“Kayıp Zamanın İzinde” serisinin 6’ncı kitabı olan “Albertine Kayıp”, artık bize gerçek anlamda Marcel Proust’un, biz normal insanlardan daha fazla duyuya sahip olduğunu kesin bir şekilde kanıtlıyor. Gördüklerini, duyduklarını, hissettiklerini ve hatta hayal ettiklerini, hepimizden farklı bir biçimde yorumlayarak derinlemesine analiz etmesi ve bambaşka anlamlara taşıması tüm okurları hayretler içinde bırakmaya fazlasıyla yetiyor. Hatta bu anlam taşımaları, aynı olay veya hisler üzerinde bir anda o kadar değişken olabiliyor ki, hayret ve hayranlık seviyesini arşa ulaştırabiliyor.

Bu kitaptaki en dikkat çekici değişkenliği ise, Marcel’in ölüm karşısında duyduğu hisler oluşturuyor. Daha önceki kitaplarda anneannesinin ölümü karşısındaki o yoğun duygusallığı hatırlarsınız; öyle bir duygu yüklemesi yapmıştı ki, bizlere adeta kendi yakınımızı kaybetmişiz gibi hissettirmiş, oturup ağlatacak kadar duygulandırmıştı. Ama bu kez ölüm karşısındaki duruşu ve hisleri çok farklıydı. Elbette üzüntüsünü yine hissettiyor; ancak bu üzüntü sadece kaybetmenin verdiği duygusallık değil de, “Keşke hayatta olsaydı da benden sakladıklarını öğrendiğimi bir bir yüzüne vursaydım!” tarzındaki bir ‘yüzleşme-hesap sorma-intikam alma’ niteliğindeydi.

Doğal olarak insanoğlu, bir yakınını kaybettiğinde hatıralara sarılır. Marcel Proust da bu kitabında, bol bol geçmişe dönüşler yapıyor. Yaptığı bu geçmişe yolculuklarda, yaşadıklarını analize devam ediyor. Yeni öğrendiği bazı gizli kalmış olayları, geçmişteki olaylar ile karşılaştırıp serinin başından beri anlaşılmamış noktaları ve düğümleri çorap söküğü gibi bir bir çözümlüyor.
E tabiki alıştığımız ve hala büyük bir hayranlıkla izlediğimiz o mükemmel gözlem yeteneğine de bol bol şahit olmaya devam ediyoruz. Özellikle 3’üncü bölümdeki Venedik seyahati, bizlere kısa ama doyurucu bir Venedik turu yaşatıyor.

Albertine KayıpSürpriz isimlerin sürpriz evlilikleri sayesinde, yine Fransız yüksek sosyete hayatına dikteli dokunuşlar içeren cümleler ve sosyete hayatındak ahlaksızlıkların en büyüğü olan eşcinsel yaklaşımlara yaptığı yorumlar ile bizlere sosyolojik mesajlar vermeyi de ihmal etmiyor.

Ayrıca Marcel bize kısacık da olsa edebiyat hayatına attığı ilk adımdan da bahsediyor. Zamanın Fransasının ünlü bir gazetesinde yayınlanan yazısı Marcel’e “ Hazzı sosyetede değil, edebiyatta bulacaktım artık.” cümlesini sarf ettirerek, yazarlığının nasıl başladığını ve edebiyat dünyasına yazar olarak girmesinin ilk adımını bizlere sunuyor.

Son kitap olan “Yakalanan Zaman”da, bakalım Marcelimiz kayıp zamanın izini yakalayabilecek mi?
Serinin son kitabında buluşmak üzere…

Saygılarımla….

Albertine Kayıp – Kayıp Zamanın İzinde 6. Kitap
Marcel Proust
Yapı Kredi Yayınları
Türkçesi: Roza Hakmen
282 Sayfa, 2001