Latin Amerika Edebiyatı olmasaydı edebiyat tam olamazdı düşüncesindeyim. G.G. Marguez, J. L. Borges, Isabel Allende, Jose Saramago gibi eserlerini seve seve okuduğum yazarlara sahip olan Latin Amerika Edebiyatı hakkında Octavio Paz şöyle demiş: “…bir bakıma İspanya ve Portekiz`in Avrupa`nın kalanından kopuşu ile birlikte Latin Amerika`nın içine hapsolduğu bir zihinsel-kültürel dünyanın ürettiği ve geri kalışın karşılığında sahip olunan bedeli çok ağır ödenmiş bir hazine. “

İspanyolca ve portekizce konuşan, genellikle Orta ve Güney Amerika ülkelerini kapsayan bu edebiyatın bir kolu da Şili edebiyatıdır. Şili edebiyatı klasik Latin Amerika edebiyatına nazaran biraz daha farklı. Büyülü gerçekçilik temelli romanlarla meşhurlaşan Latin Amerika edebiyatından farklı olarak Şili edebiyatı daha çok şairleri ile meşhurdur. Ama bu Şili edebiyatında roman yazarı yoktur anlamına gelmez. Sadece Şili edebiyatında büyülü gerçekçiliğin izlerini pek bulamayız.

Şili edebiyatının en iyi üyülerinden biri Alejandro Zambra`dır. Türkçeye üç kitabı çevrilmiş bu yazarın son çevrilen kitabı Ağaçların Özel Hayatı adlı kısa novellasıdır. Eserin kurgusu çok basit. Sadece bir gece eve dönmeyen eşini sabaha kadar bekleyen ve üvey kızını uyutmak için masallar uyduran bir adamı anlatıyor Zambra. Ama önemli olan ne anlattığı değil, nasıl anlattığıdır.

Edebiyat öğretmenliği yapan Julian`ın eşi Veronica bir gece resim kursundan eve dönmez. Julian sabaha kadara onu bekler ve Veronica`nın küçük kızı Daniela`yı avutarak uyutmaya çalışır. Üvey kızını unutmak için ona Ağaçların Özel Hayatı isimini verdiği masallar uydurur. Bir baobap ağacı ile kavak ağacının sohbetlerinden oluşan bu masallarda ağaçların bir metafor olarak kullanıldığı, aslında insanlara bir gönderme olduğu söyleniyor.

Bir birinin ardından masallar uydurup anlatmayı seven Julian yazma konusunda bu kadar başarılı değildir. Yazar olmak istese de evde yetiştirtiği bonzai bitkisi üzerine yazmaya çalıştığı romanda 40 sayfadan öteye ilerleyemez.

Veronica`yı beklediği sürede yazar Julian`ın düşüncelerine dalıp, okuru onun geçmişine, anılarına, çocukluğuna götürür. Önceki sevgilisi Karla ile olan belirsiz, bitme nedeni bile tam açıklanmayan ilişkilerini hatırlıyor Julian. Ailesi ile ilişkileri iyi değildir, ama bunun bile belli bir nedeni yok ya da biz bilmiyoruz. Ailesine kızgındır, geçmişi hatırlarken onlarla ilgili yazmaya değer anıları olmadığı için, belki de hatırlamaya bile değmeyecek… Hatta kitabın bir yerinde bir ölüsü bile olmayan aileden geldiği için üzülüyor. Onlarla beraber ölmüş bir aile bireyinin acısını yaşamadığı, acısını yazacak bir ölü olmadığı için.

Geçmişinde elle tutulur bir şey bulamayan Julian bu kez kendisi için bir gelecek kurar hayalinde. Belki de hiç olmayacak şeyler uydurur. Bir roman yazdığını, Daniela`nın 30 yaşına geldiğini ve üvey babasının romanını okuduğunu hayal eder.

Veronica hala geri dönmemiştir. Edebiyat giden, geri dönmeyen kadınlarla doludur. Ama bu kez durum farklı. Bu kez giden kadın için ıztırab çekilmiyor, arkasından gidilmiyor, aranmıyor. Sadece bir bekleyiş var. Kadının geri dönüp dönmeyeceği hakkında hiçbir ipiucu yok. Veronica`nın geri dönmeyişi bu romanın yaranma nedeni. Roman Veronica geri gelene veya Julian onun artık gelmeyeceğine ikna olana kadar sürecek.

Aslında okur artık kadının geri gelip gelmeyeceğini merak etmiyor. Zambra eseri öyle bir ustalıkla kurgulamış ki, okur Veronica`yı unutup Julian`la beraber onun geçmişine, anılarına gider, onunla birlikte bir gelecek uydurur.

Alejandro Zambra`nın kaleminden çıkmış bu kısacık kitap saf edebiyat okumayı sevenlerin seve seve okuyacağı bir roman.

Ağaçların Özel Hayatı
Alejandro Zambra
Notos Kitap
91 sayfa

Aybeniz Hasanova
https://www.instagram.com/_aybeniz_hasanova_/