Kitap İncelemeleri

Aziz Nesin’in Az Bilinen Polisiye Romanı “Düğümlü Mendil”

Modern Türk edebiyatı içinde, daha çok mizahi üslubuyla bilinen ve usta bir anlatı sanatçısı olan Aziz Nesin’in romanları da müstesna bir yer teşkil eder. Yazarın romanla hikâye arasında; ama bütünlükleri itibariyle daha çok roman kabul edilen bazı eserleri Türk ve dünya okuru tarafından yakından bilinmektedir. Türk okuru tarafından çok az bilinen bir roman olarak Düğümlü Mendil ise döneminin piyasa koşulları içinde maişet kaygısıyla ve müstear bir isimle kaleme alınmış polisiye türde bir romandır.

Rıza Çavdarlı’nın 1941 tarihli Müthiş Katil Landru isimli eserini saymazsak, Düğümlü Mendil, Türk edebiyatının belki de ilk “seri katil”ini barındıran polisiye romandır. Yazılarında iki yüze yakın takma ad kullanmış olan Aziz Nesin’in böyle bir polisiye yazdığının bilinmemesinin en önemli nedeni kitaba adını koymamış olmasıdır. Kapakta yazar isimi yoktur ve iç sayfada Nuru Hayat ismi yer alır.

Artık yeni baskısı bulunmayan kitabın konusu ise şöyle:
Şubat ayının sonları, bir akşam üstü. Hava erkenden kararmış, etrafta mavimsi bir beyazlık var. İstanbul surlarının iç taraf bedenine gömülmüş küçük evlere, kulübelere giden, kaldırımsız, dar bir yolun başı… Kar sessizce yağıyor. Karlara batıp çıkarak yürüyen bir adam tasvir ediliyor. Kılık kıyafetinden, az sora bineceği Cadillac otomobilinden zenginliği hemen anlaşılan bu adam köklü bir ailenin hayattaki tek ferdi, işadamı İsmet Doğar.

İthalattan ihracata, modaevinden güzellik salonu işletmeciliğine kadar pek çok tarakta bezi olan İsmet bey, İstanbul’un sur dibindeki bu yoksul semtinde on yedi yaşında güzel bir kızı gözetliyor: Necla’yı. Tam o sıralarda İstanbul sokaklarında gazeteci çocuklar da heyecanla bağrışıyorlar: Yazıyor, dün geceki korkunç cinayeti yazıyor! Bu cinayet, İstanbul’da arka arkaya devam eden faili meçhul cinayetler serisin bir yenisi.

Düğümlü Mendil

Polis, son iki ay içinde, üç genç ve güzel kadın cinayetini tespit etmiş. Ayrıca, daha önceki dört kadın ölümün de bu cinayetlerle ilişkisi olduğundan şüpheleniyor. Kadınların nasıl ve ne şekilde öldürüldüğünün tespit edilemeyişi yüzünden bu esrarlı cinayetlerin düğümü çözülemiyor. Maktul kadınlar, kendi ecelleriyle ölmüş oldukları izlenimi bırakacak halde bulunuyorlar ve ilk başlarda cinayetten şüphelenilmiyor. Cinayet masası şefinin gözü, son cinayet olayında öldürülen kadınla aynı odada kaldığı tespit edilen İsmet Doğar’ın üzerinde. İsmet Bey ise genç Necla’dan başkasını görecek halde değil. Kızsa kendisi gibi yoksul bir üniversite öğrencisiyle nişanlı.

Elbette zengin adam yoksul delikanlıyı parası sayesinde kolaylıkla alt edecektir. Ne var ki detektifler İsmet Doğar’ın hatıra defterini ellerine geçirirler, onun çocukluğuna dair kayıtlardan cinayetlerin faili olduğuna kanaat getirirler. Hikaye, İsmet Bey’in köşkündeki düğünde, köşkün dehlizlerindeki bir kovalamaca sahnesiyle son bulur.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı