Müzik

Aysel Gürel için…

Kızı Müjde Ar şu anısını anlatır annesi için:
– Annemin diğer annelerden farklı olduğunu ilkokul birinci sınıfta keşfettim. Yıl 1962, Nişancı Mehmet Paşa İlkokulu… Okulda garip bir hareketlilik vardı o gün. Sınıflar boşalmış, herkes bir kadının etrafında toplanmıştı. Sapsarı kuaförden yeni çıkmış Marilyn Monroe tarzı saçlar, altın rengi plastik bir pardösü, incecik bel pardösü kemeriyle sıkılmış. Takma kirpikler, kıpkırmızı ruj, kıpkırmızı ojeli tırnaklar… Aa bu kadın annemdi… Ve (sonradan öğrendim, öğretmenime tiyatro davetiyesi getirmişti. Münir Özkul Tiyatrosu ‘Bana Çiçek Yollama’) Annemi tiyatro oyunlarında defalarca her kılıkta seyretmiştim. Ama onlar oyundu. Okulda onu böyle görünce şok geçirmiştim. Süslü kadının benim annem olduğu lafı hemen yayılmıştı. Ama ben “O benim annem değil, annem tiyatroda turnede bu kadın ona benziyor” demiştim. Okul dönüşü eve geldiğimde annem makyajını silmiş, gündelik kıyafetini giymişti. Boynuna sarılıp ağlamaya başladım. “Anneciğim” dedim, “Bir daha okula böyle gelme, çok utandım. Sen de arkadaşlarımın annesi gibi giyin gel…” Annem güldü:
– “yani” dedi “Başkalarının ne düşündüğü senin için çok mu önemli?”
– “Evet” dedim.
– O da “ benim önemli saydığım; başkalarının düşüncesinde sadece dürüst olmaktır. Gerisi fasa fiso demişti.

Ondan sonraki okul ziyaretlerinde de neyse o oldu.

“Aysel gibi insanlar ezber bozmak için gelir, gidişleri de öyledir. O kadar verici ve bereketlidirler ki ‘yokluk’ kavramı yok olur.” der Sezen Aksu bir röportajında.

Gerçekten de böyledir Aysel, onunla beraber yokluk kavramı da yok olur. Dağıtır kendisini geleceğe.

Aysel Gürel

Şahan Gökbakar programında sorar Aysel Gürel’e:
– Hayatından kaç tane erkek geçti?
– Hiçbiri geçemedi. … yani aşk zaten cinayetle son bulmazsa Shakespeare’in mezarına kimse gitmez.
Hani Sezen Aksu’da der ya acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir diye Aysel Gürel’le neden bir yolu paylaştığını da bu ortak noktalardan anlıyoruz zaten.

Mabel Matiz ise şöyle bahseder Aysel Gürel İçin:

– Aysel Gürel bana göre Türk pop müziğine şarkı sözü yazmayı öğretmiş altın saçlı bir şiir tanrıçasıydı ve tarih bir daha onun gibisini görmeyecek.
Sahiden de Aysel Gürel gibisi olmadı hiç ne kalemiyle ne de karakteriyle. Çünkü o kimliğini farklılaştırmaya çalışan kadınlara dönüşmedi hiç, onun kimliği sahiciydi. Bu sebeple de hem farklı kalıp hem de kendi olabildi. En çok kendi olabildiği yer ise şarkıları oldu. İşte Aysel Gürel kaleminden olan geçmişi ve geleceği birbirine bağlayan en güzel duyguların besteleri;

-Sen ağlama, Sultan Süleyman, Firuze, Sevdanın Son Vuruşu, Yalnızca Sitem, Son Bakış, Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam, Haydi Gel Benimle Ol, Değer mi Hiç, Ünzile, Sevda, Dünya Tatlısı, Aboneyim Abone, Şov Yapma, Bir Vurgun Bu Sevda, Vur Yüreğim ve daha birçok eser.

Özlemle her geçen gün daha da kıymetlenen Aysel Gürel için en güzel biyografi ise şudur. Bazen sohbete, samimiyete, müziğe ve biraz dertleşmeye ihtiyacım olduğunda başa alır alır izlerim.

Besteleriyle acılarımıza, mutluluklarımıza ortak olan o güzel insana bir de kendi hikâyesinden bakın…

Etiketler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)