11. Peron

Göç ve göçmenlik konusu üzerinde çalışmalar yürüten Gökhan Duman, bir iş umudu ile Almanya’ya giden binlerce vatandaşın göç hikayelerini, umutlarını, hasreti ve acılarını anlatıyor bu kitapta. Bilinmeyene atılan her adımda yürek burkan hikayeler yakalıyor. En çok aklımda kalanlar ise yazarın yer verdiği yaşanmışlıklar.

“Eşimden bant gelmiş, bütün ev teybin başındayız. Eşim bantta ‘iyisiniz inşallah’ diyor bütün ev ‘iyiyiz, iyiyiz’ diyor, ‘köye kar inmiştir’ diyor, herkes ‘indi indi’ diyor. En son anasını, babasını, herkesi andı, ‘kalanlara da hasretle selam ederim’ dedi. İşte o kalan bendim.”

Yeni bir başlangıç için değil, daha iyi bir dönüş için gidiyorlar Almanya’ya, Arkadaşlarını, ailesini, eşini, çocuklarını geride bırakarak ayak basıyorlar yeni topraklara. Çoğu, eşini ailesinin yanına, kadın işçiler de alınmaya başlayınca evlatlarını bir tanıdığa emanet ediyor, bir parçalarını alamadan yanlarına onlar için gidiyorlar. 11. Peron’da inip çalışacakları yerlere dağılıyorlar. 11. Peron ise bir umut, vatan toprağının bir parçası gibi oluyor. Küçücük yurt odalarından izin günlerinde 11. Peron’a gelip de yeni gelen işçileri karşılayarak bir vuslat yaşıyorlar.

Yaşamayan anlayamaz derler, belki de anlatamadıklarından, belki de o duyguları aktarmanın zorluklarından… Gökhan Duman ise akıcı ve sade dili ile o duyguyu aktarmayı başarabilenlerden. Kitabı okudukça birileri ile paylaşmak hissi çok ağır bastı, hasreti ve umudu yaşayan bir kişi ile konuşabilmek, daha iyi anlayabilmek.

“O zamanlar tek firma vardı,o götürüyordu cenazemizi memlekete. Ama hafta sonu kapalıydı. Biz de ne yapalım, inşallah hafta için ölürüz diyorduk.”

11. PeronEnfes çikolatalar, radyo, televizyon, renk renk kıyafetler kalıyor akıllarda Almanya’dan gelenleri düşününce ancak bir de zorluklarla mücadele var orada, yabancılık hissi ve gerçekten dışlanma ile savaş var. Kitabın diğer yarısı da bu mücadeleyi veriyor ve bir burukluk bırakıyor geriye.

Bir yere sığamamak konuk işçi olarak gidenlerin kaderine yazılmış bir kere…

“30 yıl oldu alıştın mı diye soruyolar. 30 yıldır bir gün olsun cebimde pasaportum olmadan dışarı çıkmadım diyorum. İşte bu kadar alıştım.”

Kitap boyunca hep bir cümle vardı aklımda: “Almanya’da yabancı, Türkiye’de Almancı”

Şebnem Kısaparmak ne güzel özetlemiş tüm o duyguları, içime de işlemiş; onca yıl sonrasında kitapla beraber geliyor dilimin ucuna şiirin sözleri. Hissedilenleri bir de onun sesinden dinleyince kitabın bıraktığı hüzünden çıkamıyor insan.

“kendinden büyüktü belki de umutları”

Dünya vatandaşı olabilmek var umudumuz arasında belki bir gün, küçük bir umut… Küçük bir kara parçasını değil de dünyayı yurt edinebilmek…

11. Peron
Gökhan Duman
Vadi Kültür ve Sanat Yayıncılık
198 sayfa, 2018 

» Gülcemal Güler

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Coşkuyla Ölmek

Coşkuyla Ölmek

   Her okuyucu fark etmese de kitaplar dünyasında kendisine ait bir edebiyat alanı oluşturur. Bunun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir