin normal bir duygudur.” (s. 195) Bu cümle, Kick’in mottosu haline gelmiş durumda. Kaygılanmanın bir ihtiyaç olduğunu kabul etse de bunu yapmanın bir nevi zayıflık olduğuna dair bir inancı var. Ve kaygılanma öyle her an her ortamda yapılabilecek bir şey değil onun için. Kaygıyı da mekanik hayatında bir sıraya ve bir yere oturtması gerek. Buna çözümü ise kaygılarını not alıp boş vakitlerinde kaygılanabilmesi: “(…) listeye ekleyip sonra kaygılanabilmek için kaygı defterinin yanında olmasını dilerdi ama defter arabada olduğu için başka seçeneği yoktu.” (s. 88) James’e telkinde bulunurken de aynı tutum üzerinden ilerliyor: “‘Kaygı normal bir duygudur,’ diyerek hatırlattı: ‘Güvendesin. Sakin ve huzurlusun.’” (s. 128) Bir bakıma Kick, hayatını ve bütün duygularını üzerinde hâkimiyet kurabileceği ve kontrol edebileceği şeyler olarak görüyor.

Kitapta bütün maceraların yanında bir yandan da Kick’in artık rahatlayabilmesinin, gevşeyebilmesinin hikâyesini de izliyoruz. Tetikte olan, her an algılarını açan bu tek başına kadın, kitabın sonunda artık daha rahatlayabilen ve kendini salabilen birine dönmeyi başarıyor. Normal koşullarda bir şeyleri bilememe onu çıldırtabilecekken artık bunları önemsememeyi öğreniyor: “Evde başka birilerinin olup olmadığını bilmiyordu. Ama bunun bir önemi yoktu.” (s. 332) Bu yüzden, Tek Tekme hem içinde barındırdığı hassas meselelerle önemli bir roman hem içindeki aksiyonla beraber okuması heyecan verici bir kitap. Tüm bunların yanında da yapayalnız, insanlara güvensiz, tek başına bir kadının kendini büyütmesinin hikâyesi.

Tek Tekme
Chelsea Cain
April Yayıncılık
Türkçesi: Kıvanç Güney
336 Sayfa, 2018