Kadın olmak mı? Zor iş kimilerine göre, kimilerine göre ise dünyanın en güzel yanı. Hele ki edebiyat dünyasında kadın yazar olmak… Bir kadının perspektifinden dünyayı görmek nasıl bir duygudur sizce? Kadınlar ne düşünür, ne hisseder, ne yazar?

Erkeklerin bir türlü anlayamadıkları ırk olarak nitelendirdikleri eşsiz varlıklardır kadınlar. Aslında onlar bir taraftan kadını anlamadıklarını dile getirirken diğer taraftan da kadına muhtaçtırlar. Düşünün, kadın olmak; kırılgan bir tarafın olmasından ziyade gücü de temsil edebilmektir. Kırıklarını onaran, dağınıklarını toplayandır kadın ve bunu tek başına yaparken de güçlüdür. Kadın olmak demek; evrenin yaratıcı gücünü, sakinliğini, uysallığını, yenileyen ve yaşatan tarafını temsil etmektir.

Kadın güzelliktir, güzel olmak demektir. Sevgi ve aşkı saçandır, sevgiye ve aşka muhtaçtır. Duygudur, histir kadın olmak ama en önemlisi akıl ile hareket halindedir. Zarifliği, güzelliği, neşeyi, huzuru içinde barındırmaktır. Peki, siz bu dünyanın içine girmek istemez misiniz? Kitapların bazıları ayrıca beyaz perdeye de aktarılmış ve beğenilmiştir. Birbirinden özel kadın yazarların mürekkebinden damlayan satırlar ve onların perspektifinden bir dünyaya gezintiye çıkmaya ne dersiniz?

Keyifli okumalar…

Kafesteki Kuş Neden Şakır Bilirim – Maya Angelou

1. Kafesteki Kuş Neden Şakır Bilirim – Maya Angelou

Bir  şair, yazar, performans sanatçısı, öğretmen ve yönetmenin kaleminden güzel bir eser. Otobiyografik bir roman olma özelliği ile dikkat çeker. Çok yönlü bu yazarın yedi kitaptan oluşan ilgi çekici ve ilham verici otobiyografik eserinin ilk cildidir. Savunmasız, kırılgan, şiddeti derinlemesine gören küçük bir kızın, bağnazlıkla ve ırkçılıkla savaşarak güçlü bir karaktere; ardından onurlu bir göz kamaştırıcı bir genç kadına dönüşmesinin öyküsü. 


 

Handan

2. Handan – Halide Edip Adıvar

Halide Edip Türk yazar, siyasetçi, akademisyen ve öğretmen kimliği ile karşımıza çıkıyor. Ayrıca Halide Onbaşı olarak da bilinmektedir. Fikirleri ile kalemi ile Türk aydınlarındandır. Yazarı, kendisine asıl ününü kazandıran yapıtlarından biri olan Handan romanı ile ele aldık. Handan, evlilik ve aşk ilişkilerini konu almaktadır. Romanın asıl kahramanı olan Handa İngiliz terbiyesiyle yetişmiş bir Türk kızıdır ve olaylar onun çevresinde gelişmektedir.


 

Uğultulu Tepeler

3. Uğultulu Tepeler- Emily Bronte

Bronte, İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Uğultulu Tepeler adlı romanı yazarın hayatından geriye kalan tek roman olmasının yanı sıra bir kadının edebiyat dünyasında varlığını da eşsiz biçimde ispat etmesi açısından da dikkate değerdir.  Romantizim akımın temsilcisidir ve bu akımın en önemli eserlerinden biri olan Uğultulu Tepeler’de birbirine aşık fakat zamanla yolları ayrılarak farklı yerlere sürüklenen iki insanın aşk hikayesini konu almaktadır. Bu

iki insanın çocuklarının da birbirlerine âşık olmaları ile olaylar iyice karışmaktadır.


 
Damızlık Kızın Öyküsü

4. Damızlık Kızın Öyküsü- Margaret Atwood

Daha 10 yaşında yazmaya başlayan ve 16 yaşındayken profesyonel bir yazar olarak tanınan Atwood, şiir kitapları da yazmıştır. Kitapları sayesinde aldığı ödüller ve burslar sayesinde eğitimini tamamlamıştır. Dünya çapında çokça tanınan ve onu üne kavuşturan Damızlık Kızın Öyküsü, feminist yazın içerisinde de çokça tutulmuştur. Atwood’un, sürekli etrafında dönüp duran ve şeklini koruyan tek  bir ilke: Kadın haklarıdır. Kitap bir çeşit damızlık olmak istemeyen kadınlara değinerek rejim eleştirisi yapmaktadır.


 
Sırça Fanus

5. Sırça Fanus- Sylvia Plath

Günümüzde birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuş  olan Sylvia Plath, 20 yüzyılın en büyük kadın yazarlarındandır. Erken yaşta intihar ederek hayatına son veren yazarın en önemli ve meşhur kitabı olan ve karamsar bir eser olarak anılan Sırça Fanus adlı romanı aslında yarı otobiyografik bir romandır. Roman kahramanı Esther Greenwood aslında gerçekteki Sylvia Plath’a çok benzemektedir.


 
Karanlığın Günü

6. Karanlığın Günü- Leyla Erbil

‘’Türk diline ve edebiyata egemenliği, yapıtlarında kendine özgü bir dil yaratarak oluşturduğu özel dünya ve bu dünyanın evrenselliği, sanata katkısı olduğu kadar, aynı zamanda sokaktaki insana, hayata ve dünyaya karşı sorumlu bir aydın tavrıyla” Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türk kadın yazarlarımızdandır Leyla Erbil’in bu kitabı Fransızca’ya Jour d’obscurité başlığı ile çevrilen ilk kitabıdır. Romanda 1980’li yıllarda roman kahramanının İstanbul’a yerleşmesini konu alır. İki çocuğu olan evli bir sevgilisi de vardır. Kahramanın aşkları, günlük hayatı, sol entelektüeller tavırları göze çarpar. Hafıza kaybı yaşayan annesinin ardından kahraman artık geçmişe dönmeye başlar.


 

Pertev Beyin üç kızı

7. Pertev Bey’in Üç Kızı, İki Kızı, Torunları – Münevver Ayaşlı

Hatırat yazarlarının önemli temsilcisi olan Münevver Ayaşlı, yaşanılan dönemin gerçekliğini de yansıtarak muhteşem bir üslupla kaleme almıştır bu romanı. Birbirinin devamı olarak kaleme alınan üç kitaptan oluşuyor: “Pertev Bey’in Üç Kızı, Pertev Bey’in İki Kızı ve Pertev Bey’in Torunları”.  Toplumun, aile yapısının, düzenin bozulmuşluğuna ve bu bozukluk içinde sıkışıp kalmış kişiliklere değinmektedir. Roman Osmanlı’nın yıkılış döneminin izlerini taşımaktadır.


 

Kurtlarla Koşan Kadınlar

8. Kurtlarla Koşan Kadınlar-Clarissa Pinkola Estes

Kitapta kurtlar ve kadınlar arasındaki bu benzerlik ortaya konarak ,vahşi kadın arketipini gözler önüne seriyor. Yazarın birbirinden ilginç örneklerle betimlediği bu arketip kavramında, doğayla henüz bağlarını koparmamış ve seçimlerini yaparken de duygularını temel alan kadınları anlatmaktadır. Kitapta söz konusu farklı kültürlerden derlenen masallardan, kadınların insanlarla ve toplumla ilişkileri, kişisel imgeleri ve bağımlılıkları bahsedilmektedir.


 
İyi İnsan Bulmak Zor

9. İyi İnsan Bulmak Zor- Flannery O Connor

Amerikan edebiyatının  “Güney Gotiği” diye adlandırılan akım içinde oldukça ilginç ve çarpıcı eserler veren Flannery O’Connor’ın on öyküsünü içeren bu kitap oldukça güzel. Öykülerin asıl konusu insan doğasının aslında sevilmeyen ve itici gelen yanlarının realist bir biçimde anlatılmasıdır. Karakterlerinin hemen hemen çoğu sempati duyulmayacak kadar itici olsa da insan doğasının bir yanını kişilikleriyle bir şekilde gözler önüne sermektedirler.


 
Kadının Adı Yok

10. Kadının Adı Yok- Duygu Asena

Türkiye’de kadın hareketinin öncülerindendir. Feminizmi en iyi şekilde işleyen yazar, bu kitabında bir kadının ağzından sanki henüz küçücük bir kızken yetişkinliğe hatta yaşlılığa varıncaya kadar henüz yaşanmamış doğal meraklarını, aşklarını, acılarını, sahtekârlıklarını, hıslarla dolu hayatını ele alıyor.  Bir kadının kendi ayakları üzerinde durabilme mücadelesini anlatıyor.


 
Küçük Şeylerin Tanrısı

11. Küçük Şeylerin Tanrısı- Arundhati Roy

Hintli bir yazarın kaleminden: Küçük Şeylerin Tanrısı. Booker Ödülüni 1997 yılında Küçük Şeylerin Tanrısı ile alan yazar bu şekilde tanınmıştır. Roman varlıklı bir Hindu ailesinin güzel kızı olan Ammu’nın ailesinin yanında çalışan bir işçiye âşık olmasını konu almaktadır. Yazarın şiirsel bir anlatımla ele aldığı ve yasak bir aşkın çökerttiği bir ailenin soluk kesen dramını konu etmektedir. Kast sistemi yüzünden birbirlerine ulaşamayan ve yasak aşk içindeki durumlarından yola çıkan bu iki genç, yarattıkları bu aşkta Küçük Şeylerle ‘le yetinirler. Sonu yoktur ve bunu da düşünmezler. 1960’ların sonunda, Hindistan’ın güneyinde yaşanan bu hikâyede; siyasal çalkantılar içindeki bir Hindistan’ı, Kast Sisteminin ürkütücü yanlarını ve toplumsal tabularını bir arada görmekteyiz.


 
Katıksız Mutluluk

12. Katıksız Mutluluk- Katherine Mansfield

İlk kez kısa öykünün edebi tür olmasında öncülük etmiş olan Yeni Zelanda’lı İngiliz yazar Katherine Mansfield’ı üne kavuşturan 1920’lerde yazdığı Katıksız Mutluluk adlı romanıdır. Gündelik olayların içinden sıyrılıp kendi duygu dünyasına yönelen, ruhsal çatışmaların ve tinselliğin üstüne eğilen derin bir gözlem gücü ile ve şiirsel ögelerle süslenmiş diliyle karşımıza çıkan Mansfield’ın bu romanı okunmaya değer.


 
Masumiyet Çağı

13. Masumiyet Çağı-Edith Wharton

ABD’li yazar Edith Wharton’ı 15 Harika Kısa Öykü kitabı ile tanımıştım ve gerçekten anlatımına, üslubuna bayılmıştım. Masumiyet Çağı’nda ise 19.Yüzyıl New York’unda yaşanan birbirine aşık fakat ne yazık ki kavuşamayan genç çiftin romantik ve o kadar da dramatik aşk hikayesini konu almaktadır.


 
Yaşamın Ucuna Yolculuk

14. Yaşamın Ucuna Yolculuk- Tezer Özlü

Türk edebiyatının gamlı prensesi olarak adlandırılan Tezer Özlü, birçok dile çevrilen Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı kitabında kendi içsel yolculuğundan bizlere bahsetmektedir. Her ülkenin her şehrin kıyısında köşesinde aslında kendini aramaya koyulmuş bir kadındır o. Hüzünlü bir hikaye, akıcı ve muhteşem üslupla iliklerinize kadar işleyecek.


 
Sicilya’da Bir Aşk Hikayesi

15. Sicilya’da Bir Aşk Hikayesi – Ann Radcliffe

Gotik edebiyatının en önemli temsilcilerinden olan Radcliffe, romanı Sicilya’da Bir Aşk Hikâyesi’nde sakin ve durgun görünen hayatların aslında şiddetli kasırgalara gebe olduğunu ortaya koyuyor. Anlatımı ve psikolojik betimlemeleriyle hem korkuyu hem de lirizmi içinize işletiyor.


 
Ye, Dua Et, Sev

16. Ye, Dua Et, Sev – Elizabeth Glibert

Kitabı kadar filminin de tutulduğu bu roman oldukça ilgi çekici. Kitapta kadın karakterinin içsel çekişmeleri, değişen ruh ve duygu akışları, ülkeler arası yaptığı yolculuklar, yaşadığı olaylar anlatılmaktadır. Kaç yaşında olursanız olun içinde kendinizden parçalar bulacağınız bir eser.


 
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir - Emma Goldman

17. Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir – Emma Goldman

İlgi çekici bir kitap daha! Anarşizm ve Feminizmi bir potada eritmiş ve okura sunmuş olan Emma Goldman, Kızıl Emma olarak da bilinmektedir. arada bulabileceğimiz müthiş bir kitap! Ayrıca yaşadığı dönemden izlerin de var olduğu ayrıca evlilikten başlayıp işçi haklarına kadar pek çok konuya değinmiş olduğunu da görmekteyiz. Savunduğu düşünceler ve yaptığı analizler oldukça müthiş ve cesurcadır. Kitap boyunca altını çizmeye doyamayacaksınız.


 
Rebecca - Daphne Du Maurier

18. Rebecca – Daphne Du Maurier

Kitabın birbirinden farklı zamanlarda senaryoları ile beyaz perdeye aktarılması ve ayrıca Yeşilçam’da da Kıskanç Bir Kadın olarak yer alması oldukça enterasan. Rebecca, klasik bir aşk romanı izlenimi veriyor olsa da aslında harika bir psikolojik gerilime sahip izler taşımaktadır. Kitapta karşımıza çıkan ve ismini bile bilmediğimiz 21 yaşındaki genç kızın dili ile olaylar anlatılmaktadır. Monte Carlo’da yaşanan bu hikâyede genç kızın kendisinden yaşça büyük ve oldukça zengin Maxim de Winter ile tanışması ile olaylar gelişir. Bu adamla evlenir fakat umduğunu bulamaz. Ne Maxim düşündüğü kişi ne de hayatı hayal ettiği gibidir. Sürükleyici, tek seferde okunmalık bir roman.


 
Kendine Ait Bir Oda- Virginia Woolf

19. Kendine Ait Bir Oda- Virginia Woolf

Feminist ve modernist olarak başarılı bir yazar olan Virginia Woolf Kendine Ait Bir Oda’da kadınlar ve edebiyat konusunu hayli yönlü, somut bir şekilde ele almıştır. Kadın ve edebiyat eksenindeki, iç konuşmalar ve Woolf’un muazzam üslubu ile elden düşmeyecek inanılmaz bir kitap.


 
Eşler ve Kızlar

20. Eşler ve Kızlar – Elizabeth Gaskell

Victoria döneminde yaşamış hümanist bir yazar olan Gaskell, toplumsal sorunlara sıklıkla yönelmiştir. Eşler ve Kızlar’da 19. yüzyıl İngiltere’sinde kasaba ortamında geçen, birbirinden oldukça farklılıklara sahip fakat birlikte yaşayan iki ailenin yaşamöykülerini anlatmaktadır. Romanda dönemin izlerine rastladığımız gibi sempatik karakterin toplumsal hayata bakış açılarını ve değişen aile, sosyal yapı ve ortamları da görmekteyiz.