Ortadoğu çalışmaları uzmanı, uluslararası hukuk ve insan hakları avukatı Michelle Cohen Corasanti`den vicdanınızı ve aklınızı zorlayacak nefis bir eser “Badem Ağacı”. 1955`lerden başlayıp günümüze kadar gelen, Filistin`in işgali gerçeğini her açıdan anlatmayı hedefleyen ve ciddi bilgi birikimi isteyen bir savaş konulu roman.

Yazarın belki mesleki deneyimleri belki de sadece olan biteni objektif olarak izlemesi, bir Yahudi’nin Müslüman’ları katleden diğer Yahudi`lere duyduğu öfkenin de kanıtı bana göre bu kitap.

Yanı başınızda olup biten katliamları, güvenliğinden emin olduğunuz yan odadaki çocuklarınızı düşünerek okumak içinizi acıtıyor ve altı çizilecek onlarca cümle ile hem savaşın çaresizliğini hissediyor hem de temiz kalple ulaşılan bilimin tek kurtuluş olduğunu yeniden fark ediyorsunuz. Yazar kitapta Filistin halkının yaşayışını, geleneklerini, yemeklerini ve olası toplumsal durumlara verdikleri ananeci tepkimeleri kültürel bir dille sunuyor bize.

Ahmed Hamit, zekasıyla henüz çok küçük yaşta kendini fark ettirmiş, kendisini eğitime ve bilime veren Filistinli bir çocuk. Babasının tutuklanması, evlerinin yakılıp yıllarca çadırda gerçek bir yoksunlukla yaşamaya zorlanması Ahmed`i isyana itmek yerine zekasını kullanmaya yönlendiriyor ve uzun bilimsel yolculuk burada başlıyor. Ahmed`in neredeyse romanın temelini oluşturan babası ile aralarında geçen diyalogları okumak sanki kişisel gelişim kitabı okuyormuşsunuz gibi akılcı yönlendirmelerde bulunuyor.

“Barış istiyorsan başkasına barış getir, güvende olmak istiyorsan başkasının güvenliğini sağla.” (Sayfa 348)

“İyi şeyler seçim yapmayı zorlaştırır. Kötü şeyler seçenek bırakmaz.” (Sayfa 321)

Badem Ağacı“Seni sadece bağışlamak özgürleştirir.” (Sayfa 215)

Dünyanın uzunca bir süre sessiz kaldığı ve ne yazık ki sessiz kalmaya devam edeceği korkusuyla yaşayan savaş ülkelerine -tabii ki çoğunlukla Müslüman ülkeler- dikkat çekerek kitabı elinde tutan her bireyin vicdanına ok atıyor, yazar.

“Hamile devenin yanmış cesedini görmeliydin. Ağzı acıdan açılmıştı. Sırtında, roketin parçaladığı yerde on santimetrelik bir oyuk vardı.” (Sayfa 359)

Corasanti o kadar kusursuz ve güçlü bir karakter oluşturmuş ki keskin zekâya sahip Ahmed karşılaştığı her problemle ( hayati problemler olsa da) çabucak başa çıkabiliyor ve siz bir yerden sonra onun, bilhassa babasının öğütleri sayesinde önüne çıkan sorunları çabucak aşacağından emin oluyorsunuz. Bu açıdan yazarın karakter yaratma ve bunu tutarlı bir şekilde devam ettirmesine alkış tuttum.

Yalın, dolambaçsız, dramatize etmekten uzak, sözlü diyalogları süslü kelimelerle boğmayıp etkili cümleler kuran enfes bir anlatımla muazzam bir kitap ortaya çıkarmış yazar.

Michelle Cohen Corasanti bu kadar kıyıma, karamsarlığa, vahşete rağmen paragraf aralarına serpiştirdiği umut dolu cümleleri ile barışı umutsuzca hayal edenlere ışık tutuyor adeta. Her ne kadar dünyada olup biteni dehşetle izlesem de benim de içimde bir umut…

Çünkü yazarın da söylediği gibi

“BARIŞI HAYAL ETMEYE CESARETİM VAR.”

Badem Ağacı
Michelle Cohen Corasanti
Pegasus Yayınları
Türkçesi: İrem Sağlamer
2015 Sayfa, 384