Genel

Bilimin gelişmesini sağlayan icat: “Yazı”

Piktograf (resimyazı) –piktogram olarak da bilinir– yazının ilk formu olarak değerlendirilir. Fakat piktograf, anlamı fiziksel bir nesne gibi görünmek suretiyle aktarması bakımından günümüz alfabelerinden farklıdır. Piktografın ilk versiyonlarının kullanıldığı mağara resimleri yaklaşık 32.000 yıl önce Fransa’da keşfedilmiştir.

Ancak piktografların kil tabletlere basılmasına MÖ 8000’den önce rastlanmaz. O sayede piktograflar taşınabilir hale gelir, ama karakterlerin dizilimi hala bir parça düzensizdir.
Çiziyazısı ise MÖ 3000 dolaylarında şimdiki Irak bölgesinde yaşayan Sümerler tarafından geliştirilmiştir. Bu yazı ucu sivriltilmiş bir kamışla kil tabletlere yazılan bir dizi piktograftan oluşur. Başlangıçta piktograflar dikey sütunlar halinde düzenlenirken, sonradan soldan sağa okunur hale gelir.

“Yazı düşüncelerin yitirilmeden kaydedilmesini sağlar. Tam da bu sayede bilim mümkün olur. Aslında yazı evrimsel biyolojide ‘başlıca dönüşümler’den birine yol açmıştır. Dil ve yazıyla birlikte, evrilebilir bilginin tek taşıyıcısı genler olmaktan çıkar, düşünceler de aktarılabilir, değiştirilebilir ve dolayısıyla evrilebilirler.”
-Yan Wong, evrim biyoloğu-

Taşınabilir Papirüs
İnsanlar bilgiyi yayma ve paylaşma gereğini hissedince yazı yazmak için daha hafif ve daha kolay taşınabilir nesneler kullandılar. Eski Mısırlılar papirüs bitkilerini presleyip tomar yapıyorlar ve is, reçine, su karışımından oluşan bir mürekkeple üzerlerine yazı yazıyorlardı. Romalılar parşömen veya tirşe diye bilinen gerilmiş hayvan derilerine yazı yazdılar. Milattan sonra ikinci yüzyıl dolaylarında Çinliler yazı yazmanın akıllıca bir yolu olarak kağıdı icat ettiler.

papirüs

Çinliler, Koreliler ve Japonlar metinleri bütün halde tahta blokların üzerine kazıyıp, ardından bu bloklara fırçayla mürekkep sürerek, kağıt toplarını mürekkepli blokların üzerine bastırıyor, böylece metinleri tekrar tekrar üretebiliyorlardı.

Tahta basma kalıbı baskının icadından sonra bile yazılı söz, elitlerin (zenginler ve ruhban sınıfının) ilgi alanı olarak kaldı. Sırf kitapların maliyeti toplumun büyük çoğunluğunun cahil kalmasına neden oldu. Neyse ki 1440’lı yıllarda Johannes Gutenberg üzerinde çalıştığı çığır açan buluşunu duyurdu: Portatif matbaa harfleri. Bu buluş matbaaya giden yolu açtı.

Yazının Geleceği
Yazının ve dilin geleceği belirsizliğini koruyor. Dijital çağın mesajlaşma, kısa mesajlaşma ve emoticon (internet ortamında mimikleri ifade eden küçük boyutlu resimler) özellikleri iletişim kurma biçimimizi ve bunun için kullandığımız dili değiştirdi. Artık Oxford İngilizce Sözlüğü’nde yer alan LOL (Laughing out loud –Gülmekten kırılıyorum) gibi kısaltma ifadeler ve “;)” şeklindeki emoticon bile iş dünyasında meslektaşlar arasındaki yazışmalara ve e-postalara girmeye başladı.

Norveç’teki Stavanger Üniversitesi ve Fransa’daki Marseille Üniversitesi’nden bilimcilerin yaptığı son araştırma bir şeyi yazıya dökmenin, onu daha iyi hatırlamamızı sağladığını göstermiştir. Fakat bu bilgi çağında akıllı telefonlar ve Google kimi şeyleri hatırlama ihtiyacını gidermiyor mu? Gelecekte beyinlerimiz, aygıtlarımız ve arama motorlarımız yazıyı ve hafızayı geçmişte bırakacak ölçüde birleşebilir mi?

“Yazının tamamen ortadan kalkması pek mümkün değil,” diyor Wong. “Her koşulda yazıyla taşınan bilginin sonu gelmeyecek. Aslında modern teknoloji sayesinde bilginin çoğaltılması giderek kolaylaşıyor. Dolayısıyla fikirlerin evrimi devam edecek ve hatta modern teknoloji sayesinde büyük bir dönüşüm geçirecek.”

Dünyayı Değiştiren 100 Fikir
Jheni Osman

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)