Agora – Yanlış düşünmek bile hiç düşünmemekten iyidir

Ünlü yunan filozof Hypatia’nın yaşamından esinlenerek senaryolaştırılan Agora filmi tarihi-drama kategorisinde 2009 yılında gösterime girdi. İspanyol-İngiliz yapımı olan filmin başrollerinde Rachel Weisz, Max Minghella, Oscar Isaac, Michael Lonsdale gibi isimler yer alıyor. Ancak filmin asıl parlayan ismi elbette Hypatia rolünde gördüğümüz Rachel Weisz.

Film, Hypatia’nın yaşam öyküsüne ve yaşadığı döneme dayanıyor. Bu sebeple Hypatia’nın yaşamından kısaca bahsetmekte fayda var.  Hypatia, İskenderiyeli astronom ve matematikçi düşünür Theon’un kızıdır. Theon, kızının iyi bir eğitim almasını ister. Zaten Hypatia da oldukça yetenekli ve zeki bir kadındır. Atina’da eğitim gören Hypatia zamanla İskenderiye okulunda babası ile birlikte dersler vermeye başlar. Hypatia hem güzelliği hem de zekâsıyla döneminde oldukça dikkat çeker. Bu dikkat çekiş olumsuz bir şekilde bazı zümreler tarafından tedirginlikle karşılanır. Çünkü Hypatia öncelikle bir kadındır ardından belirli bir inanışa mensup değildir. Her zaman aklın ve bilimin önde tutulması gerektiğini söyler. Her şeye sorgulayıcı bakar. Araştırmaların ancak bu şekilde gelişeceğini öğrencilerine öğretir. Öğrencileri Yahudi, Pagan, Hristiyan gibi farklı inanışlara sahip birçok kişiden yer alsa da Hypatia her fırsatta öğrencilerini dini karmaşadan uzak tutarak şunu vurgular: “Bizi birleştiren şeyler ayırandan daha fazla”. Ancak döneminin zihniyeti buna izin vermemektedir. Onun bu sorgulayıcı tarafı din mensubu kişiler tarafından hoş karşılanmaz. Çünkü bu dönemde büyük ölçüde Hristiyanlaştırma politikasının güdülmektedir. Bu sebeple Hristiyan halkın bazı kesimlerinin Hypatia ’ya düşmandır. Hypatia’nın Hristiyan olmaması ve dünyanın düz mü yuvarlak mı tartışmalarına zekice cevaplar araması nedeniyle belirli bir zümre tarafından dinsizlik, büyücülük, cadılık gibi ithamlarla yaftalanır. Ancak ne olursa olsun kendi düşüncesinden ve inanışından dönmez. Film boyunca bu mücadeleyi ve M.S. 4.yüzyıl dolaylarının sosyal konjonktürünü görüyoruz. Ve kendi yaşamında olduğu gibi sonuçlanıyor filmimiz. Hypatia’nın sokaklarda süründürülüyor, bedeni parçalanıyor ve sonunda da yakılıyor. Her ne kadar kendi öğrencilerinden bazılarının önemli siyasi mevkilere gelmiş olsa da bu durum Hypatia’nın korunmasını sağlayamıyor.  

Filmde zamanlama olarak Hypatia’nın hayatı İskenderiye’de ders verdiği dönemden başlıyor. Hypatia rolündeki Rachel Weisz’in oyunculuğu ise Hypatia karakterinin yansıtılmasında oldukça başarılı. Döneminin dini karmaşası, tasvirler, şehir merkezi, kıyafetler, bilgiler de izleyiciye geçecek şekilde bir gerçeklikle sunulmuş. Bugün dahi hala İskenderiye Kütüphanesi ayakta kalsaydı, yakılıp yıkılmasaydı, kütüphanede bulunan eserler günümüze ulaşsaydı insanlık medeniyet olarak nerede olurdu tartışmaları sürüp gidiyor. İşte bu tartışmalarda asla unutulmaması gereken bir isim Hypatia. Her ne kadar eserleri günümüze ulaşamasa da öğrencileri tarafından dünya ve gezegenler üzerine birçok araştırmayı sürdürdüğü bilinmektedir. Ve belki de zamanı olsaydı elips tanımını Kepler’den değil yüzyıllar önce Hypatia’dan öğrenmiş olacaktık.  Filmin mesajı ne diye soracak olursanız da

Hypatia’nın dediği gibi: “Düşünme hakkını saklı tut. Yanlış düşünmek bile hiç düşünmemekten iyidir. “

Tuğba Ayar

"Okumak iptiladır, müptelalara selam olsun."

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir