Güzel ülkemin cesur kadını,edebiyatın tek en yürekli onbaşısı, cephenin silahla değil ama kalemi ile savaşan gözü pek askeri,yaralı vatan evlatlarının hemşiresi, eşi Adnan’ın gözünden bile sakındığı biricik aşkı, Mustafa Kemal’in BMM açılış konuşmasını önce okuyarak onay aldığı iki kişiden biri ve o, iki aslanın anası. En önemlisi de vatanı uğruna evlatlarının başında olmayıp şuan üzerine bastığımız her bir karışta emeği olan fedakâr bir anne, fedakâr bir Türk kadını ve daha fazlası Bir Cesur Kadın Halide!

Halide Edip Adıvar hakkında hazırlanmış ve tarihi gerçeklerin muhteşem bir kurgu ile harmanlandığı bu kitabın her ne kadar türü roman olsa da,özellikle Atatürk ile olan diyalogları tamamen anılardan ele alınarak kitaba aktarılmış yüzde yüz gerçek diyaloglarmış. Kitabı okurken, Milli Mücadele yıllarına bir kadının, bir annenin gözünden şahit oldum. Kitababaşladığım andan bitirdiğim zamana kadar kendimi o mücadelenin tam ortasında hissettim.Bu benim için büyük bir gururdu. Bazı satırlarda gülümserken, çoğu zaman tüylerim diken diken,gözlerim dolarak, hatta vatanımızın işgal bölümlerinde ise hıçkıra hıçkıra ağlayarak okudum. Sade ve akıcı anlatımı olmasaydı eminim bu keyif ve serilikle okuyamazdım.

Kurtuluş Savaşı ve onca mücadeleden sonra 1924 yılında rahatsızlığı ve bazı gerekçeler nedeni ile vatanından ayrılan, yurt dışında yaşamaya başlayan Halide, Mustafa Kemal’in ölümünden sonra ise vatan hasreti ile Şark Ekspresi’ne binerek İstanbul’a dönmeye karar veriyor. Benim yolculuğumda Şark Ekspresi’ne Halide ile binip onunla anıları yâd ederek başladı. Kurgusu, dili o kadar samimiydi ki sanki gerçekten o trendeydik ve baş başa bir yolculuk yapıyorduk. O anlattı ben dinledim. O anlattı ben şaşırdım. Bilmediklerimi öğrendim, bildiklerimi pekiştirdim. Dinledikçe gücümün farkına vardım. Bir Türk kadınının neler yapabileceğine şahit oldum. Atatürk’ün hep yanı başında olduğu içinde zaman zaman kıskandım. Aynı durumda ben olsaydım neler yapardım diye hayallere daldım.Vatana verdiği değer ve çocuklarından vazgeçip kurtuluş mücadelesinde attığı her adım, aldığı her karar beni en çok etkileyenler oldu.

HalideO, dışarıdan bakıldığında ufacık, kara çarşaflı bir kadın. Oysa, dik başlı, dediğim dedik, güçlü, asil, öngörülü bir kadın! Vatan yangın yeri, evler, topraklar, insanlarımız küle dönerken, düşmanlar bizi silmeye, tarihin tozlu sayfalarına kaldırmaya karar vermişken milletimizin küllerinden doğmasına sebep olan kadın. Yazılanlar o kadar yalın ve gerçek ki tüm duyguları, yaşananları hissediyorsunuz. Empati kurmaya çalıştıkça nutkunuz tutuluyor. Ölümle, hastalıkla, büyük bir direniş ve özveri ile kazanılan bu güzel vatanımıza kanınızın son damlasına kadar sahip çıkmaya yeminler ediyorsunuz.

Aynı duygu ve düşüncelerle ülkelerini düşmandan kurtaran ve bunun için birlikte omuz omuza, yürek yüreğe mücadele edenMustafa Kemal ve Halide bir konuda anlaşamıyorlar. Amerikan mandacılığını savunan Halide ve bunu hiçbir zaman kabul etmeyen Mustafa Kemal’i Tek Adam olma yolunda ilerlemekle suçluyor. Ve maalesef yıllarca görüşmüyorlar. Oysa ona nasıl bağlı olduğunu, pişmanlıklarını, duygularını kitabın sonunda, Ata’mızın mezarının toprağını avuçlayarak, gözyaşları ile ayrı geçen onca zamanı ve birlikte yaşadıklarını anlattığında şahit oluyorsunuz.
Okumanızı tavsiye ediyorum Hatta okullarda tavsiye kitaplararasında yer almasını diliyorum…
Uzun soluklu araştırmalar, çalışmalar sonucubizlere bu edebi eseri sundukları için yazarlarımız Yeşim Demir ve Fatih Özcan’a şükranlarımı sunuyorum.

Kitaptan alıntılar:

Türk milletinin o karanlık ve acı dolu günlerine tercüman olup, yüz binlerce kişinin tek yürek halinde birbirlerine kenetlenmiş olduğunu görmek o siyah çarşaflı küçük kadın için büyük bir iftihar olmuştu.
***
İzmir’i kurtarana kadar gülmek haramdı bana! Yemin ettim. O güne kadar gülmeyecektim.
***
Onlar, gözlerini kırpmadan canlarını feda edecek kadar tutkuyla sarıldıkları vatan topraklarından neden gitmişlerdi ki? Yoksa bir sürgün müydü bu?
Ya da kalp kırıklıklarının verdiği sızıdan uzaklaşarak, kendilerine dahi itiraf edemediklerini, yüreklerine hapsedecek bir inziva mıydı?
***
Halide’nin kürsüye çıkmasıyla, Sultanahmet Camii’nde sala okunmaya başladı. Salanın bitmesini beklerken; İslamiyet’in ne kadar kusursuz ve barış dini olduğunu düşündü. Türk milletinin böyle bir manevi güce sahip olması ne harikulade bir şeydi. Böyle bir manevi gücü hangi maddiyat yok edebilirdi?
***
“Hayat ne kadar kısa değil mi Adnan?”
“Ben de şimdi aynı şeyi düşünüyordum Halide. Niçin çatışıyoruz? Biri diğerinin fikrinikabul etmediği için ne çok can yok oldu gitti.”
“Aslında varmak istediğimiz nokta hepimiz için aynı değil miydi?”
“Evet,güçlü ve bağımsız bir ülke içindi hepsi. Ama bu sonuca varacak yollarımız farklıydı.”
“Peki, bizlerde gittikten sonra geriye ne kalacak?”
“Eserlerimiz, görüşlerimiz ve öğrencilerimiz Halide. Bizlerden sonra nesiller bizim fikirlerimizi, hikâyelerimizi okuyacak.”
“Mustafa Kemal bu nesillere özgürce yaşayacakları bir ülke bıraktı. Belki bazen fikirlerine hak vermedik, bazen de yöntemlerini hoş görmedik ama o, bu ülkenin var olma sebebidir.”
“Kesinlikle öyle. Ruhu şad olsun.”

Bir Cesur Kadın Halide
Destek Yayınları
Yeşim Demir, Fatih Özcan
424 sayfa, 2018