Kitap İncelemeleri

Allah cümlemizi korusun

Uzun zamandır kenarda beklettiğim bir kitaptı “Allah Cümlemizi Korusun” kitabı. Neden beklettiğimi bilmiyorum diyemeyeceğim çünkü bireysel yazılara önyargılı olduğumun farkındayım. Sanırım kişisel gelişim kitaplarından pek hoşlanmadığım için. Genelde ilk birkaç sayfaya bakarım hızlı bir tarama okumasına girer ve yine bir hüsranla kitabı kaldırırım.

Bu kitap ise daha doğrusu yazarımız ben yine bunları düşünürken şöyle bir cümle kurdu kitabın başında “umarım bu yazıları okurken harcadığınız vaktin hesabını kolayca verebilirim.” Ve ben kitabı okumaya başladım. Ne kişisel gelişim tadında ne de yalnızca anıları var yazarımızın. Tuhaf ama samimi bir tür oluşturmuş sanki kendine. Anılarından da bahsediyor kişisel gelişim adına altını çizeceğiniz sözlerden de. Eskilere dönüyor biraz; geleneklere, ailelerimize, köylere, Allah’a, camilere, dualara, insanlara, ahlaka, hız ve haz çağına, şükretmeye, çocuklara… öyle güzel de bahsediyor ki ne kadar kirlendiğimizi hatırlatıyor bizlere. Böyle yazın değil de kışın kestane yerken okunması gereken bir kitapmış gibi sanki.

Kitabı okurken ve yazarımız kendisine ait bir anıyı paylaşırken olaylara hiç bu açıdan bakmadığımı fark ettim ve çok şaşırdım. Öncelikle bu kısımdan bahsetmek istiyorum.

-Çanakkale’nin çekim yapacağımız köyünde bir ara yaşlı, pir-i fani bir dede ile eşinin uzaklardan yürüyerek bize doğru geldiklerini gördüm. Bir sandalye ayarlayıp karşıladım onları. Amca önce geldi, eşi en az on adım geriden takip ediyordu onu. Yaşlı amca sandalyeye oturduğunda ona “hoş geldin dede. Maşallah hanımını kaçırsalar ruhun duymayacak, öyle arkadan yürütmüşsün,” dedim. Dede gözlerime baktı. Gülümsedi. Biraz dinlenip nefesini toplayınca bana, “TRT’ci oğlum, buralarda hanımlar neden erlerinin ardından yürür bilir misin? diye sordu.

Allah Cümlemizi Korusun_Oğlum bu millet Kurtuluş Harbi gördü. Seferberlik gördü. O zamanlar zor zamanlardı. Seferberlik ilan edilince, köylerde ilçelerde ne kadar erkek varsa, 15 yaşından 80 yaşına, herkes koştu askere. Köylerde erkek kalmadı. Harp bittiğinde ise köyüne çok az insan dönebildi. Çoğu cephede şehit oldu. Köyüne dönen erkekler, köydeki hanımların çoğu dul kaldığı için, hanımlarıyla yan yana yürümeye utandılar. Hanımlarını özellikle arkadan yürüttüler ki eşleri cephede şehit düşenler bakıp üzülmesin. Onlar meclislerde çocuklarını sevmediler. Herkesin içinde çocuklarını dizlerine oturtmadılar. Çünkü onlarca, yüzlerce şehit çocuğu vardı çevrede. Etrafım şehit yetimleri ile doluyken ben çocuğumu nasıl öpüp koklayayım diye düşünüp ar ettiler. Bunlar şimdi bilinmez tabii. Bizi kaba bulurlar hanımlarımız arkadan yürüyor diye TRT’ci oğlum. Artık sen gittiğin yerde aslını anlatırsın.”

Bu kısmı okurken aklıma ananem ile dedem geldi onlarda hep böyle yürürlerdi. Dedem arkadan gelen ananemi merak etmiyor sanırdım. Önce ananem vefat etti dedem ise küsmediği hayata -ki yıllarca askerlik yaptığını ve 85 yaşında olduğunu düşünürsek epey zorlu günler görmüş- ananem ölünce 85 yaşında küstü ve bir yıl olmadan o da vefat etti. Ben şimdi bunu antropolojiyle de açıklardım da hiç gerek yok.

Bazen aklımıza değil yalnızca yüreklerimize işlesin bir şeyler.

Yolunuz denk düşsün.

Allah Cümlemizi Korusun
Bekir Develi
Profil Kitap
144 sayfa, 2018

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Merhaba Size daha fazla kaliteli içerik sunabilmek için sitemize reklam engelleyiciyi kapatarak destek olabilirsiniz. Teşekkür ederiz :)