“Bir gün mutlaka okuyacağım ve eminim ki çok seveceğim” başlıklı bir liste var zihnimde. Sürekli eklemeler ve çıkartmalar yaptığım, bazen unuttuğum, bazen bilerek ertelediğim bir sürü yazar, şair ve kitaptan oluşan kocaman bir liste. İşte Mine Söğüt o listenin başında yer alan isimlerden biriydi. Beğenmeyeceğime dair hiçbir duygumun olmadığı lakin bir türlü de okumadığım yazarla sonunda “Beş Sevim Apartmanı”nı okuyarak tanıştım. Çok da memnun oldum.

Kitabı sipariş etmem oldukça rastgele bir şekilde olmuş olsa da kitap elime geçtiği gibi okumaya başladım. Yazarın tarzından mütevellit gotik bir şeylerle karşılaşma umudundaydım açıkçası, ki kitabın adında geçen “Rüya Tabirli Cinperi Yalanları” da bu beklentimin oluşmasına ayrı bir zemin hazırladı ve daha ilk iki sayfadan “Evet, işte bu!” şeklinde bir coşku yaşadığımı kabul etmeliyim.

“Beş Sevim Apartmanı” daha adıyla ilgi çeken bir girişle başlıyor ve apartmandan tutun da komşulara, sokaktaki kedilere ve asıl meselemiz apartman sakinlerine kadar mistik bir havada okuyucuyu mest ederek ilerliyor.

Doktor Samimi’yi merkezine almış bir kitap olduğunu söyleyerek anlatmaya başlayabilirim, sanırım. Cinperi âlemiyle önce samimi sonra uzak bir iletişim kurmaya başlayan Doktor Samimi’nin, beş hastayı bu Beş Sevim Apartmanı’na yerleştirmesini baz alıyor kitap. Doktor Samimi’nin günlüğüyle beraber altı hikâye okuyorsunuz ya da özünde on iki hikâye.

Olduğuna inanmadığınız bir şeyi yok edemezsiniz. Ama bir şeyin varlığını zedelemek istiyorsanız ona olan inancı yok ederek işe başlayabilirsiniz.

Kitabın sonunda bir sürprizle karşılaşabilirsiniz yahut başından tahmin de edebilirsiniz lakin kitabın meselesi sonu değil. Her okuyucunun kitaptan öncelikli olarak beklediği pek tabii aynı değildir. Kurgusu, akıcılığı, yazarın kalemi, anlatış şekli veya birçok başka nokta sizin için öncelikli olabilir ya da okuduğunuz türe bağlı olarak da öncelik sıranız değişebilir. Benim için öncelikli olan muhtemelen yazarın kalemi oluyor. Neyi anlattığından çok nasıl anlattığıyla ilgileniyorum en başında. Bu yüzdendir ki Mine Söğüt beni inanılmaz derecede mutlu etti!

Kitap masalsı bir anlatıma sahip olduğundan sanırım, ilginç bir şekilde sürekli “Rüya Tabirli Cinperi Masalları” dediğimi de araya sıkıştırayım.

Beş Mevsim Apartmanıİkinci hikâyeyi okumaya başladığınızda, kitabın az çok nasıl ilerleyeceğini de anlıyorsunuz; fakat bu kesinlikle kitaba olan merakınızı kesintiye uğratmıyor. Dolayısıyla yazarın kalemi olsun, anlattıkları olsun çok severek okuduğum bir roman oldu kendisi. Hikâyelerdeki nesnelerden yola çıkarak aralara serpiştirilmiş rüya tabirlerinin de ayrıca çok hoşuma gittiğini söyleyebilirim.

“Beş Sevim Apartmanı”nın gotik havasıyla, odağındaki cinperi âlemiyle karanlık ve bir o kadar çekici bir tarafı var. Çünkü doğaüstünü ve psikolojik kısmı harmanlanmış bir güzellikte okuyorsunuz.

Ben kitabı gayet bir gece yarısı, evde de kimse yokken okudum ve bu benim için bir sorun teşkil etmedi, açıkçası. Lakin kitabın daha adından ve kapağından da belli olan konusu dolayısıyla kitabı okumak için kendinize uygun bir zaman dilimi seçmenizi önerebilirim.

Arka kapak yazısını yazarın kendisi mi yazmıştır, yoksa editör mü hazırlamıştır bilmiyorum. Fakat kitabı bitirdikten sonra arka kapağını okuduğum göz önüne alınırsa -ki önceden arka kapağı okumak bazen çok kötü sonuçlanabiliyor- fazlasıyla beğendim. Kitabı okumak üzerine verilen rüya tabirinin, ister kitabı pazarlamak için olsun ister kitabın içeriğine uygunluğu açısından olsun fazlasıyla tatlı olduğunu düşünüyorum. Yani kitabın kapak resminin harikalığından arka kapak yazısının güzelliğine ve yazarın kalemine, kurgusuna kadar tamamıyla şahane bir romandı.

Yeni tanıştığım bir yazarın, hâlihazırda okuduğum kitabını bitirmeden bile beni diğer kitapları için heyecanlandırması, okuma zevkini katlandıran bir duygu kesinlikle ve bu kitapta da bu güzel duyguyu tattım. O yüzden de “Beş Sevim Apartmanı”nı hem henüz Mine Söğüt’le tanışmayanlara benim gibi geç kalmamaları açısından hem de bu kitabını okumayanlara daha fazla bekletmemeleri için gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.

“Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır; ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır.”

Beş Sevim Apartmanı
Mine Söğüt
Yapı Kredi Yayınları
134 Sayfa, 2016